banner487

banner211

banner216

banner217

banner219

banner494
21 Ocak 2018 Pazar

Bu Durumdan Elbette Memnuniyet Duymuyoruz

Bahçeli Milletvekillerine, “Medeniyetler arası ihtilaflar kemikleşmiş, ülkeler arası hizip ve husumetler kamçılanmıştır.Ortadoğu çatışmalarla çalkalanmış, hegemonya mücadeleleriyle dalgalanmıştır.Yalnızca komşu coğrafyalar değil, aslında tüm dünya kendi içinde, kendine özgü, hatta insanlık mirasını yiyip tüketen derin bir istikrarsızlık sarmalına hapsolmuştur. Biz bu durumdan elbette memnuniyet duymuyoruz.”

banner98
09 Ocak 2018 Salı 18:20
Bu Durumdan Elbette Memnuniyet Duymuyoruz

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı  Devlet Bahçeli ,  TBMM Grup Toplantısında Milletvekillerine  Hitap Etti. Bahçeli Milletvekillerine, “Medeniyetler arası ihtilaflar kemikleşmiş, ülkeler arası hizip ve husumetler kamçılanmıştır.Ortadoğu çatışmalarla çalkalanmış, hegemonya mücadeleleriyle dalgalanmıştır.Yalnızca komşu coğrafyalar değil, aslında tüm dünya kendi içinde, kendine özgü, hatta insanlık mirasını yiyip tüketen derin bir istikrarsızlık sarmalına hapsolmuştur. Biz bu durumdan elbette memnuniyet duymuyoruz.”
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı  Devlet Bahçeli ,  TBMM Grup Toplantısında Milletvekillerine  Yönelik Konuşmasında Sözlerini Şöyle Sürdürdü:Ümidim, 2018’de huzur ve istikrarın insanlığa eksiksiz egemen olmasıdır.Beklentim, komşu coğrafyaların düzen ve dengeye kavuşması, ülkemizin birlik ve diriliş ruhuyla geleceğe yürümesidir.Takvim yapraklarından bir yıl daha kopmuştur.2017 yılı kolay geçmemiş, müessir olayların sayı ve seviyesinde herhangi bir azalma görülmemiştir.Tam tersine, 2017 Cumhuriyet tarihinin en kritik, deyim yerindeyse mana ve muhteva bakımından en uzun yılı olmuştur.Geride kalan yıl içinde Türkiye’yi, Türk ve İslam alemini, aynı zamanda bölge ve dünya dengelerini doğrudan etkileyen pek çok gelişme yaşanmıştır.Kabul etmemiz lazımdır ki, insanlık içine çekildiği sistematik krizden bir türlü çıkamamış, çıkmayı denese de başaramamıştır.

Maalesef ki;Anlaşmazlıklar bilenmiştir.Gerginlikler beslenmiştir.Görüş ve fikir ayrılıkları keskinleşmiştir.Medeniyetler arası ihtilaflar kemikleşmiş, ülkeler arası hizip ve husumetler kamçılanmıştır.Ortadoğu çatışmalarla çalkalanmış, hegemonya mücadeleleriyle dalgalanmıştır.Yalnızca komşu coğrafyalar değil, aslında tüm dünya kendi içinde, kendine özgü, hatta insanlık mirasını yiyip tüketen derin bir istikrarsızlık sarmalına hapsolmuştur.Biz bu durumdan elbette memnuniyet duymuyoruz.Küresel ölçekte uzlaşma, konuşma, kaynaşma ve ortak akılda buluşma vasatının zayıflamasından doğal olarak kaygılıyız, gelecek adına karamsarız.İlkel dürtülerin öne çıkması demokrasi, hukuk ve özgürlük birikimine zarar vermektedir.Kontrolden çıkan devletlerarası güç ve nüfuz mücadeleleri huzur ve barış iklimini zehirlemektedir.Güçlünün haklı, haklının güçsüz olduğu bir insanlık tablosu karşımızdadır. Bu ağır tablonun kabarık faturası ise masumların önüne koyulmaktadır Değerlendirmesinde Bulunan Bahçeli, “Hak tanımayan, helal bilmeyen, insani değer ve kazanımları hiçe sayan bir siyaset ve yönetim anlayışının giderek kök saldığı, tesir düzeyini hızla genişlettiği görülmektedir.BM Genel Sekreteri’nin yeni yıl münasebetiyle yapmış olduğu konuşmada, dünya için alarm seviyesini “kırmızıya” çıkarması önümüzdeki zorlu dönemin habercisi niteliğindedir.Yerkürenin hemen hemen her köşesinde etnik anlaşmazlıklar tırmanmaktadır.Dini inançlar düşman kamplara, mezhebi farklılıklar birbirine kapalı ve hasım uç noktalara taşınmaktadır.Küresel emperyalizm siyasi ve ekonomik operasyonları silah gibi kullanmaktadır.Göç dalgaları, sosyal gerilimler, ekonomik sorunlar, terör saldırıları, yer altı ve yer üstü kaynakları ele geçirme kavgaları dünyayı bir musibetten diğerine savurmaktadır.”

 

Bahçeli  Konuşmasına Şöyle Devam Etti:

Diğer yandan asimetrik çatışmalara, vekâlet savaşlarına ek olarak özellikle nükleer silahlanmadaki korku verici tırmanış insani endişeyi haklı olarak artırmaktadır.Bölgesel ve küresel siyaset, ahlak ve vicdan bunalımına çakılmıştır.Her düzeyde akıl tutulması, kafa karışıklığı, irade noksanlığı belirginleşmiştir.Aslında var olan dünya gerçeği bir nevi Ortaçağ karanlığıdır.Şayet bu karanlıktan çıkış ve kurtuluş yolları bulunamazsa, uyarıyorum ki, dünyanın hiçbir ülke ve coğrafyası güvenli olamayacaktır.Geçtiğimiz yüzyılın trajik ve tramvatik hadiselerinden kalıcı ve kapsayıcı sonuçlar çıkarılması lazımdır.Nitekim 20.yüzyılın fahiş yanlışlarını, Allah muhafaza tekrar etmek olsa olsa akılsızlık, körlük, gafillik ve su katılmamış cahillik olacaktır.İnsan hayatına sırt dönen haydutluklar, ilkesiz hedefler, ideolojik hınçlar, emperyalist hırslar hem ülkemize hem de doğu-batı eksenindeki diğer ülkelere acı bedeller ödetmiştir.Bu itibarla insanlığın irkilmesi, ürpermesi, yaklaşan tehlikeleri sezerek miskinlikten kurtulması, içine sıkıştığı kabuğu kırması aciliyet arz eden bir zorunluluktur.İfsat olmuş bir dünyada inkar ve itlaf edilmiş değerlerden başka bir şey kalmayacaktır.Bununla birlikte perişan olmuş ahlak, ziyan edilmiş bir hukuk ve adalet anlayışı sadece felaketlere, sadece feci akıbetlere hizmet edecektir.Nihai olarak topyekûn hezimet kaçınılmaz, hüsran ise kati olacaktır.

2017’de taşlar yerinden oynatılmış, mütecaviz emeller tahkim ve temin edilmiştir.Terör örgütleri ülkemizle birlikte komşu coğrafyalarda at koşturmuşlardır.Zalimler, kiralık ve katil örgütleri sinsi ve gizli gündemlerine muvafık şekilde kumanda etmiş ve kullanmışlardır.

Caniler nifak ve şikak saçmışlardır.

Güney sınırlarımız boyunca uzanacak bir terör koridoru açılmak istenmiştir.Bunun daha da ilerisinde ve üstünde, planlanmış terör devletinin inşası için yoğun gayret ve faaliyet sergilenmiştir.PKK’nın Suriye kolu PYD-YPG bu maksatla silahlandırılmıştır.Katiller zırha büründürülmüş, emperyalizmin kanatları altına alınmışlardır.Çok açık biçimde şiddet ve şekavet övülmüş ve özendirilmiştir.IŞİD’le mücadele adı altında terörizm desteklenmiş, korumaya alınmış, mücavir bölgelere konuşlandırılmıştır.Halbuki IŞİD’i kimlerin kurduğu, kimlerin sevk ve idare ettiği bellidir.Bir terör örgütünün bir başka terör örgütüyle dengelenmesi ve denetlenmesi örtülü biçimde hesaplanmış, sahada icra edilmiştir.Damar kanda nasıl dolaşıyorsa, haçlı hevesleri de ülkemizin çevresinde öyle dolaşmış, bununla da kalmayıp milli, dini ve tarihi miraslara kast etmiştir.Suriye’de oynanan oyunlar kıyıya vurmuş, figüranlar açığa çıkmış, alçak senaristlerin yazdığı karanlık senaryolar netleşmiştir.

 

Terör örgütlerini kışkırtanlar bir defa İslam’a hasımdır.Muhakkak süratte Türk ve Türkiye’ye düşmandır.ABD’nin İsrail’le ittifak halinde gerçekleştirdiği Kudüs komplosu dinler ve kültürler arası cepheleşmeyi derinleştirmek şöyle dursun, koskoca Türk ve İslam dünyasına meydan okumak, savaş naraları atmakla eşanlamlı bir provokasyondur.Bu kapsamda 6 Aralık 2017 tarihli yazılı basın açıklamamda, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma arayışının Ortadoğu’yu A’dan Z’ye mahvedecek zaman ayarlı bir bomba olduğunu söylemiştim.ABD Başkanı Trump’ın, geçtiğimiz yılın Aralık ayının ilk haftasında; tek yanlı, başına buyruk, Siyonizm’in boyunduruğunda almış olduğu sakat karar hiç kuşku yok ki, skandal ötesi hezeyandır.

2017 yılında, Kudüs’ün tarihi statüsüne göz dikilmiştir.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın olağanüstü İstanbul Zirvesi’nde terslenen, BM Genel Kurulu’nda 128 ülkenin iradesiyle reddedilen ABD’nin Kudüs dayatması açık seçik ifade etmeliyim ki, yeni bir Haçlı seferidir.Ancak İslam’ın sancaktarı, keskin kılıcı Türk milleti, Kabalist ve Evanjelist komploya suskun kalmamış, teslim olmamış, tarihi sorumluluğunu unutmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti aktif bir

diplomasiyle, devlet-millet dayanışmasının mahrecinde, İslam’ın kutlu vicdanını mihver yaparak, küresel vicdanı uyarmış ve harekete geçirmiştir.Yanlış hesap, eğri karar, zelil niyet Trump’ın ve kirli ortağı Netanyahu’nun elinde patlamıştır.Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 21 Aralık 2017 tarihli muazzam karar ve ezici çoğunluğu ABD’nin yüzüne tokat gibi inmiştir.Kudüs’ün tarihsel birikimi; imanın, insanlığın, insafın ve iradenin ayaklanışıyla mahfuz tutulmuş, muhafazaya alınmıştır.15 Temmuz 1099’da kırk günlük hayasız bir kuşatmanın sonunda düşen Kudüs’ün, yeni bir saldırı, yeni bir operasyon baskısıyla tahliye ve tasfiyesi hedeflenmişken, küresel adalet elbette buna ortak olmamıştır.

Bu sevindirici, umut verici bir gelişmedir.

Kaos bekçisi ABD ve İsrail’in, eş zamanlı olarak mezkur beşeri ikaz ve manevi ihtardan pek de bir sonuç çıkarmadıkları anlaşılmaktadır.Kudüs önemlidir, çünkü gerilim düşmezse, dayatmalar sürerse, bir kıvılcım bölgemizi mahvedecek, yankı ve yansımaları tüm dünyaya yayılacaktır.Kudüs önemlidir, çünkü Efendimizin mukaddes hatıra ve emanetlerinin yaşadığı, yaşandığı tarihi ve kadim bir şehir olarak emperyalizme zincirlenmesi, günahkarlara zimmetlenmesi imkansızdır.Kudüs önemlidir, çünkü İstanbul’un öz kardeşi, Türk milletinin 4 asır egemenliğini tadarak görkemli yıllardan geçmiş ecdat yadigarı manevi hazinedir.ABD’nin Ortadoğu’yu çekmek istediği çukur, itmeye çalıştığı uçurum malumdur.Emperyalizmin zulmeti İslam toplumlarının ufkunu perdelemiş, karar ve iradesine pranga vurmuştur.

 

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    2019 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNDE ERDOĞAN %60 OY ALIR...

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • İzmir Time - 10 Temmuz 2014 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV