banner499

banner500

banner501

banner503

banner497

banner217

banner504

banner594

banner488
30 Eylül 2020 Çarşamba

Necip Fazıl Rahmet ile anılıyor...

1904 yılında İstanbul'da dünyaya gelen . Unutulmaz eserleri ile adını Türk edebiyatına yazdıran İşte Necip Fazıl Kısakürek rahmetle yad ediliyor...

26 Mayıs 2020 Salı 12:50
Bu haber 1755 kez okundu
Necip Fazıl Rahmet ile anılıyor...
banner580

12 yaşında şiire başlayan Necip Fazıl’ın ilk şiir kitabı 17 yaşında iken yayınlandı ve şiirleri Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı’nın ders kitaplarında okutuldu. Genç yaşta yazdığı tiyatro eserleri, dönemin tiyatrolarında aylarca kapalı gişe sahnelendi.

Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta ünlü yaptı. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı Ben ve Ötesi (1932) ile takdir toplamayı sürdürdü. Birçok kişi tarafından da çok sevilen şair, “Üstad Necip Fazıl Kısakürek” olarak anılmaya başlandı.

Necip Fazıl 1934 yılında Nakşî şeyhi Abdülhakim Arvasi ile tanıştıktan sonra İslami kimliği ile öne çıkmaya başladı. Bu dönemde hemen tümünde üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına kaleme aldı. Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak, Nam-ı Diğer Parmaksız Salih gibi piyesleri büyük ilgi gördü. Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anıları yer alır.

Sık sık kapatılan veya toplatılan Büyük Doğu’nun çıkmadığı sürelerde günlük fıkra ve yazılarını Yeni İstanbul, Son Posta, Babıalide Sabah, Bugün, Millî Gazete, Her Gün ve Tercüman gazetelerinde yayımladı.


Necip Fazıl Kısakürek En Güzel Kısa 
 Şiirleri

“Var”ın altında yokluk, yokun altında varlık;
Başını kaldır da bak, boşluk bile mezarlık.
Bu nasıl bir dünya, hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor.
Bütün bir insanlık yalana teslim.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim.
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim.
Örtün üstüme örtün serin karanlıkları.

İkinizin de ne eş ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var.
Onu da hangi diyar olsa götürürsünüz.

Elindeyse zamana, dur, geçme diye dayat!
Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat.

Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü Kaf Dağı,
Bir zerreciğim ki Arş’a gebeyim,
Dev sancılarımın budu kaynağı.

Ölürsün… Kapanır yollar geriye,
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye,
Toprağında bir taş olur, beklerim.

Çöplüğe attılar da mukaddes emaneti,
Hak bellettiler Hakk’a en büyük ihaneti.

Eşya latifleştikçe göze görünmez olur;
Solucan kanat taksa yerde sürünmez olur.

Yaradan rahmetini kahrından üstün saydı;
Ne olurdu halimiz, gözyaşı olmasaydı?

Bu dünya insanlığa manevi hamam olsa;
Her rengiyle insanlık tek renkte tamam olsa.

Zaman, korkunç daire; ilk ve son nokta nerde?
Bazı geriden gelen, yüz bin devir ilerde!

Başım çığlıklı bir çocuk, onu nasıl avutsam?
Ne yapsam da ölümü bir saatçik unutsam?

Neye yaklaşsam, sonu uzaklık ve kırgınlık;
Anla ki yok Allah’tan başkasıyla yakınlık.

Bir insanda yok ise edep, neylesin medrese mektep?
Okusa âlim olsa, yine merkep, yine merkep…

Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam;
Alıp beni götürsün, tam dört inanmış adam…

Bir namazım, bir duam, bir de eski seccadem.
Hepsi hepsi bu kadar, işte benim sermayem.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri Kısa Etkili

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme artık neye yarar?

Yakınlık… İnsan, yaklaştığınca yaklaştığından yarı;
Belli ki yakınımız yoktur Allah’tan gayrı…

Uyku, katillerin bile çeşmesi;
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak,
Teselli pınarı, sabır memesi;
Size şerbet, bana kum oldu çanak.

Her fikir, her inanış, tek mevsimlik vesselam;
Zaman ve mekân üstü biricik rejim, İslam…

Sesimi alıp da kaybetse rüzgâr,
Versem gözlerimi bir sonsuz renge.

Silindi akçemizin yazısı ve turası,
Bizi yere batıran batının faturası.

Ellerime uzanan dudakları tepeyim,
Allah diyen, gel seni ayağından öpeyim.

Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor…
Çilesi olmayan yüzlere tüküresim geliyor.

Bir yer var ki, orada sayı üstü endaze;
Ne solmak, ne yıpranmak, her şey ebedî taze…

Tel tel ve iplik iplik dikseler de ağzımı;
Tek ses duysalar: Allah… Yoklayanlar nabzımı.

Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber;
Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber?

Bütün manzara, ucuz bir dekor muşambası;
Kurtuluş günü, çıkmaz ayın son çarşambası.

Allah dostu odur ki, nefsine tek pay biçmez;
Kırk yıl bir ekşi ayran özler de onu içmez!

Âlemin küfre göre hem başı, hem sonu Hiç…
İki Hiç arasında varlık olur mu Hiç?

O yüz, her hattı tevhid kaleminden bir satır;
O yüz ki, göz değince Allah’ı hatırlatır…

Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın.
Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.
Deliler köyünden bir menzil aşkın.
Her fikir içimde bir çift kelepçe.

Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, yolumu aynalar kesti.

Veren de O, alan da O. Nedir senden gidecek?
Telaşını gören de, can senin zannedecek.

En Güzel Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri

Bana bir ben lazım, bir de beni anlayan.
Beni bir ben anlarım, bir de beni Yaradan.

Eklense de başıma dünyada kaç baş varsa,
Başım onların hepsi için secdeye varsa…

Sensin gökten gelen oklara hedef,
Oyası ateşle içilen gergef,
Çekme üç beş günlük dünyaya esef,
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

Nasip olunca çare yok…
Olunca da olmamaya imkân yok.

Dünyayı verseler iki gözünü vermezsin.
Sana iki göz verene neden secde etmezsin?

Gençliğine güvenip vakit çok erken derken,
Belki ELVEDA bile diyemezsin giderken!

Verirler ben acizim, kudret senin dedikçe,
Verenin şanı büyük, sen iste istedikçe.

Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim;
Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim.

Ne kadar göz bebeği varsa, üst üste gelse;
Yine ayrı manzara ayrı görüş herkese.

Sustum! Birikti yanaklarıma alfabe.
Ya İlahi, Ya Rabb! Sükûtumu en güzel duam eyle!

Ben bir garip insanım. Ne tahtım var ne tacım.
Tut elimden Allah’ım, yalnız sana muhtacım.

Ey, bir aileye bile hükmedemeyen ilerici,
Üç kıtaya, yedi denize hükmeden ecdadın mı gerici?

Melekler dolanır bu kuytu yerde,
Ey gün kadar güzel çocuğum, uyu!
Bir gün hasretiyle içim titrer de,
Anarsın bu derin, tatlı uykuyu.

Yön yön sarılmışım ne yana baksam,
Sarılan olur da saran olmaz mı?
Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam,
Geçip de aynaya, soran olmaz mı?

Dizilirler ayakta, anne baba ve kardeş.
Hayal uzak, uzakta, eder fillerle güreş.
Başından kayar yastık, nura döner karanlık;
Sırlar çözülür artık, kırka çıkınca ateş.

Zeybeğim, zeybeğim ne oldu sana?
Allah deyip şöyle bir doğrulsana.

Beni kimsecikler okşamaz madem,
Öp beni alnımdan öp seccadem…

Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda;
Söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda…

En Güzel Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri Kısa Devam

Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,
Affet, Sen’den habersiz aldığım her nefesten.

Sanırım, insanların her suçunda ben varım;
Günah uzun bir kervan, ta ucunda ben varım!

Yüz daha versen yüz uman yüzler bilirim,
Yokuşlara kardeş olan düzler bilirim,
Dünya öküzün üstünde derler ama,
Dünyanın üstünde nice öküzler bilirim.

Bir kalbim var ki benim, sevdiğinden burkulur.
Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur.

Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.

Hayatın çilesine tahammül gerek.
Değil mi ki sefa ile cefa müşterek?
Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek?
Bazen dertliler de ağlar ama gülerek!

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat.
Yalnız seccademin yönünde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz madem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

Bu dünya bir kuyu havasız çömlek, Daralıyorum!
Kelime manayı boğan bir gömlek, Paralıyorum!
Allah ismi varken lügat ne demek, Karalıyorum!
Kapımı, buyursun diye o melek, Aralıyorum!

Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu?
Mademki yükseliş var; iniş olmaz olur mu?

Düşün o divaneyi, “her şey içimde” diyen;
Ateş denilse yanan, su denilse eriyen…

Zaman deli gömleği, onu yırtan da ölüm;
Ölümde yekpare an, ne kesiklik, ne bölüm.

Uzasan, göğe ersen,
Cücesin şehirde sen;
Bir dev olmak istersen,
Dağlarda şarkı söyle.

Bu dünyada renk, nakış, lezzet, ne varsa küsüm;
Gözümde son marifet, Azrail’e tebessüm.

Yum gözünü, kalbine her an yokluğu üfür!
Kendinden geçmek iman, kendinde olmak küfür.

Ya Allah’a baş eğer hiç kimseye eğmezsin;
Ya da herkese baş eğer hiçbir şeye değmezsin.

Var mı Allah’tan yukarı, kabirden aşağı?
Toparlan ruhum gidiyoruz, sen yukarı ben aşağı

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri Kısa Son

İki kişilik duanın adıysa saadet,
Ya Rabbî, beni onunla beraber affet!

Deden bile söndüremedi İslam’ın nurunu;
Sen mi söndüreceksin Ebu Cehil’in torunu?

Doğu der ki Batı’ya, güneşi fethetsen de;
Ruh gerçeği bendedir, madde yalanı sende.

Elimde, sükûtun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!

Aşk, korkuya peçedir, korku da aşka perde,
Allah’tan nasıl korkmaz, insan O’nu sever de…

Geminin tek kaptanı olur gerisi mürettebattır.
Kalbin de tek sahibi olur, gerisi teferruattır.

Olur mu, dünyaya indirsem kepenk,
Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?

Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
Ne kendisine yar, ne kimseye yar;
Bir rüya uğrunda ben diyar diyar,
Gölgemin peşinden yürür giderim.

Ruhum öz dünyasına kaçmak için gayrette;
Yalan dünyaya şimdi inmiş hayrette.

Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar.

Kadından, kendisinde olmayanı isteriz;
Hasret yerinde kalır ve biz çekip gideriz.

Usandım, boş yere hep gitmelerden, gelmelerden;
Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden!

Kâinatta ne varsa suda yaşadı önce;
Üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce.

Dünyada her nimeti bıraksam ne çıkar ki?
Orda O varken, burada bırakılmaz ne var ki?

İnsan… İplikte büklüm, suda bir anlık suret…
Allah… Olmanın ona mahsus olduğu kudret…

Bu dünya; bir benzeyiş, bir inandırış;
Ve Göz, görmediğine kendini inandırış!

Tutuşturanlar lügat kitabını elime,
Bilsin: Allah’tan başka bilmiyorum kelime.

İnsan bir bulmaca, çözemeden öleceğim…
İnsan bulsam inan ki alnından öpeceğim…

Sevgiliye kul oldum, güzelliği seçeli;
Varlıkla yoksul oldum, benliğimden geçeli.

Hasret bir rüzgâr, kapı kapı aralar geçer;
Gördüğüm her güzel şey, beni yaralar geçer.

Sayılarda çoğalmak, niçin, ne olmak için?
Bir tek hiçtir çarpısı, kırk milyona bir hiçin…

Büyük randevu… Bilsem nerede, saat kaçta?
Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?

Düğümlenirken uzun yolların ufukta ucu,
Bugün de gelmedi, hasretle beklenen yolcu.

Kader, beyaz kâğıda sütle yazılmış yazı,
Elindeyse beyazdan gel de sıyır beyazı.

Hangi dağa tırmansam, muradım ötesinde.
Murad, bugün yerine her günün ertesinde.

Akıl, akıl olsaydı, ismi gönül olurdu;
Gönül, gönlü bulsaydı, bozkırlar gül olurdu.

Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır,
Kimileri vardır, aşkın en yücesini versen de aşağılıktır.

Bir ufuk ki, ne Mecnun varabildi ne Ferhad,
Bir ufuk ki ilahi sırrı bekleyen serhad!

Kalk arkadaş, gidelim!
İnsanın unuttuğu Allah’ı zikredelim.
Gül ve sümbül hırkamız,
Sular, kuşlar, halkamız…

Sabır incecik sırat;
Murat içinde murat.
Sabır, Hakk’a tevekkül.
Sabır, Hakk’a itimat.

Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – AÇ KAPIYI

Aç kapıyı haber var, ötenin ötesinden!
Dudaklarda şarkılar, kurtuluş bestesinden.
Biz geldik, bilen bilsin, gönül gönül girilsin,
İnsanlar devşirilsin, sonsuzluk destesinden.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – İŞİM ACELE 

Gençlik… Gelip geçti… Bir günlük süstü.
Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.
Eser darmadağın, emek yüzüstü.
Toplayın eşyamı, işim acele!

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – SU 

Kâh susar, kâh çırpınır, kâh ürperir, kâh çağlar;
Su, eşyayı kemiren küfe ve pasa ağlar.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – GİZLİ 

Azdırma, rahat bırak içimdeki deliyi;
Bana sorma benim de bilmediğim gizliyi.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – ÇOCUK 

Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür;
Biz akıl tutsağıyız, çocuktur ki asıl hür.
Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın!
Şimdi anladığını sonra anlayamazsın!

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – APARTMAN 

Sır vermeye alışkan Pencereler aydınlık,
Duvara şüphe çakan Gölgelerde şaşkınlık,
Üst üste insan türü, Bu ne hayat, götürü!
Yakınlıktan ötürü, Kaçıp gitmiş şaşkınlık.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – İNSAN 

Bir cümbüştür kopsa da gece yakamozlarda;
Münzevî balıklarız ayrı kavanozlarda.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – HEP O 

Hep nefs çıkar karşıma, ölüp ölüp dirilsem;
İnsandan kaçmak kolay, kendimden kaçabilsem.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – SU 

Su bir şekil üstü ruh, kalıplarda gizlenen;
Yerde kire battı mı, bulutta temizlenen…

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri Uzun

Yeryüzü dediğin koca bir mabed;
Geldik bu mabede maksat ibadet…
Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret,
Ebedî bir hayat için gayret yok, Hayret.
Ezanlar ederken secdeye davet,
Hep, yarın diyorsun, oysa kim bilir o yarın Kıyamet…

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – ÇIRPINIR 

Dinle, kulağın ver de mezara!
Ölüler evlattan yana çırpınır.
Nesiller arası korkunç manzara;
Domuz yavrulayan ana çırpınır.

Kalpten kazıdılar iman sırrını;
Her günün bugünden beter yarını.
Acı rüzgârlara vermiş bağrını,
Türk Bayrağı yana yana çırpınır.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – BAŞIBOŞ 

Vatanımda sular akar, başıboş;
Herkes birbirini kakar, başıboş.
Bozkırlardan topal bir tren geçer;
Çocuk, merkep, öküz bakar, başıboş.

Yanmaz da yürekler, güneşe atsan;
Bir kibrit, bir orman yakar, başıboş.
Tarih, kutuplara kaçmış bir fener.
Buz denizlerinde çakar, başıboş.

Yirmi dokuz harfte sözde aydınlar,
Yafta yazar, isim takar, başıboş.
Allah’ım sen acı bu saf millete!
Akşam yatar, sabah kalkar, başıboş.

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri – UTANSIN 

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, seni doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

banner578

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner386
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    BENİ HAYATA BAĞLAYAN TEK ŞEY AHİRET İNANCIMDIR?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • İzmir Time - 10 Temmuz 2014 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV