banner487

banner211

banner216

banner217

banner219

banner488
14 Aralık 2017 Perşembe

26 AĞUSTOS 1071 DEN 26 AĞUSTOS 1922 YE

03 Eylül 2013, 11:08
26 AĞUSTOS  1071 DEN  26 AĞUSTOS 1922  YE
banner98
26 AĞUSTOS 1071 DEN 26 AĞUSTOS 1922 YE
 
                       Aylardan Ağustos, günlerden Cuma
                       Gün doğmadan evvel iklim-i Rum'a
                       Bozkurtlar ordusu geçti hücuma.             
                       Yeni bir şevkle gürledi gökler...
                       Ya Allah...Bismillah...Allahüekber!...
 
                        Önde yalın kılıç Türkmen başbuğu,
                        Ardında Oğuz'un ellinin tuğu...
                        Andırır Altay'dan kopan bir çığı.
                        Budur, Peygamberin övdüğü Türkler...
                        Ya Allah...Bismillâh...Allahüekber!...
 
                         Yiğitler kan döker, bayrak solmaya.
                         Anadolu başlar, vatan olmaya...
                         Kızılelma'ya hey... Kızılelma’ya...
                         En güzel marşını vurmada mehter;
                         Ya Allah...Bismillâh...Allahüekber!...
 
Büyük destan şairimiz merhum Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun unutulmaz şiirlerinden Malazgirt Destanı adlı şiirinden aldığımız üç kıta ile makalemize başladık.
Türk, Rus, Arap ve Bizans kaynaklarından öğrendiklerimize göre her ne kadar Anadolu’ya Türkler’in ilk girişleri 1071 den çok öncelere hatta Ön Türkler döneminde başlasa da 1071 in anlamı Türkler'in Anadolu’yu gerçek anlamda yurt yapmaya başladıkları tarih olarak önemlidir.
26 Ağustos 1071 Cuma sabahı Sultan Alp Arslan’ın Malazgirt ovasında beyaz atının üzerinde sırtında beyaz kefeniyle Allaha yalvararak ettiği dua " Allah’ım bu toprakları ya bana yurt yap, ya da mezar! " Yüce Allah tarafından kabul edilmiş ve Diyar ı İklim i Rum Türkler'e yurt olmuş Anadolu adıyla bin yıldır tarihe tescil edilmiştir.
         1071 den sonraki yıllarda Anadolu'yu karış karış fetheden Kutalmış oğlu Süleyman, Mansur, Mengücek, Danişment, Artuk gibi komutanlar Anadolu’nun Türkleşmesini sağlamışlarsa da gerçek Türk mührü Hoca Ahmet Yesevi dergâhından feyz alarak Anadolu içlerine yola çıkan manevi fatihler alp erenler ve onların evlâtları dönemlerinde vurulmuştur. Hacı Bektaş ı Veli, Hacı Bayram ı Veli, Yunus Emre, Taptuk Emre, Aşık Paşa, Ahi Evran, Yatağan Bey, ve daha niceleri gibi manevi fatihler Türk’ün maddi zaferini mana ile yoğurarak Anadolu Türk medeniyetinin pekişmesini sağlamışlardır.         
O tarihlerden bu günlere kadar Anadolu çeşitli saldırılarla karşı karşıya kalmış her defasında Türk'ün çelik gücü ile bu saldırılar püskürtülmüştür. Haçlı seferlerinde din- i Mübin i İslam’a göğüs geren İslam’ın kılıcı olan Nurettin Zengi, Salâhaddin Eyyubi, Kılıç Arslan, son haçlı seferini kahramanca püskürtüp son imparatorluğumuzun küllerinden yepyeni milli bir Türk devleti kuran Mustafa Kemal Paşa Türk İslâm tarihine adlarını altın harflerle yazdırmışlardır.
 
Maide suresi 54. Ayette omuzlarına yüklenen kutsal görevi tarihi boyunca büyük bir aşkla yapan ilahi kelimetullah, kelime i tevhid için hiç bir fedakârlıktan kaçmayan Türk milleti Kaşgarlı Mahmut'un Divan ı Lûgat ı Türk'ün dibacesinde hadislere dayandırarak belirttiği gibi yüce Peygamberimiz tarafından övülmüş bir millet olmanın onurunu tarihi boyunca taşımıştır.
             1071 den bu güne bu topraklar üzerinde iki büyük imparatorluk “Selçuklu, Osmanlı" bir büyük devlet "Türkiye Cumhuriyeti Devleti" onlarca devlet büyüklüğünde beylikler” “Karamanoğulları, Artukoğulları, Candaroğulları, Karesi, Saruhan, Aydınoğulları, Menteşe, Canikoğulları ve daha onlrcası" kuran Türk Milletine yazık ki içinde bulunduğumuz bu ortamda trajedik yapay bir kimlik sorunu yaşatılmak istenmektedir. 
              Bu topraklarda bin yıldır Türkler'den başka hiç bir unsur değil devlet bir tek beylik dahi kuramamış olmasına rağmen Türk Milleti yapay bir dayatma ile diline, adına, vatanına yeni şerikler, ortaklar eklenme tehlikesi ile karşı karşıya bırakılmak istenmektedir.
                Yeni Anayasa çalışmalarını yürek tüpürtüsü ile izliyoruz. Değiştirilemez ilk üç madde ve ilk üç maddenin değiştirilemezliğini perçinleyen dördüncü madde üzerinde büyük spekülâsyonlar yapılmaktadır. Bırakın bu ilk dört maddeyi değiştirmeyi anayasanın girizgâhındaki lâfzın bir virgülüne bile dokunulmaması lâzımdır. Zira girizgâh Türk devleti ve milletinin maddi ve manevi yapı taşlarını anlatan ifadelerle doludur. Nihai hedefte Türk adının silinmesini ve yerine Anadolu Sünni İslâm devleti ibaresini ikâme etmeyi hedefleyenler bölücülerle sonuçta ayni ortak hedefte birleşebilmektedirler.
      Bin yıllık ortak bir tarih şuurunuz oluşmamışsa eğer meseleleri doğru yorumlayamazsınız. Alp Arslan' i yalın halde Anadolu'yu İslamlaştıran biri olup Türk ve Türkleştirme gerçeğine sırtınızı dönerseniz yaptığınız Malazgirt törenlerinin de hiç bir kıymet i harbiyesi kalmaz!
         Alp Arslan'ın başlattığı Anadolu’nun Türkleşmesi hareketinin maddesi Türk ‘lük manası İslam’dır. Anayasa marifetiyle Türk'ün kurucu unsur olarak dil ve isim hakkına yeni ortaklar eklemek abesle iştigaldir ve biline ki biz bu yurtta adımızı ve dilimizi hâkim kılmak için bin yıldır bedeller ödedik. Bizim adımız ve dilimizi silmek isteyenler bunu anayasa cambazlıklarıyla değil bizim ödediğimiz bedellerin daha fazlasını ödeyerek gerçekleştirebilirler!
            Tarih şuuru dedik, hemen bir misal verelim; 15 Mayıs 1919 da Yunan kuvvetleri İzmir'e ilk çıktığı ve Hasan Tahsin'in ilk kurşunu sıktığı, halifenin ve padişahın "Yunan'lılar kıymetli misafirlerimizdir onlara iyi davranın" diye bildiriler yayınlarken Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, Kuvva yı Milliye'nin işgale karşı kutsal isyanı başlattıkları günden tam 2 yıl 346 gün geçmiştir.
                Sarı paşa için artık düşmana son darbeyi indirmek an meselesidir. Bu durum Düvel i Muazzamanın hiç beklemediği ama Mustafa Kemal'in adı gibi emin olduğu büyük bir gerçektir.
Tarih 25 Ağustos’tur. Fevzi paşa ile kapandıkları çadırda Timur ve Cengiz'in savaş taktikleri üzerine bir strateji oluşturan Mustafa Kemal Paşa bütün hazırlıklarını tamamlamıştır. Her an ileri komutunu verebilir. Ertesi gün 26 Ağustos Cuma'dır. 1071 de de 26 Ağustos Cuma ya denk gelmemiş miydi? Bir müddet durur ve gülümser. Allah’ım bu büyük milletin kaderimi diye düşünür. 26 Ağustos Cuma'lar kader Cuma'ları diye içini çeker ve o meşhur komutu ertesi gün yani 26 Ağustos Cuma hem de tamı tamına Alp Arslan'ın akını başlattığı anda Allaha yakarıp dua ederek a şafak vakti verir. " Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, İleri!...
                        İşte Malazgirt ve Kocatepe birbirlerine bu kadar yakın aralarındaki tek fark Malazgirt yurt kurmanın başlangıcı Kocatepe ise müstevlileri yurttan söküp atmanın kutsal emrinin yankılanmasıydı.
       Mustafa Kemal 26 Ağustosla Malazgirt'in izini sürmekle Türk mührünün takipçisi, Cuma'ların kutsiyetine kaderini bağladığı için İslam’ın manâsının yolunda olduğunu tescilliyordu.
            Alp Arslan'dan Mustafa Kemal'e bu kaderi, bu vatanın bize aidiyetini Nazım ne kadar da güzel mısralaştırmış!
                            Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
                            Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
                            Bu memleket bizim.
 
              Elbette bizim! Var mı daha ötesi?

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    2019 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNDE ERDOĞAN %60 OY ALIR...

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • İzmir Time - 10 Temmuz 2014 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV