banner211

banner521

banner500

banner501

banner503

banner504

banner511

izmir escort

banner493
24 Eylül 2018 Pazartesi

Adayımız Sen-ben ayrımı yapmaz, 80 milyonu kucaklar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu TBM CHP Grup Toplantısında Konuştu.Kılıçdaroğlu , “Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı tarafsız olmalı, cumhurbaşkanı 80 milyonu kucaklamalı. Cumhurbaşkanı sadece CHP üyelerinin cumhurbaşkanı değil ve ya Cumhuriyet Halk Partisine sempati duyan vatandaşların cumhurbaşkanı değil. Cumhuriyet Halk Partisinin önerdiği kişi 80 milyonun cumhurbaşkanı olmalı, bu inançla ve görüşle yola çıkmalı”

banner98
08 Mayıs 2018 Salı 22:52
Adayımız Sen-ben ayrımı yapmaz, 80 milyonu kucaklar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu TBM  CHP Grup Toplantısında Konuştu.Kılıçdaroğlu , “Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı tarafsız olmalı, cumhurbaşkanı 80 milyonu kucaklamalı. Cumhurbaşkanı sadece CHP üyelerinin cumhurbaşkanı değil ve ya Cumhuriyet Halk Partisine sempati duyan vatandaşların cumhurbaşkanı değil. Cumhuriyet Halk Partisinin önerdiği kişi 80 milyonun cumhurbaşkanı olmalı, bu inançla ve görüşle yola çıkmalı”
Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun TBMM CHP Grup Toplantısında yaptığı konuşma şöyle:  Umudumuz hiç eksik olmasın, neşemiz hiç eksik olmasın, huzurumuz hiç eksik olmasın. Umudumuzu neşemizi hep yaşamak istiyoruz. Emin olun siyasette varlık nedenim, sadece ve sadece bu ülkeye hizmet etmek. Görüşü ne olursa olsun her vatandaşın mutlu olduğu bir Türkiye’yi inşa etmek istiyorum; ben ve arkadaşlarımın temel hedefi bu. Güzel bir Türkiye, zengin bir Türkiye, huzurlu bir Türkiye, kendi içinde barışık bir Türkiye; böyle bir Türkiye’yi inşa etmek için siyasete girdim ve aynı azim ve kararlılıkla yoluma devam edeceğim.
Elbette bizi sevindiren pek çok olay var. Avrupa Şampiyonasında erkekler serbest stilde Taha Akgül ve Soner Demirtaş, grekoromende Rıza Kayaalp ve kadınlar kategorisinde de Yasemin Adar ve Elif Jale Yeşilırmak altın madalya kazandılar. Yani beş kez göndere Türk Bayrağı çekildi, beş kez İstiklâl Marşımız okundu. Bu sporculara yürekten teşekkür ediyoruz, uluslararası arenada bize güç kazandırdılar. Aynı şekilde Darüşşafaka biliyorsunuz, erkek basketbol takımı o da şampiyon oldu. Darüşşafaka aynı zamanda çok güzel bir eğitim kurumu. Bütün Darüşşafakalıları ve sporculara, teknik adamlara hepsine yürekten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Vakıfbank’ın kadınlar voleybol takımı da Bükreş’te şampiyon oldu. Bütün kadın sporculara yürekten teşekkürler. Rize Spor ve Ankara Gücü de süper lige çıktılar, onlara da teşekkür ederiz. İki takımın da ve bütün futbolcuların da bütün sporcuların, sporun bir centilmen işi olduğunu, sporun bir barış ve kardeşlik işi olduğunu, elbette sağlıklı tutarlı bir yarışmanın olabileceğini, ama centilmenliğin asla ve asla uzak tutulmaması gerektiğini hepimizin ve onların kabul etmesi gerekir. Umarız spora siyaset girmez. Nasıl diyoruz ya, camiye siyaset girmesin, kışlaya siyaset girmesin, adliyeye siyaset girmesin, spora da siyaset girmesin.

Efendim Cemil-Mukaddes Gezmiş, Beşir-Mediha Aslan, Hıdır-Selver İnan, bu altı güzel insan üç çocuğu Türkiye’ye emanet ettiler; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı. 6 Mayıs 1972’de bu üç güzel fidanımızı darağacında kaybettik. Onları kalbimizdeki yerine havale ettik, onların yeri kalbimiz. Onlar idam sehpasına giderken ailelerine mektup yazdılar. Deniz Gezmiş babasına şunları yazdı: “Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir” ölüme direnen bir söylem, kendisine yakışan bir söylem. Yusuf Aslan babasına şunu yazıyor: “Yıllarca emek verip yetiştirdiğin bir oğlun bir günde öldürülmesi kolay göğüslenecek bir olay değildir. Fakat siz benim ne için, kimlere karşı mücadele verdiğimi biliyorsunuz.” Hüseyin İnan da babasına ailesine şunları yazar: “Yazılacak çok şey var, fakat hem mümkün değil, hem de sırası değil. Candan selamlar” ve onlar 46 yıl önce darağacında hayatlarını kaybettiler. Siyasal idamların, toplumların belleğinde derin yer ettiğini artık kabul etmemiz gerekiyor. O nedenle rahmetli Bülent Ecevit’in, idamların kaldırılması konusundaki çabası çok, ama çok değerlidir. Bugün siyasal idamların olmaması, en azından toplumda geleceğe yönelik derin yarılmaların engellenmesi açısından önemlidir. Günlük kızgınlıklarımızla hareket edebiliriz, ama bir süre geçtikten sonra belli bir ara geçtikten sonra, yani yara soğuduktan sonra yapılan işin doğru mu eğri mi olduğunu daha sağlıklı düşünüp karar verebiliyoruz. O nedenle biz Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı asla unutmayacağız. Gençler de unutmayacaklar, onlar bu ülkenin bağımsızlığı için mücadele edenlerdi.


Ve dün bir gazetemiz 94.yılını kutladı, çınar gibi bir gazete, Cumhuriyet Gazetesi 94.yılını kutladı. 94 yıl, yani bir asra yaklaşan yıl bizim basın tarihimizde çok fazla rastlanan bir olay değildir. Cumhuriyetin adını Gazi Mustafa Kemal Atatürk koymuştur ve Cumhuriyet adına uygun olarak, demokrasiyi cumhuriyeti özgürlükleri kadın erkek eşitliğini ve çağdaş uygarlığı savunmuştur. Her dönemde baskılara karşı direnmiştir, darbelere karşı direnmiştir. Darbelere ve baskılara karşı direndiği için, ağır bedeller ödemiştir. Yazarları katledilmiştir, gazetecileri hapse atılmıştır, köşe yazarları hapse atılmıştır. 20 Temmuz darbesinden sonra olan olaylar Cumhuriyet bağlamında yaşanan olaylar, 12 Eylül ve 12 Mart askeri darbeler döneminde de aynen yaşandı. Ve bugün Cumhuriyet Gazetesi bütün baskılara rağmen yoluna devam etmektedir; bu ülkede demokrasiyi savunan, özgürlüğü savunan, kadın erkek eşitliğini savunan, parlamenter demokratik sistemi savunan, tek adam ve diktaya karşı olan her kesimin Cumhuriyet’e sahip çıkması lazım. 20 Temmuz darbesine karşı en dik duran, en onurlu duran gazetelerden birisidir. Gazeteciliğin yerlerde süründüğü bir süreçte, Cumhuriyet Gazetesi yazarlarıyla beraber onurlu ve dik duruşunu hiç bozmamıştır. 20 Temmuz darbesine karşı en dik ve en onurlu duran gazetedir. Gazeteyi de yazarlarını da yürekten kutluyoruz.


Siyasetle dinin ayrılması gerektiğini hepimiz biliyoruz. İnançların siyasete malzeme edilmemesi gerektiğini hepimiz de biliyoruz. Herkesin inancına saygı duymak insan olmanın bir gereğidir zaten. Kişilerin inancına saygı duymak bizim görevimizdir. Onları zorla belli bir inanç içinde tutmak veya baskılamak veya inancından vazgeçmek gibi bir düşünce, insanlığı da ahlaka da inancımıza da aykırıdır. Bunu şunun için söylüyorum. Fransa’da aralarında geçmişte devlet yöneticisi olanlar da dahil bir grup sanatçı, efendim Kuranı Kerim’den bazı ayetlerin çıkarılması gerektiğini söylüyorlar. Neymiş? Çağdışı kalmış o ayetler. Buradan açık ve net söylüyorum; çağdışı kalan Kuranı Kerim değil, çağdışı kalan sizlersiniz. Ve onlara bir kez daha sesleniyorum; sizin bu tavrınız, bu düşünceniz El Kaide, El Nusra, İŞİD düşüncesidir. Onlara destek veriyorsunuz siz. Bütün kitaplara saygımız vardır, bütün kitaplara! Son kitap Kuranı Kerim’dir. Eğer siz inançları kullanarak terör estiren IŞİD’e El Kaide’ye destek vermek istiyorsanız, bu söylemlerinize devam ediniz. İslamiyet’in bir barış dini olduğunu bütün dünya kabul ediyor. İslamiyet’te kavga yoktur, kin yoktur, öfke yoktur. Liyakat vardır İslamiyet’te, barış vardır, huzur vardır İslamiyet’te. Siz İslamiyet’i nasıl böyle tanımlarsınız? İnsanların inancına saygı göstermek, insanoğlunun bizatihi varlık nedenidir. Değerli arkadaşlarım, bunlara söylemek isterim. Öyle anlaşılıyor ki, bu açıklamayı yapanlar İslamiyet’in ne olduğunu bilmiyorlar. Onlara sadece bir tavsiyem var. Lütfen, ama lütfen Sevgili Peygamberimizin Veda Hutbe’ sini bulunuz, Veda Hutbe’ sini okuyunuz. Tarihte ilk insan hakları beyannamesi olarak kabul edilen Veda Hutbe’ sini okuyunuz.

Efendim geçtiğimiz cuma günü ezberleri yine bozduk. Cumhuriyet Halk Partisi olarak cumhurbaşkanı adayımızı açıkladık, Sayın Muharrem İnce’yi. Beklemiyorlardı, çünkü kendileri gibi sanıyorlar Cumhuriyet Halk Partisini de. Efendim orada yarış oldu, biri diğerini mahvedecek. Niye mahvedelim? Yıllardır beraberiz, aynı kavgayı veriyoruz aynı mücadeleyi yapıyoruz, aynı yolda yürüyoruz, aynı havayı teneffüs ediyoruz. Kaldı ki, Sayın Muharrem İnce hem Türkiye’nin sorunlarını çok iyi bilen, hem de sorunların kaynağını çok iyi bilen bir kişidir. Dolayısıyla bizim cumhurbaşkanı adayımız, onların düşündüğü gibi değil. Bizim cumhurbaşkanı adayımız, demokrasiye bağlı bir kişidir, insan haklarının ne olduğunu bilir. Sen-ben ayrımı yapmaz, 80 milyonu kucaklar. Nitekim kürsüye davet ettiğimde geldi, göğsündeki Cumhuriyet Halk Partisi rozetini çıkardı ve bana emanet etti. Ben de cebimdeki Türk Bayrağı rozetini çıkarıp onun göğsüne taktım. Yine akılları ermedi, vay efendim nasıl yaparlar bunu? Arkadaşlar, biz en başından beri cumhurbaşkanının tarafsız olması gerektiğini söyledik, en başından beri! “Cumhurbaşkanı tarafsız olmalı, cumhurbaşkanı 80 milyonu kucaklamalı. Cumhurbaşkanı sadece CHP üyelerinin cumhurbaşkanı değil ve ya Cumhuriyet Halk Partisine sempati duyan vatandaşların cumhurbaşkanı değil. Cumhuriyet Halk Partisinin önerdiği kişi 80 milyonun cumhurbaşkanı olmalı, bu inançla ve görüşle yola çıkmalı” dedik.

Ve Muharrem İnce, hiçbir zaman ayrım yapmadı vatandaşlar arasında. Kimlik ayrımı yapmadı, inanç ayrımı yapmadı, yaşam tarzı ayrımı yapmadı, bölge ayrımı yapmadı. Sen bizdensin, sen bizden değilsin diye öyle bir cümle de kullanmadı. Peki, böyle bir kişi neyi hak ediyor? Cumhurbaşkanlığı makamını hak ediyor, 80 milyonun, yani cumhurun başı olacak.

Muharrem Bey’in başka ne özelliği var? Milleti bölmek istemiyor. “Bana oy verenler bizim millet, oy vermeyenler hain.” Bunu söyleyen adam cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal etmiş vaziyette; toplumu bölüyor, ayrıştırıyor. Biz ne yapıyoruz? Biz toplumu kucaklıyoruz ve birleştiriyoruz.

Muharrem İnce sadece “bizim milletimiz” diyor. Kim olursa olsun, hangi partiden olursa olsun herkesi kucaklıyor. “Bana oy verenler çok makbul, oy vermeyenler hain veya münafık…” Söylediği lafa bakın Allah aşkına ve bu adam cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyor. Ülkenin nüfusunun yarısını vatan haini, yarısını münafık addediyor. O nedenle diyorum, bu kişiden cumhurbaşkanı olmaz. Bir partinin genel başkanı olabilir, itirazım yok. Ama cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturuyorsa, 80 milyonun cumhurbaşkanı olmak zorundadır. Eğer 80 milyonun cumhurbaşkanı değilsen, kimse kusura bakması5n sen cumhurbaşkanı değilsin kardeşim, değilsin.

Ne istiyor Muharrem İnce? Memleketinde huzur istiyor, herkes huzur içinde yaşasın istiyor. Kavga istemiyor, kavgadan uzak durmak istiyor. Buyurun gelin oturalım, uygar medeni insanlar gibi televizyonlarda tartışalım. Bak diyor randevu aldım, cumhurbaşkanı adaylarının tamamını ziyaret edeceğim diyor, düşüncelerimi anlatacağım diyor. Bu neyin işaretidir? Bu cumhurun işaretidir, ben 80 milyonu kucakladım, onun işaretidir. Ben kimseyi ötekileştirmiyorum, onun işaretidir. Gideceğim hepsini ziyaret edeceğim diyor. Randevu istedim diyor, ama Demirtaş’tan randevu isteme şansım yok diyor. Onun için de Adalet Bakanlığından izin isteyeceğiz, izin ver gidip onu da ziyaret edeceğim diyor.

Ne istiyor Muharrem İnce? Bu memlekette işsizlik olmasın istiyor, herkes çalışsın, herkesin işi gücü olsun, herkes alın teri döksün para kazansın, evine gelsin huzur içinde yaşasın istiyor.

Ne istiyor Muharrem İnce? Adalet istiyor. Adalet devletin temelidir. Adaleti sağlayacağım diyor, adalet neyli gerektiriyorsa tamamını yapacağım diyor. Ama onlar rahatsızlık duyuyorlar, vay efendim nasıl Muharrem İnce’yi cumhurbaşkanı adayı gösterirsiniz?

Efendim Muharrem İnce’nin bir başka özelliği daha var, Muharrem İnce bir öğretmen. Bu ülkenin binlerce çocuğunu okuttu, binlerce çocuğuna ders verdi. Hayatı öğretti onlara, geleceği öğretti onlara, ufku öğretti, umudu öğretti, demokrasiyi öğretti, fiziki matematiği kimyayı öğretti, Türkçeyi geometriyi öğretti. Üniversitelerde ve bürokraside çok sayıda yönetici ve akademisyen var onun yetiştirdiği. Dolayısıyla öğretmenliğin ve öğretmenin ne olduğunu en iyi bilen kişilerden birisidir, öğretmen çünkü bu. Ve dolayısıyla Muharrem İnce, öğretmenlerin çilesini en iyi bilen kişidir. Çocuğunu okula gönderen anne ve babanın çilesini de en iyi bilen kişidir. O nedenle bütün anne ve babalara ve bütün öğretmenlere sesleniyorum; siz Muharrem İnce’ye sahip çıkmak zorundasınız, Muharrem İnce’yi cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmak zorundasınız. Çünkü Muharrem İnce şunu çok iyi biliyor. Mademki muasır medeniyetin, yani çağdaş uygarlığın ötesine geçeceğiz, bunun dünyada bilinen tek yolu var, ikinci yolu yok; eğitim. Eğitimle siz Türkiye’yi çağdaş uygarlığa taşıyacaksınız, bilim insanı yetiştireceksiniz, hâkim, savcı, kaymakam, vali, sanatçı yetiştireceksiniz. Kim yapacak bunları? Öğretmen yapacak, öğretmenler yapacak. Öğretmenleri baş tacı yapmayan bir toplumun geleceği karanlıktır bakın, öğretmenleri baş tacı yapmayan bir toplumun geleceği karanlıktır.  Muharrem İnce ne diyor? “Bütün öğretmenleri baş tacı yapacağım” diyor. “Toplumun en değerli kişileridir öğretmenler” diyor. Öğretmenine saygı duymayan bir toplumun geleceği yoktur. Muharrem ince bunları savunuyor ve savunacaktır da.

Aynı zamanda Muharrem İnce bir halk adamıdır. Milletvekili seçilmeden önce ben onu tanırım. Ben bürokrasiden ayrılmıştım, o da Yalova’daydı. Arkadaşlığımız siyaset öncesi bir arkadaşlıktır. Tanışmamız da milletvekili olmadan çok öncedir ve dolayısıyla kendisi bildiğimiz bir halk adamıdır. Milletvekili oldu, ne köyünden ne de köylüsünden vazgeçmedi. Köyüne de gitti, köylüsüne de gitti, kahvede oturdu, çay içti, onlarla oyun oynadı, fıkra anlattı, eğlendi vesaire vesaire. Dolayısıyla o aristokrat bir aileden gelen bir kişi değildir. Milletvekili olduktan sonra da, yani hayat standardı yükseldikten sonra da asla ve asla köyüne de köylüsüne de ihanet etmedi. Onlarla beraber gitti, onlarla beraber dertlendi, onlarla beraber sevindi ve dolayısıyla bir halk adamıdır. Yani birilerinin yaptığı gibi, “efendim yırtık ayakkabıyla siyasete girdim, sarayda oturuyorum, 3 bin kişi beni koruyor...” Muharrem İnce bunları reddeder ve bunu halka hakaret addeder. 3 bin kişiyle gezen cumhurbaşkanı mı olur? 3 bin kişiyle gezen cumhurun başkanı mı olur? Kendi halkından korkan cumhurbaşkanı, buyurun bakalım, kendi milletinden korkan cumhurbaşkanı. Kahveye gidemiyor, vatandaşın arasına giremiyor. Meclise geliyor, milletvekillerinden korkuyor. Bugün gelirken baktım, etraf polis kaynıyor. “Ne oldu bir şey mi oldu” dedim. “Yok, Erdoğan burada” dediler. Pes yahu, helikopterler havada, her taraf polis kaynıyor. Kimden korkuyorsun arkadaş, milletinden korkan cumhurbaşkanı olur mu? Muharrem İnce ne diyor? “3 bin kişilik polis ordusunu kaldıracağım” diyor. “Ben milletin arasına gireceğim” diyor, “ben halk adamıyım” diyor. Hiç kimse unutmasın, Muharrem İnce sarayların değil, Muharrem İnce milletin evladıdır, bu milletin evladıdır, bu halkın evladıdır Muharrem İnce.

Ayrıca Muharrem İnce tek adamlığa oynamıyor. Efendim geleceğim tek adam olacağım... Yok öyle bir şey. “Ben demokrasiye inanıyorum” diyor, “ben güçler ayrılığına inanıyorum” diyor, “ben güçlü bir parlamenter sisteme inanıyorum” diyor. “Demokrasisi gelişmiş bir Türkiye istiyorum” diyor. Böyle geleceğim tek adam olacağım, herkesin ensesine vuracağım, ağzından lokmasını alacağım, bir şey söylediği zaman da yakalayıp hapse atacağım. O bir öğretmen, bunları kabul etmez. O bir baba, bunları kabul etmez. O halkına inanıyor, milletine inanıyor o. Halkıyla milletiyle beraber yola çıkmak istiyor. Dolayısıyla Muharrem İnce’yi cumhurbaşkanı adayı seçtik, beyefendide şafak attı. Vay efendim nasıl olurmuş? Olur efendim bal gibi olur, senden çok çok çok çok daha iyi olur.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner386
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    BENİ HAYATA BAĞLAYAN TEK ŞEY AHİRET İNANCIMDIR?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • İzmir Time - 10 Temmuz 2014 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV