banner499

banner500

banner501

banner503

banner497

18 Temmuz 2019 Perşembe

Doğru tedavi yaşam kalitesini yükseltir…

Solak; “Doğru tanı için hışıltılı solunum, nefes darlığı, öksürük, göğüste sıkışma hissi gibi solunum semptomlarının karakteristik seyrinin gösterilmesi gerekir. Astım semptomları KOAH veya yaşlılıkta görülen solunum sıkıntıları gibi başka patolojik durumlarla karıştırılarak yanlış tanı konulmasına neden olabilir. Yanlış tanı özellikle çocukluk yaş gruplarında daha sık olmakta ve hastalık bronşitin değişik formlarıyla ve krup ile karışmakta, yetersiz tedavi, eksik bakım ve bilgi eksikliği nedeni ile hastalığın kontrol altına alınması gecikmektedir”

banner98
08 Mayıs 2019 Çarşamba 09:21
Bu haber 1218 kez okundu
Doğru tedavi yaşam kalitesini yükseltir…
Dünya çapında gerçekleşen her 250 ölümden birinin astım nedeni ile olduğu ve astımdan dolayı yılda 350 ila 400 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Son dönemlerde hem çocuklarda hem de erişkinlerde yaygın hale gelen bu hastalığın 2025 yılında 100 milyon yeni kurban daha seçeceği öngörülüyor. 7 Mayıs Dünya Astım Günü’nde astım bilincini ve bakımını artırmanın önemine dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Solak, “Doğru tedavi ve bakım ile yaşam kalitesini artırmak mümkün” diyor.

Şiddet ve sıklıkta tekrarlayan nefes darlığı ve hışıltılı ataklarla karakterize kronik inflamatuvar bir hastalık olan astım, dünyada milyonlarca insanın kabusu durumda. Öyle ki Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre 235 milyon insan, astım hastası.

Astım sanıldığı üzere sadece yüksek gelirli ülkeler için bir halk sağlığı problemi değil. Tüm ülkelerde, gelişim düzeyinden bağımsız ortaya çıkan bir hastalık. Ancak ekonomik gelişmişlikle orantılı seyreden doğru tedavi, hastalığa bağlı ölüm riskini etkiliyor. Astım ölümlerinin yüzde 80'inden fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde görülüyor. 2025 yılında mevcut astımlılara 100 milyon yeni astımlının ekleneceği tahmin ediliyor.

7 Mayıs Dünya Astım Günü’nde doğru tedavi ve eğitimin önemine değinen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Solak ülkemizde yaklaşık 4 milyon astım hastası olduğunu belirtiyor. Solak: “Astım, tekrarlayan nefes darlığı ve hışıltılı ataklarla karakterize kronik bir solunum hastalığıdır. Bazı nedenler ve tetikleyiciler astımı olan tüm insanlar için ortaktır.  Ancak bazı özel durumlarda tetikleyiciler daha bireyseldir. Her ne kadar astımın temel nedenleri tam olarak anlaşılmasa da, astım gelişimi için en güçlü risk faktörleri inhale astım tetikleyicileridir. Bunlar; iç mekan alerjenleri yani yatak takımlarındaki ev tozu akarları, halılar ve doldurulmuş mobilyalar ve kirlilik olabilir. Dış mekân alerjenleri; polen, küf, tütün dumanı ve iş yerindeki kimyasal olabileceği gibi soğuk hava, öfke veya korku gibi aşırı duygusal uyarılma ve fiziksel egzersiz de tetikleyiciler arasında yer alabilir.

Doğru tedavi yaşam kalitesini yükseltir…

“Astım tedavisinin başarılı olabilmesi için astım tanısının doğru konulması ve takibi çok önemlidir” açıklamasını yapan Dr. Hakan Solak; “Doğru tanı için hışıltılı solunum, nefes darlığı, öksürük, göğüste sıkışma hissi gibi solunum semptomlarının karakteristik seyrinin gösterilmesi gerekir. Astım semptomları KOAH veya yaşlılıkta görülen solunum sıkıntıları gibi başka patolojik durumlarla karıştırılarak yanlış tanı konulmasına neden olabilir. Yanlış tanı özellikle çocukluk yaş gruplarında daha sık olmakta ve hastalık bronşitin değişik formlarıyla ve krup ile karışmakta, yetersiz tedavi, eksik bakım ve bilgi eksikliği nedeni ile hastalığın kontrol altına alınması gecikmektedir” dedi.

Gebelikte astıma dikkat!

Gebelik sırasında en sık sorun ile karşılaşılan solunum sistemi hastalıklarından birinin astım olduğuna değinen Dr. Hakan Solak, “Gebelik, astım seyrini etkilerken astımın da gebelik ve doğum üzerine etkileri olabilir. Hamilelerin yaklaşık üçte birinde astım kötüleşirken, üçte birinde semptomlarda düzelme gözlemlenir. Gebelikte en şiddetli ataklar 24 ila 36 haftalar arasında gerçekleşir. Son dört haftada semptomlar azalmakta ve yüzde 90 hastada doğumda sorun yaşanmamaktadır. Astımlı gebelerde yüzde 11 ila 18 olguda en az bir acil başvurusu, yüzde 62’sinde ise hastaneye yatış bildirilmektedir. Bu nedenle gebelik sırasında astımlı hastalarda yakın takip ve ilaç ayarlamaları gereklidir. Aksi takdirde gelişecek hipoxi bebeğin gelişimini etkileyebilir” dedi. 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner386
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    BENİ HAYATA BAĞLAYAN TEK ŞEY AHİRET İNANCIMDIR?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • İzmir Time - 10 Temmuz 2014 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV