banner526

banner211

banner499

banner500

banner501

banner503

banner504

banner217

izmir escort

banner461
15 Aralık 2018 Cumartesi

Türkiye Yüksek Risk Ve Tehditlerin Yörüngesinde, Çekim Alanındadır.

Türkiye’nin bu ağırlığın altında daha fazla kalması, 3 Kasım 2019’a kadar sabırla dayanması, geldiğimiz bu aşamada mümkün, makul ve münasip değildir. Türkiye’nin sistem tartışmalarıyla boğulmak istendiği bugünkü şartlar altında, 3 Kasım 2019’a kadar istikrar ve denge halinde ulaşması her geçen gün zorlaşmaktadır.

banner98
18 Nisan 2018 Çarşamba 23:25
Türkiye Yüksek Risk Ve Tehditlerin Yörüngesinde, Çekim Alanındadır.

Bahçeli TBMM’de  Partisinin Grup Toplantısında Konuştu: Bahçeli; “Bahse konu reformun mimarı, söz konusu tercihin muhatabı büyük Türk milletidir.”Dedi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi; artan tehditlere karşı milletin sinesinden doğan milli bir mukavemet, bekamız üzerinde oynanan oyunlara karşı yine milletin varlığından doğrulan müteyakkız ve mümtaz bir muvaffakiyettir.

16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşen Halkoylamasıyla Türk milleti tarihin akış ve ilerleyişini kutlu bir seçimle değiştirmiştir.

İç ve dış odakların art niyetli karşı çıkışlarına, garez dolu itirazlarına, mesnetsiz ve maksatlı tepkilerine rağmen, milletimiz yüzde 51,4’lük destekle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni tertemiz iradesiyle kabul ve teyit etmiştir.

15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden 641 gün sonra sistemsel ihtiyaç karşılanmış, konu kapanmıştır.

Hiçbir dış telkin, hiçbir iç dayatma, hiçbir baskı ve gözdağı işe yaramamış, milletin iradesine ipotek koyamamıştır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi artık cumhurun namusuna emanettir.

Cumhur İttifakı ise bu namusu muhafazaya tarih huzurunda karar ve söz vermiş beka temelli ahlaki ve siyasi uzlaşmanın mutlak bir mahsulüdür.

Bildiğiniz üzere, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne tam olarak; normal şartlarda 3 Kasım 2019 seçimlerinden sonra geçilecektir.

16 Nisan Halkoylaması’nı müteakiben, yeni sistemin oylanan anayasa gereği yürürlüğe giren üç ayağı olmuştur.

Bunlardan birincisi, Cumhurbaşkanı’nın partili olmasıdır.

Sayın Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’ne üye olup, arkasından yapılan büyük kongrede genel başkanlığa seçilmesiyle bu aşama tamamlanmıştır.

İkinci olarak, Hâkimler Savcılar Kurulu’nun yeniden tanzim ve seçimidir.

Bu da geçtiğimiz yıl bir takvim çerçevesinde temin edilmiştir.

Üçüncü olarak Halkoylaması’na konu olan kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren; Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Askeri Mahkemelerin kaldırılmasıdır.

Bu üçüncü safha da icra edilerek geride bırakılmıştır.

Şimdi sırayı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin bütünüyle hayata geçirilmesi, kurum ve kurallarıyla yerleşmesi almıştır.

Bugün itibariyle 3 Kasım 2019’a 566 gün, yani 18 ay 17 gün kalmıştır.

Anlaşılacağı üzere önümüzde uzun bir süre, yorucu ve yıpratıcı bir süreç vardır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerinde fitne üreten, dedikodu imal eden, kriz ve kaosa gel gel yapan yerli ve yabancı mihrakların son dönemlerde faaliyetlerine hız verdikleri bellidir, belgelidir.

Bölgesel risk ve tehlikeler öngörülmesi, önüne geçilmesi, ön alınması gittikçe zorlaşan kaotik ve karmaşık bir yapıya bürünmüştür.

Özellikle Suriye odaklı 3’üncü dünya savaşı bile konuşulmuş, emperyalizm yeni numaralarıyla sınırlarımızın hemen dibine postu sermiştir.

Terör saldırıları kesintisiz, ara ve mola vermeksizin sürmektedir.

Milli güvenliğimize yönelik karanlık senaryolar, yeni saldırı planları emin olunuz ki devrededir, zayıf anımız, rehavete düşmemiz kollanmaktadır.

Ülkemiz aleyhine kurgulanan, bununla da kalmayıp tedavüle sürülen siyasi ve ekonomik operasyonlar gün be gün derinlik, etkinlik, ivme kazanmaktadır.

Döviz, faiz, sıcak para üzerinden Türk milleti ambargoya alınmaktadır.

Türkiye yüksek risk ve tehditlerin yörüngesinde, çekim alanındadır.

Ana muhalefet partisi CHP, yanına yöresine aldığı ipsiziyle sapsızıyla, PKK’sıyla FETÖ’süyle, HDP ve diğer rejim ve millet muhalifleriyle komplo peşindedir.

Devleti kurduğunu söyleyen CHP, siyasi köklerinden savrulup devlete kafa tutmak, daha vahimi devleti sokakta eritmek için kolları sıvamıştır.

Karşımızda sokaklarda oturan bir ana muhalefet vardır.

CHP’li yöneticilerin PKK’lılara methiyeler düzmesi de siyasi kopuş ve dağılıştır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi resmen hayata geçmeden, malum ve melun odaklar tarafından; devamlı yargılanmakta, karalanmakta, hasar alması için eşzamanlı, eşanlı faaliyetler yürütülmektedir.

Türkiye’nin bu ağırlığın altında daha fazla kalması, 3 Kasım 2019’a kadar sabırla dayanması, geldiğimiz bu aşamada mümkün, makul ve münasip değildir. Türkiye’nin sistem tartışmalarıyla boğulmak istendiği bugünkü şartlar altında, 3 Kasım 2019’a kadar istikrar ve denge halinde ulaşması her geçen gün zorlaşmaktadır.

 

İktidar partisi ile varılan uzlaşma neticesinde partimiz, Mahalli İdareler Seçimi hariç olmak üzere, Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde geçerli olacak Cumhur İttifakı’nın iki paydaşından biridir.

Seçim sürecine giden yolda toplumsal, ekonomik ve siyasi dinamikleri etkileyen çok sayıda menfi faktör yeşermekte, nüksetmektedir.

Türkiye’nin bekası açısından Cumhur İttifakı’yla hâsıl olan millî mutabakatın titizlikle korunması, hedeflerine varması elzemdir.

Ancak ittifakın selameti ve seçimlerden başarıyla çıkması için de toplumsal ve siyasi dinamikleri tayin eden unsurların dikkatle takip ve analiz edilmesi, bunların muhtemel sonuçlarının iyi hesaplanması, atılacak adımların elde edilecek verilere göre belirlenmesi gizlenemeyecek bir ihtiyaçtır.

Önümüzde kontrol edilemeyen, beklenmedik birtakım olumsuz gelişmelerin ortaya çıkma ihtimali ise asla göz ardı edilmemelidir.

Kaldı ki, bunun pek çok emaresi de şimdiden belirginleşmiştir.

Seçim sürecine tesir eden faktörlerin başında; Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası ilişkileriyle bunların sosyal, siyasal ve askerî yansımaları gelmektedir.

Bir diğer tayin edici ögeyse ekonomik göstergeler ve hükümetin bu kapsamda alacağı tedbirlerdir.

Siyasi dengeler ve bunlarla doğrudan ilişkili toplumsal dinamikler de bahse konu unsurlar arasında yerini almaktadır.

Bir başka önemli ve müessir unsur ise uluslararası aktörler tarafından yönlendirilen denetimsiz göç trafiği, sosyal bünyeyi zora sokacak riskli nüfus hareketleridir.

Türkiye’nin komşuları ve batı dünyasıyla ilişkilerinde son yıllarda belirgin bir dönüşüm gerçekleşmiş; bilhassa ABD, Fransa ve Almanya gibi ülkelerle kurulan ilişkilerin kapsam ve niteliği köklü değişimlere uğramıştır.

Batılı ülkelerle artık eşitler arası münasebet kurulmasından yana olan Türkiye, bunu sağlamak üzere tesir düzeyi yüksek adımlar atmıştır.

Artık ülkemizin 16 Nisan Halkoylamasıyla onaylanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne herhangi bir tavsama, gecikme olmaksızın geçmesi milli beka ve tarihi emanetler açısından acil hal almıştır.

31 Mart 2019’da Mahalli İdareler Seçimi yapılacaktır.

Bu seçime 11 ay 14 gün kalmıştır.

Mahalli İdareler Seçimi’ne her partinin adayı olarak, 20 bin 538 belediye meclis üyesi, bin 258 il genel meclis üyesi, bin 398 de belediye başkan adayı katılacaktır.

10 partinin seçimlere girdiği dikkate alındığında toplamda 231 bin 940 kişi sandıkta oylanacaktır.

Toplamda da 50 bin 317 muhtar adayı vatandaşlarımızın huzuruna çıkacaklardır.

Mahalli İdareler Seçimi 31 Mart 2019’da yapıldıktan 7 ay 3 gün sonra Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi gerçekleştirilecektir.

Siyasi takvim bu şekildedir.

Ancak, 31 Mart 2019’daki Mahalli İdareler Seçimi’nden sonra Türkiye’nin hangi badirelere maruz kalacağını, neyle muhatap kalacağını tahmin etmek zor değildir.

Çünkü 3 Kasım üzerinde oynama ve kaos üretme çabaları şimdiden ortaya çıkmıştır.

Mahalli İdareler Seçimi’nde yaşanması muhtemel kutuplaşma ve anlaşmazlıkların 3 Kasım’a nasıl yansıyacağı, ne gibi olumsuzluklara kapı aralayacağı, Türkiye’yi nerelere sürükleyeceği az çok malumumuzdur.

Bu riski kaynağında kesmek, demokrasinin erdem ve ilkeleriyle ülkemizin ufkunu aydınlatmak başlıca amacımızdır.

Önümüzde iki seçenek vardır:

Ya Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Seçiminin normal tarihi olan 3 Kasım 2019 beklenecek;

Ya da milli mecburiyet ve ortaya çıkan meşru gerekçelerden dolayı seçimler erkene çekilecektir.

Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi’nin zamanında yapılmasıyla ilgili talepler doğal bir haktır.

Partimizin bugüne kadar kanaati hep bu yönde olmuştur.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın da düşünce, ifade ve temennisi de farklı değildir.

Ancak önümüzde ülkemiz ve milletimiz aleyhine olabilecek bir siyasi gündem ve seçim süreçleri vardır.

Bunu telafi etmek, lazım gelen önlemleri sorumluluk ve şuurla almak siyaset kurumunun ana görevi olmalıdır.

Bilinmelidir ki, gerekli uyum yasalarının süratle çıkarılmasının akabinde, Milliyetçi Hareket Partisi takdir ve tercih hakkını seçimlerin erkene alınmasından yana kullanacaktır.

Bu işi daha fazla uzatmaya gerek yoktur.

Kaosa oynayanların oyunlarını bozmak şarttır.

Seçim var mı yok mu, erken mi olacak, zamanında mı yapılacak anlaşmazlık ve çekişmelerine son verilmesinin vakti gelmiştir.

Siyasi muhataplarımıza ve aziz milletimize samimi ve tartışılmasını ümit ettiğimiz teklifimiz şudur:

26 Ağustos 2018 Pazar günü, yani Malazgirt Zaferi’yle Büyük Taarruzun yıldönümlerinde, Türk milleti yeni bir zafer ruhuyla sandığa gidip hem Cumhurbaşkanı, hem de Milletvekili Genel Seçiminde Türk ve Türkiye düşmanlarına hak ettikleri dersi vermesi en makul, en mantıklı, en akılcı, en demokratik yoldur.

İrade milletindir, istikbal milletindir, istiklal milletindir, ihanet ise millet karşısında asla tutunamayacaktır.

İç ve dış tehditlerin ağırlaştığı zaman diliminde, Türkiye yeni hükümet sistemine çok seri şekilde geçmeli, taşlar yerine oturmalı, sığ tartışmalar bıçak gibi kesilmelidir.

Bize göre başka çare kalmamıştır.

Seçim güvenliği bahanesine sığınıp siyasi kundakçılıktan medet uman, lekeli ortaklarıyla Türkiye’nin belini bükmeye çalışan CHP’ye ve diğer yancılarına hodri meydan diyoruz.

Seçimse istediğiniz buyurun gereğini yapalım.

Bırakalım hükmü Türk milleti versin.

Demokrasi sandıktır, sandık ise er meydanıdır, mertliğin kaynağıdır.Biz bu meydandan kaçmadık, bu kaynağa riayet ve hürmetten kaçınmadık.

Türkiye’nin başına çorap örmek için pusuya yatanları, pusularında boğalım.

Milletin iradesine şaşı ve soğuk bakanları sandığın aleviyle yakalım.

Söz milletindir, karar milletindir, gelecek milletindir, tercih büyük Türk milletine aittir.

Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken, değerli milletvekili arkadaşlarımı, saygıdeğer misafirleri bir kez daha hürmetle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum.

Ne istiyorsak Türk milleti içindir.


Neyi amaçlıyorsak Türk milletinin lehinedir.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner386
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    BENİ HAYATA BAĞLAYAN TEK ŞEY AHİRET İNANCIMDIR?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • İzmir Time - 10 Temmuz 2014 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV