banner565

banner504

banner500

banner501

banner503

banner497

22 Ağustos 2019 Perşembe

Eğitim kurumu yöneticiliği ikinci görev olmaktan çıkarılmalı

Kaya, "Devlet Memurları Kanunu’nun 88. maddesi, müdürlük, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığını, öğretmenler tarafından yürütülecek ikinci görev olarak tanımlıyor. 652 sayılı KHK’nın 37. maddesinde de, eğitim kurumu yöneticilerinin vali tarafından dört yıllığına görevlendirileceği belirtiliyor. Bu, eğitim kurumu yöneticiliğini, meslek değil meşgale olarak görmek, uzmanlaşmasını istememek, önemli ve değerli görmemek, profesyonellikle temas etmesini engellemektir."

banner98
16 Ocak 2019 Çarşamba 17:12
Bu haber 353 kez okundu
Eğitim kurumu yöneticiliği ikinci görev olmaktan çıkarılmalı
Eğitim Bir Sen, eğitim kurumu yöneticiliğine yapılacak atamalara dair bir model önerisinde bulundu. Sendika, yöneticiliğin "görevlendirme" şeklinden çıkarılmasını ve müstakil olarak profesyonel hale getirilmesini istedi.

Memur-Sen İzmir İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Ali Kaya, “Eğitim Kurumu Yöneticilerinin Seçimi ve Yetiştirilmesi: Tespitler ve Bir Model Önerisi” başlıklı Eğitim-Bir-Sen Genel Merkezi tarafından kamuoyuyla paylaşılan raporu değerlendirdi.

Kaya, eğitim sisteminde, hem mevzuatta hem de uygulamada istikrarın yakalanamadığı konuların başında eğitim yöneticiliğinin geldiğini belirterek, “Eğitimi, ‘hizmetin üretim süreci’ ve ‘hizmet yönetim süreci’ olarak iki ana başlık altında düzenlemek ve yürütmek gerekiyor. Bu iki sürecin birbirini tamamlaması ve desteklemesi, hem ayrı ayrı hem de bir bütün olarak sorunsuz işlemesi önem arz ediyor. Bu sağlanmadan, gerçek bir eğitim sisteminden bahsetmek de eğitimde kalıcı ve kalkınmayı sağlayıcı başarıyı elde etmek de mümkün değildir” dedi.

Kaliteli eğitim, ‘iyi öğretmen’ ve ‘lider yönetici’ ikilisini oluşturmayı gerektiriyor

Ali Kaya, “Eğitimde amaçlara ulaşılması ve kaliteli eğitim hizmeti sunulması; okulun iyi örgütlenmesine ve iyi yönetilmesine, okulların iyi yönetilmesi ise eğitim yöneticilerinin kariyer-liyakat ekseninde yetiştirilmesine ve seçilmesine bağlıdır. Kaliteli eğitim, ‘iyi öğretmen’ ve ‘lider yönetici’ ikilisini oluşturmayı ve ilişkisini doğru zeminde kurmayı gerektiriyor. Bu yönüyle, iyi öğretmen ve lider yönetici ikilisini bulmak noktasında ülkemizde sorun olmadığını görüyor ve biliyoruz. Sorun, bu ikili arasındaki ilişkinin, her birine ait mevzuat ve uygulama içeriklerinin doğru zeminde kurulmaması ve kurgulanmamasıdır” diye konuştu.

Türkiye’nin öğretmen ve yönetici konusunda nitelik değil, eğitim sistemi ve hedefleri konusunda netlik sorunu var

Öğretmenlere ve yöneticilere ‘gereken nitelikleri taşımadıkları’ ithamını yapmaktan haz duyan ve ‘Türkiye’nin nitelikli öğretmen ve yönetici sorununu çözmesi gerek’ demekten yorulmayan bir kitlenin olduğuna dikkat çeken Kaya, “Bize göre Türkiye’nin öğretmen ve yönetici konusunda nitelik değil, eğitim sistemi ve hedefleri konusunda netlik sorunu var. Öğretmenlerin niteliklerini eğitim süreçlerinde kullanmasını, yöneticilerin nitelik ve yeterliliklerini yönetim süreçlerinde devreye sokmasını kısıtlayan hatta imkânsızlaştıran bir eğitim sistemimiz var. Bu eşik aşılamadığından, eğitim yönetimi ve eğitim yöneticileri konusunda yapılması gereken işleri masaya yatırıp tartışamıyoruz” şeklinde konuştu.

Mevcut sorunlara uzun vadeli çözümler getirecek, eğitimin hem yönetimini hem de nitelik artırıcı etkisini kolaylaştıracak, hak edenin görev almasını, hakkını verenin görevde kalmasını ve yeterliliğini kaybedenlerin görevine son verilmesini öngören bir çözüm arayışı niyetiyle hazırlanan ve alternatif, somut bir model önerisi içeren raporun satır başları şöyle:

Eğitim kurumu yöneticiliği ikinci görev olmaktan çıkarılmalı

Devlet Memurları Kanunu’nun 88. maddesi, müdürlük, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığını, öğretmenler tarafından yürütülecek ikinci görev olarak tanımlıyor. 652 sayılı KHK’nın 37. maddesinde de, eğitim kurumu yöneticilerinin vali tarafından dört yıllığına görevlendirileceği belirtiliyor. Bu, eğitim kurumu yöneticiliğini, meslek değil meşgale olarak görmek, uzmanlaşmasını istememek, önemli ve değerli görmemek, profesyonellikle temas etmesini engellemektir. Sorunu görmek ve çözmek noktasında doğru hamle, eğitim kurumu yöneticiliğine mahsus kadro oluşturmak ve yöneticileri bu kadrolara atamaktır.

Eğitim kurumu yöneticiliğinin ön şartı ‘öğretmenlik’ olmalı

Eğitim kurumu yöneticisi, kurumu yönetmekten, öğretmenleri ve diğer eğitim çalışanlarını doğru yönlendirmek ve yetiştirmekten sorumludur. Bu nedenle, eğitim kurumu yöneticiliğinde, öğretmenlik deneyimine sahip olmak temel şart olmalıdır. Raporumuz kapsamında incelenen ülkelerin tümünde eğitim kurumu yöneticisi olmak için birinci şartın öğretmenlik deneyimi olması, başka arayışların zaman ve enerji kaybı dışında sonuç doğurmayacağını teyit ediyor.

Bakanlık, eğitim yöneticilerinin eğitimini bizzat gerçekleştirmeli

Bakanlık, eğitim yöneticilerinin yetiştirilmesinde koordinatör değil, icracı konumda olmalı; üniversiteleri ya da diğer kuruluşları adres göstermek yerine eğitime dair kapasitesini yönetici yetiştirmede devreye sokmalıdır.

Eğitim kurumu yöneticilerinin ücreti kariyer millî eğitim uzmanından düşük olmamalı

Eğitim kurumu yöneticiliği göreviyle sorumluluklar artarken, mali ve sosyal haklar artmamakta hatta birim saat başına alınan maaş tutarı düşmektedir. OECD ülkeleri arasında, ortalama okul müdürü maaşı ile ortalama öğretmen maaşı arasındaki farkın en az olduğu ülkelerden biri Türkiye’dir. Eğitim kurumu yöneticilerinin maaş ve ücretleri, kariyer millî eğitim uzmanlarından düşük olmayacak şekilde artırılmalıdır.

Eğitim yöneticiliği mevzuat ve uygulamalarında istikrar önemli ve gereklidir

Eğitim kurumu yöneticilerinin seçimine ve görevlendirilmesine ilişkin ağırlıkla yönetmelik düzeyinde düzenleme yapıldığı görülmektedir. Fakat hiçbir yönetmeliğin yürürlüğe konulduğu ilk hâliyle bir yıldan daha uzun süre uygulanmadığı ve birçok yönetmeliğin de bir yıldan daha kısa sürede yürürlükten kalktığı gerçeği, bu alandaki temel sorunlardan biridir. Eğitim yönetimine dair mevzuat ve uygulamalarda süre boyutuyla istikrar yakalanmadıkça, ne eğitim yöneticisi yetiştirmek ne de eğitim yöneticilerinin seçimine ilişkin uygulamalardaki sıkıntıları gidermek mümkündür. Ülkenin yönetiminde ve ekonominin güçlenmesinde istikrar nasıl gerekli ve önemli ise okul yönetimine ve yöneticilerine ilişkin mevzuat ve uygulamalarda da istikrar en az o kadar önemli ve gereklidir.

‘Yönetim ve Denetim’ alanında yüksek lisans yapanlar yazılı sınavdan muaf tutulmalıdır

Ancak belli bir süre müdür yardımcılığı yapmış olanlar eğitim kurumu müdürlüğü sınavına girebilmelidir. ‘Yönetim ve Denetim’ alanında doktora veya tezli/tezsiz yüksek lisans yapanlar ise yazılı sınavdan muaf tutulmalıdır.

İdarenin sürekliliği ve istikrarı ilkesi gereği kazanılmış haklar korunmalıdır

Mevcut eğitim kurumu yöneticilerinin müktesep haklarının korunması, hukuk devletinin bir gereğidir. Bu nedenle, görevde bulunan müdür ve müdür yardımcılarının kazanılmış hakları korunmalı ve görevlerine devam etmeleri sağlanmalıdır.

 

 

 

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    BENİ HAYATA BAĞLAYAN TEK ŞEY AHİRET İNANCIMDIR?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • İzmir Time - 10 Temmuz 2014 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV