banner526

banner211

banner499

banner500

banner501

banner503

banner504

banner511

izmir escort

banner461
15 Aralık 2018 Cumartesi

"Er Veya Geç Onu Da Alacağız"

Erdoğan, "Milletimiz şundan emin olsun ki 7 gün 24 saat terör örgütlerinin ensesindeyiz. FETÖ'nün yurt içinde ve yurt dışında bulunan tüm kritik elemanlarını birer birer hak ettikleri akıbete düçar ediyoruz. Aynı şekilde PKK'ya hem sınırlarımız içinde hem de sınırlarımız dışında nefes aldırmıyoruz." i

banner98
18 Nisan 2018 Çarşamba 09:15

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Geçen hafta Grup Toplantısının ardından "Polis Haftası" dolayısıyla polislerle bir araya geldiğini hatırlatan Erdoğan, tüm şehitlerle birlikte hayatlarını ülkenin ve milletin bekası uğrunda feda eden polislere Allah'tan rahmet, gazilere sıhhat ve afiyet diledi.

Türkiye'nin istiklaline ve istikbaline yönelik kötü niyet besleyenlerin ilk hedeflerinden birinin Emniyet Teşkilatı olmasının boşuna olmadığını belirten Erdoğan, "Günümüz emperyalistlerinin proje örgütleri olan FETÖ, içeriden çürüterek PKK da dışarıdan hücum ederek emniyet teşkilatımızı devre dışı bırakmak için çok uğraştılar. Hamdolsun milletimizle birlikte el ele, kol kola vererek ülkemizin diğer kurumlarıyla birlikte Emniyet Teşkilatımızı da bugüne kadar iç ve dış saldırılardan kurtardık. Bununla birlikte her yerde olduğu gibi Emniyet Teşkilatımız içinde de halen kılıç artığı mahiyetinde terör örgütü mensupları bulunuyor olması muhtemeldir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) her türlü yalan, takiye ve şahsiyetsizliği meşru gören yapısı nedeniyle bu örgütün mensuplarını tespit etmek ve ayıklamakta zorlandıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Kendilerini gizleyen FETÖ'cülerin, buldukları her fırsatta işleri tersine çevirme gayreti içinde olduklarının farkındayız. Bu amaçla eskiden beri hep yaptıkları gibi iftiralarla saptırmalarla sahte belgelerle masum insanların hayatlarını karartmak için fırsat kolluyorlar. Belki anlık neticeler alıyor gibi görünebilirler ama eninde sonunda gerçekler ortaya çıkıyor ve bu kumpasçılar yakayı ele veriyor. Adil Öksüz haininin nasıl serbest bırakıldığını, bu işte kimlerin parmağı olduğunu unutmuş değiliz. Buradan farklı hesaplarla da olsa FETÖ'cülerin oyunlarına göz yumanları veya zemin hazırlayanları bir kez daha ikaz ediyorum; teröristle birlikte hareket edenlerin bizim nazarımızda onlardan bir farkı yoktur.

Yüreğinde zerre kadar Allah korkusu, adalet duygusu, hak ve hukuk hassasiyetleri, ülke ve millet sevgisi olan hiç kimsenin böyle bir yola tevessül etmeyeceğine inanıyorum. Buna rağmen yanlışa düşenler olursa hiç kusura bakmasınlar, vakti saati geldiğinde mahkemelerin önünde hesap verirken bulurlar, bulacaklar."

"ER VEYA GEÇ ONU DA ALACAĞIZ"

Terörle mücadelede kararlılık mesajı veren Erdoğan, "Milletimiz şundan emin olsun ki 7 gün 24 saat terör örgütlerinin ensesindeyiz. FETÖ'nün yurt içinde ve yurt dışında bulunan tüm kritik elemanlarını birer birer hak ettikleri akıbete düçar ediyoruz. Aynı şekilde PKK'ya hem sınırlarımız içinde hem de sınırlarımız dışında nefes aldırmıyoruz." ifadesini kullandı.

Erdoğan, yalnızca Zeytin Dalı Harekatı'na başlanılan 20 Ocak'tan bu yana yurt içinde 209, Kuzey Irak'ta 341 olmak üzere 550 PKK'lı teröristin etkisiz hale getirildiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Afrin harekatında şu an itibarıyla etkisiz hale getirilen terörist sayısı 4 bin 205'e ulaşmıştır. Kuzey Irak'ta 341, yurt içindeyse 214 terörist etkisiz hale getirilmiştir. FETÖ'cülerin durumu zaten perişan. Cezaevlerinde olanlar adalete hesap veriyor. Bunun dışında gerek ülke içinde bulunanların gerekse ülke dışına kaçmış olanların yürekleri sürekli ağızlarında. Ne zaman devletin yakalarına yapışıp hesap soracağını bilememenin tedirginliği içinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Hiçbirinin de akıbeti bugüne kadar yurt dışında yakalayıp ülkemize getirdiğimiz 80'in üzerindeki FETÖ'cünün durumundan farklı olmayacaktır. En son Kosova'da 6, Gabon'da 3 olmak üzere toplamda 80'i yakaladık. Pensilvanya'ya kaçarak kurtulduğunu sanan terörist başının durumu da farklı olmayacaktır. Bunu da söyleyeyim. Er veya geç onu da alacağız. Bu ülkeye ve bu millete ihanet eden herkes eninde sonunda hak ettiği cezaya maruz kalacaktır."

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA), ülke koordinatörleri ve onların genellikle yerel personel olan yardımcılarıyla bir araya geldiğini aktaran Erdoğan, TİKA'nın Türkiye'nin kalkınma yardımlarında marka kuruluşu olduğunun altını çizdi.

TİKA'nın 5 kıtada 58 ülkeye yayılan ofisleriyle Türk bayrağını tüm dünyada dalgalandırdığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Ecdadımızın Topkapı Sarayı'nın kapısına 'Tüm mazlumların sığınağı' diye yazdırdığı bir ülkeye yakışan, nerede bir mazlum, nerede bir mağdur nerede bir garip varsa imkanlar nisbetinde onun yanında yer almaktır ve biz de bunu yapıyoruz. Türkiye 2016 yılında 6 milyar dolarlık kalkınma ve insani yardımla dünyada ikinci sırada yer almıştır. 2017 yılında bu rakamı 7,2 milyar doları insani yardım olmak üzere 8,1 milyar dolara çıkardık. İnşallah bu rakamla insani yardımlarda ilk sıraya çıkacağız. Biz Batılı ülkeler gibi kalkınma kredilerini yeni bir sömürge yöntemi haline getirmek yerine insanların günlük hayatlarına dokunan kalkınma yardımlarına ağırlık vermeyi tercih ediyoruz. Esasen insani yardımlarda Avrupa ülkeleri başta olmak üzere tüm dünya bizim nazarımızda sınıfta kalmıştır. Suriye'yi yıkmak için atılan bombaların parasıyla bu ülkenin yeni baştan inşası mümkündür."

Afrika'dan elde edilen kazancın yarısının bu kıtaya harcanması halinde aç, açıkta hiç kimsenin kalmayacağını söyleyen Erdoğan, Türkiye'nin kendi bildiği yolda yürümeyi sürdüreceğini vurguladı. Erdoğan, "Birileri petrol için, maden için, sırf çıkarları için her şey gibi yardım kavramının da içini boşaltabilir ama biz bunu asla yapmayacağız." diye konuştu.Erdoğan, Türkiye'nin TİKA, AFAD, Türk Kızılayı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı gibi kurumların ve artık bir kısmı küresel düzeyde operasyon yürütme kabiliyetine sahip sivil toplum kuruluşlarıyla mazlumların elinden tutmaya devam edeceğini belirtti.

 

"AB ÜYESİSİN, HANİ NEREDE MÜKTESEBAT?" 

Beştepe Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen Dünya Romanlar Günü etkinliğine de değinen Erdoğan, çok renkli, neşeli ve güzel görüntülerin ortaya çıktığını söyledi.

Doğup büyüdüğü Kasımpaşa'nın Romanların yoğun yaşadığı bir bölge olduğunu dile getiren Erdoğan, kendisinin de onlarla iç içe yaşadığını anlattı.

Erdoğan, "Çocukluğum, gençliğim hep bu kardeşlerimizle birlikte geçmiştir. Biz insanları hiçbir zaman kökenlerine, renklerine, dillerine, kültürlerine göre tasnif edenlerden olmadık. Zira biz, yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevdik." diye konuştu.

Fransa'nın AB müktesebatının da tersine Romanları ülkesinden çıkardığını ifade eden Erdoğan, "AB üyesisin, hani nerede müktesebat?" diye sordu.

Erdoğan, "AB bunun hesabını sordu mu? Hayır. Niye? Bunların nazarında insanların tefrik edilmesi, insanların ayrıma tabi tutulması onlar için haktır ama biz böyle bakmadık, böyle bakmıyoruz. Rabbimizin yarattığı insan olarak gördüğümüz herkese kalbimizi açtık, açmaya da devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

"BÜYÜK KONGREMİZ İÇİN HAZIR HALE GELİYORUZ"

Geçen hafta Kayaş-Sincan arasında hizmet verecek Başkentray'ın açılışını yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, hafta sonu da partisinin ilçe kongrelerine katıldığını belirtti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"İzmir ve İstanbul kongrelerimizle il kongreleri maratonumuzu inşallah tamamlıyor, büyük kongremiz için hazır hale geliyoruz. Kongrelerimizde görev alan arkadaşlarıma başarıları diliyorum. Bu yakaladığımız heyecanı, kongrelerle elde ettiğimiz bu coşkuyu bundan sonra aynı kararlılıkla devam ettirmeliyiz. Burada asla taviz veremeyiz, fire veremeyiz. Rehavet bundan sonra hiç mi hiç olmamalı."

"YATIRIMCILARI VE GİRİŞİMCİLERİ ÜLKEMİZE DAVET ETTİK"

Dünyanın en kapsamlı girişimcilik ekosistem toplantısı olan Global Girişimcilik Kongresi'nde iş dünyası ile bir araya geldiğini de anlatan Erdoğan, 100'ü aşkın ülkeden temsilcilerin bu etkinlikte yer aldığını aktardı.

Erdoğan, "Buraya katılan misafirlerimize Türkiye ekonomisinin nereden nereye geldiğini anlattık. Geleceğe ilişkin hedeflerimizi kendileriyle paylaştık. CHP'den birisi çıkıyor; 'Aman Türkiye'ye gelmeyin'. Tam aksine, onlar gelmeyin dedikçe yurtdışından küresel girişimciler Türkiye'de buluşmanın adımlarını atıyorlar. Türkiye'ye güvenerek yatırım yapan hiç kimsenin pişman olmadığını hatırlatarak tüm yatırımcıları ve girişimcileri ülkemize davet ettik." dedi.

Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi'nin açılış oturumunda 100'ü aşkın ülkeden gelen 250 Müslüman dini azınlık temsilcisi, alim ve akademisyene hitap etme imkanı bulduğunu da kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam ümmetinin sıkıntılarının konuşulduğu, tartışıldığı, birikimlerin paylaşıldığı, çözüm yollarının arandığı bu toplantının 'Müminler ancak kardeştirler" emrinin hayata geçmesine vesile olmasını da diledi.  

Dün 16 Nisan halk oylamasının birinci yıl dönümü olduğunu anımsatan Erdoğan, halk oylamasında "evet" diyerek ülkenin ve milletin tarihi yol ayrımında iradesini ortaya koyan ülkenin her ferdine şükranlarını sundu.

Halk oylamasıyla önemli bir anayasa değişikliğinin kabul edildiğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Cumhuriyet döneminde yaşadığımız ekonomik ve siyasi krizlerin en önemli sebeplerinden biri olan yönetim sistemimizdeki tıkanıklıkların aşılmasına vesile olacağına inandığım anayasa değişikliğimiz, inşallah 2019 Kasım seçimlerinde tamamen yürürlüğe girecek. Aslında Türkiye'nin darbeler, cuntalar, vesayet ve krizler üreten bir yönetim sistemiyle devam etmesine imkan kalmadığı 15 Temmuz darbe girişimi sırasında tüm çıplaklığıyla görülmüştür. Milletimiz 15 Temmuz'da geçmişten farklı olarak bizzat sokağa inerek, ülkesinin ve milletinin geleceğine el koyarken biz siyasetçilere de çok önemli bir mesaj vermiştir. AK Parti olarak bizim bu konudaki görüşlerimiz, niyetimiz, tutumumuz eskiden beri bellidir. Ancak yönetim sistemi değişikliği gibi çok önemli bir kararın tek bir partinin teklifi olarak hayata geçmesi mümkün değildi. Milletimizin darbe gecesi sokaklarda, meydanlarda, gönüllerde yaptığı ittifakı MHP ve bize destek veren diğer partilerle siyaset sahasında hayata geçirerek bu önemli adımı attık."

"CUMHURUN İTTİFAKIYLA YENİ BİR DÖNEM BAŞLAYACAK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti olarak MHP ile 7 Ağustos sürecine sadık kaldıklarını, ana muhalefet partisinin son anda geldiğini ve orada konuşmayı fırsat bildiğini ve sonrasında da aleyhte konuşmaya başladığını söyledi.

Ana muhalefetin "akşam başka, sabah başka" hareket ettiğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Fakat bu süreç MHP ile AK Parti'yi cumhurun ittifakına taşıdı. Şimdi cumhurun ittifakıyla Türkiye'de inşallah yeni bir dönem başlayacak. Milletimizin gönlünde yaptığı, bizim de halk oylamasıyla sandığa teşmil ettiğimiz bu ittifakı 2019 milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimine de taşıyoruz. Bu konuyla ilgili gereken hukuki düzenlemeler yapıldı ve Meclisimiz tarafından da kabul edildi. Böylece sadece yönetim sistemini değiştirmekle kalmadık, aynı zamanda Türk siyasetinde farklı isimler altında örgütlenen partilerin ülkenin ve milletin geleceği için güç birliği yapabilmelerinin hukuki altyapısını da kurmuş olduk. Bu gelişmeler ülkemizde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının, büyük ve güçlü Türkiye hedefi doğrultusunda çok daha emin adımlarla ilerleyeceğimizin işaretleridir. Bir kez daha ülkemize, milletimize, siyaset dünyamıza hayırlı olsun."

Erdoğan, salondakilerin "dik dur eğilme, Isparta seninle" tezahüratlarına, "Biz bugüne kadar beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik, biz sadece ve sadece Allah'ın huzurunda rüku ve secdede eğildik. Bunu böyle bilesiniz." cevabını verdi.

Vefatının 25. yılında Özal

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefatının 25. yılında 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı rahmetle yad ettiğini söyledi.

Siyaset, devlet ve millet adamı olduğunu belirttiği Özal'ın ruhu için salondakilerle birlikte Fatiha okuyan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin sancılı bir döneminde gerçekleştirdiği reformlarla, ülkemizin önünü açan rahmetli Özal'ın hizmetlerinin önemi vefatından sonra çok daha iyi anlaşılmıştır. Bu vesileyle şu müjdeyi de vermek isterim; rahmetli Özal'ın adını memleketinde yaşatmak için Malatya Turgut Özal Üniversitesinin kurulmasına karar verdik. İsmini anmayacağım, oradaki mevcut üniversitenin öğrenci sayısı fazla. Onu ikiye böleceğiz ve böylece kuracağımız Turgut Özal Üniversitesiyle Malatya, iki ayrı üniversiteye sahip olacak. Kurduğumuz andan itibaren de yaklaşık 30 bin civarında öğrencisi olacak. Mekan, her şey hazır. Hemen adımı atacağız.

FETÖ, rahmetli Özal'ın ismini istismar ederek Ankara'da bir üniversite açmıştı. Malatya Turgut Özal Üniversitesinin açılışıyla hem merhum Özal'a olan vefa borcumuzu ödüyor hem de FETÖ'nün bu istismarını tarihten kazımış oluyoruz. Üniversitemizin Malatya'ya ve ülkemize şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Merhum Özal, Türk siyasi hayatında önemli bir semboldür. Sağlığında Özal'a saldıranların AK Parti iktidarında bize saldırmaları da boşuna değildir." 

Ana muhalefet partisine hakim olan zihniyetin, bunun en çarpıcı örneği olduğunu belirten Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Muhalif olmakla yeminli muarız olmayı birbirine karıştıran bu partinin ve onun başındaki zatın ülkemizle, milletimizle, devletimizle olan bağı gün geçtikçe zayıflamaktadır. Öyle ki bu partinin başındaki zatın görevlendirmesiyle bölücü örgütün güdümündeki partinin eski genel başkanının duruşmasını takip eden bir CHP yöneticisi 'Tarihe not düşecek bir savunma' diyebilmiştir. Milletimiz, ülkenin ana muhalefet partisinin terör örgütünün siyasi koluna bakışını ifade eden bu beyanını hafızasına kaydetmiş ve tarihe asıl CHP için not düşmüştür. Terör örgütünün yandaşı partinin eski genel başkanını, bu partinin milletvekillerinden daha çok CHP milletvekilleri ziyaret etmiştir. Bu da manidardır. Allah için bu neyin aşkıdır? 6-8 Ekim olaylarının faillerine yönelik bu teveccühün sırrı nedir? Biz işte bunun için 'Ana muhalefet partisi, ana hıyanet partisi oldu.' diyoruz. Terörist sevicilikten başka hiçbir vasfı bulunmayan bir partiye ve onun sabık genel başkanına gösterilen bu hayranlıkla CHP'nin gideceği yer olsa olsa Kandil olur, başka bir yer olmaz."

Kandil'i de yakında teröristlerin başına yıkacaklarını vurgulayan Erdoğan, "İnşallah adım adım oraya da yaklaşıyoruz. Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te ne yaptıysak Kandil'de de onu yapacağız." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Afrin operasyonuna karşı çıktığını ve Afrin şehir merkezine girilmemesi çağrısında bulunduğunu anımsatan Erdoğan, "Peki, kahraman Mehmetçiğimiz ve Özgür Suriye Ordusundaki kahraman kardeşlerimiz Afrin şehir merkezine girdi de ne oldu Bay Kemal? Hiçbir şey. Çünkü teröristler, onlar gelmeden kuyruklarını paçalarının arasına sıkıştırıp kaçıp gitmişler. Tabi geride şu ana kadar sayıları 4 bin 200'e yaklaşan ceset bırakarak kaçtılar." ifadesini kullandı.

"BİZ, MEHMETÇİK'İN PARKASINI VE POSTALINI GİYERİZ"

Erdoğan, "Biz sanatçılarımız, sporcularımız, medya mensuplarımızla askerlerimize destek ve moral vermek için Hatay'daki sınır karakolumuza gittiğimizde bu zat, yine muvazeneyi yitirmiş herkese hakaretler yağdırmıştı. Sanatçılara hakaretler yağdırmıştı." dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunun üzerine milletimiz kendisini rezili rüsva etmiş olacak ki kalktı kendisi de Hatay'a gitti. Bizim ziyaretimiz sırasında giydiğimiz kamuflaja da hayran kaldı herhalde. Onun için laf attı. Kendisine postal ve parka gönderme teklifinde bulunmuştuk. Bunun üzerine CHP'nin başındaki bu zat 'Parkayı ve postalı öğrenciliğimden beri giyiyorum' demişti. Nihayet 40 yılda doğru bir söz etti. Biz de ona diyoruz zaten, 'Siz, teröristlerin giydiği parkayı ve postalı giyersiniz. Biz, Mehmetçiğin parkasını ve postalını giyeriz. Aramızdaki fark bu. CHP'nin başındaki zatın mensubu olduğunu ima ettiği örgütlerin ortak özelliği bu ülkenin ve milletin tüm değerlerine düşman olmalarıdır. Kılıçdaroğlu da aynı yolun yolcusu olduğunu itiraf etmekte beis görmediğine göre artık CHP'nin sahte üyelik törenlerine, göstermelik adaylara ihtiyacı kalmadı demektir. Nitekim bu partinin İstanbul İl Başkanının ve pek çok yöneticisinin geçmişten bugüne yaptıkları eylemlere, söyledikleri sözlere bakıyoruz, hepsi de bölücü örgütün borazanlığından ibaret. PKK'dan tut, DHKP-C'ye varıncaya kadar hepsinin buralarla bağlantıları, iltisakları var. Daha da vahimi ülkemizde FETÖ'sünden PKK'sına, DHKP-C'sine kadar ne kadar örgüt destekçisi varsa hepsi de CHP eylemlerinde başı çekiyor."

Bu sırada dinleyicilerden birinin "Şaşırmadık" demesi üzerine Erdoğan, "Ama, şaşırmıyorsun da bu sizde kalmamalı. Toplumda bunu bilmeyen kardeşlerim, vatandaşlarım var. Bunları buna anlatmamız lazım. Unutmayın, hafızayı beşer nisyan ile maluldür. Milletimiz bunları bilmeli. Bunların, oralarla bağlantılarının ne olduğunu bilmeli." ifadesini kullandı.

"Türkiye'nin anamuhalefet partisi unvanı taşıyan CHP'nin böylesine marjinalize edilmesine doğrusu bizim yüreğimiz elvermiyor." diyen Erdoğan, kendilerinin demokrasi anlayışına göre, muhalefetin en az iktidar kadar güçlü olması gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, rekabetin her yerde olduğu gibi siyasette de bereket olduğuna işaret ederek, "Böyle bir CHP'nin ülkemiz ve milletimiz için siyasi alternatif olarak varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Binde 3'lük, 5'lik partilerin üslubu ve tarzıyla anamuhalefetlik yapılmaz, yapılamaz. Eğer anamuhalefetlik iddiasında bulunuyorsanız en az yüzde 50'ye talip olmak zorundasınız. CHP bindelik oranlara talipse bizim yapacak bir şeyimiz yok zaten. Türkiye'de, iktidarda bir değişiklik beklentisi olmayabilir ama anamuhalefet konusunda çok ciddi bir değişiklik beklentisinin oluştuğunu görebiliyoruz." dedi.

AK Parti'nin, 2019'dan sonra yine güçlü bir şekilde Mecliste ve Cumhurbaşkanlığında yer almayı sürdüreceğini belirten Erdoğan, ama CHP'nin akıbetini kestiremediklerini bildirdi.

Erdoğan, "Milletimiz her konuda, bu hususta da en büyük hakemdir. En doğru karar vericidir." değerlendirmesinde bulundu.

"TÜRKİYE OLARAK ASLA GERİDE DURAMAYIZ, PASİF KALAMAYIZ"

Erdoğan, geçtiğimiz hafta ABD, İngiltere ve Fransa tarafından Suriye'ye yönelik gerçekleştirilen operasyonun, bölgedeki krizin nasıl tüm dünyaya yayılma potansiyeli taşıdığını bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bir anda üçüncü dünya savaşı senaryolarının güncellenmesine yol açan bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikasının doğruluğunu ifade etmiştir. Ülkemizde yaşayan 3,5 milyon Suriyeli kardeşimiz ve Suriye topraklarından ülkemize yönelen tehditler sebebiyle Türkiye olarak bu meselede asla geride duramayız, pasif kalamayız.

Son yıllarda yaşadıklarımız bize şayet biz terör örgütlerini inlerinde bulup yok etmezsek onların gelip Ankara'da, İstanbul'da, vatan topraklarının her karışında eylem yapabileceklerini göstermiştir. Aynı şekilde biz gidip Suriye topraklarını güvenli hale getirmezsek, ülkemizdeki 3,5 milyon kardeşimizin kendi yuvalarına dönme imkanına asla kavuşamayacaklarını da tespit ettik. Hem kendi güvenliğimiz, hem Suriyeli kardeşlerimize huzurla yaşayabilecekleri yerler oluşturabilmek için sahadaki varlığımızı genişleterek sürdürmek mecburiyetindeyiz."

Tüm bu görüşmelerle bölgedeki sükuneti, dayanışmayı kararlılıkla devam ettirmek istediklerini dile getiren Erdoğan, Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatı ile güvenli hale getirilen 4 bin kilometrekarelik alanın önemli olduğunu ancak yeterli olmadığını vurguladı. Buralara şu ana kadar yüzbinlerce Suriyelinin geri döndüğünü anlatan Erdoğan, "Cerablus, El Bab, El Rai'ye şu ana kadar 160 bin kişi geri dönmüştür. Afrin daha fazla olacak. Şu anda ön hazırlıklarını yapıyoruz. Bu hazırlıklardan sonra adımımızı atacağız." diye konuştu.

"SURİYE'DE KIRMIZI ÇİZGİLER YOK, KONJONKTÜREL ÇIKARLAR VAR"

Erdoğan, evlerine kavuşmayı bekleyen 3,5 milyon Suriyelinin bulunduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Suriye sınırımızın tamamını güvenli hale getirmeliyiz. Türkiye'nin geleceği için bu mücadeleyi başarıyla sonuçlandırmak zorundayız. Madem bu mesele bizim için bir beka meselesidir, öyleyse karşımızda kimin olduğuna değil, bizim ihtiyacımızın ve hedefimizin ne olduğuna bakacağız. Rejimin Doğu Guta'daki saldırıları ve ardından rejime ait kimyasal silah tesislerine yönelik bombardıman göstermiştir ki Suriye'de kırmızı çizgiler yoktur, sadece konjonktürel çıkarlar vardır. Üstelik bizim Suriye konusundaki hassasiyetlerimiz, konjonktürel değil, tam tersine hayatidir. Çünkü kendi güvenliğimiz ve onunla birlikte milyonlarca Suriyelinin geleceği söz konusudur. Öyleyse Suriye sahasında faaliyet göstermeye en çok hakkı olan ülke Türkiye'dir. On binlerce kilometre mesafeden çıkıp, buraya gelmenin ne anlamı var? Yine burada bakıyorsunuz 5 bin tır silah yüklü aracın Kuzey Suriye'de ne işi var, 2 bin kargo uçağın Kuzey Suriye'de ne işi var? Şimdi 60 bine yakın PYD'li, YPG'li teröristi bölgeye getirme gayreti içindeler. Ne getirirseniz getirin, burada bütün her şeyiyle, imkanlarıyla, varını, yoğunu ortaya koyacak, buranın güvenliğini sağlamakta kararlı bir Türkiye Cumhuriyeti var, Türk milletinin evlatları var, öbür tarafta da Özgür Suriye var. Biz şuna inanıyoruz ve biliyoruz; bizim inancımızda nice az, inanmış topluluklar, inanmamış kalabalıkların üzerine Allah'ın izniyle galiptir."

"SURİYE KONUSUNDA KİMSENİN MUTLAK YANINDA YA DA KARŞISINDA DEĞİLİZ"

Suriye politikasını daha genişleterek ve derinleştirerek hem sahada hem masada söz sahibi olarak yollarına devam edeceklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suriye konusunda Türkiye kimsenin mutlak yanında veya mutlak karşısında değildir. Biz Suriye'de hem kendi güvenlik önceliklerimizi hem Suriyeli kardeşlerimizin haklarını, hukuklarını savunuyoruz. Bunun için mücadele veriyoruz. Bu çerçevede nerede, ne zaman, kiminle birlikte hareket etmemiz gerekiyorsa ediyoruz. Çıkmış bir tanesi 'Rusya ile Türkiye'nin arasını açtık' diyor. Dış politikamızın esası elbette dostlarımızın sayısın çoğaltmak, düşmanlarımızın sayısını azaltmaktır. Ama bir şartla, dostlarımızın dostluğunu görmemiz lazım ki onlarla birlikte yol yürüyebilelim. Suriye'de olup bitenler bize aynı zamanda dostlarımızın samimiyetini, düşmanlarımızın da gücünü gösteriyor. Hamdolsun her iki konuda da yeteri kadar fikir sahibi olduk. Daha önemlisi kendi göbeğimizi kendimiz kesmeyi başarabildiğimizden beri kimseye ihtiyacımız olmadığını da gördük."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye'nin geleceğine dünden daha güvenle bakabildiğini vurgulayarak, n Erdoğan, "İnşallah yarın çok daha iyi bir yerde olacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun." dedi.

Meclis çalışmalarında milletvekillerine başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, İsrail'de düzenlenen Dünya Okul Sporları Futsal Şampiyonası'nda dünya ikincisi olan Gölcük Barbaros Hayrettin Anadolu Lisesi Kız Futsal Takımı ile fotoğraf çektirdi.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner386
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    BENİ HAYATA BAĞLAYAN TEK ŞEY AHİRET İNANCIMDIR?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • İzmir Time - 10 Temmuz 2014 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV