banner526

banner211

banner521

banner500

banner501

banner503

banner497

banner511

izmir escort

banner461
12 Aralık 2018 Çarşamba

“İstismar fark edilmesine rağmen ihbar edilmiyor.”

Dündar, “Amacımız, çocuk istismarının ülkemizde ve dünyada olmasını engellemek olmalıdır. Bu anlamda geleceğimizi sağlıklı nesillere emanet etmek adına bizlere çok önemli görevler düşmektedir.”

banner98
22 Nisan 2018 Pazar 22:33
“İstismar fark edilmesine rağmen ihbar edilmiyor.”
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi ve Büyüyen Çocuk Derneği iş birliği ile gerçekleştirilen konferansta son günlerde yaşanan acı olaylarla yeniden gündeme gelen çocuk istismarı konusu bütün yönleriyle ele alındı.

"Çocuk İstismarına Multidisipliner Yaklaşım" isimli konferansta fiziksel istismarın klinik özellikleri, duygusal ve cinsel istismar, klinik özellikleri ve ruhsal etkileri, çocuk istismarının hukuki ve adli boyutu, çocukla adli görüşmenin özellikleri gibi önemli başlıklar konunun uzmanları tarafından masaya yatırıldı.


“Farkındalık oluşmalı.”


Konferansın açış konuşmasını gerçekleştiren Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Büyüyen Çocuk Derneği Başkanı Prof. Dr. Bumin Nuri Dündar, çocuğun dünyanın en masum ve kutsal varlığı olduğunu söyleyerek; sağlıklı bir nesil yetişmesi açısından, dünyanın en aşağılık suçu  çocuk istismarı konusunda, farkındalık oluşturması adına, bu tür etkinliklerin önemli olduğuna işaret etti. Prof.Dr. Dündar, “Amacımız, çocuk istismarının ülkemizde ve dünyada olmasını engellemek olmalıdır. Bu anlamda geleceğimizi sağlıklı nesillere emanet etmek adına bizlere çok önemli görevler düşmektedir.” diye konuştu.

“Derin travmalar oluşturuyor.”

İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu da çocuk istismarının işaretlerini ve müdahale etmek için neler yapılması gerektiğini bilerek, bir çocuğun hayatında önemli bir fark yaratılabileceğini kaydetti. Prof.Dr. Köylüoğlu, “Fiziksel istismarın yanında oluşan duygusal, sosyal ve zihinsel istismar da çocuk istismarının uzun dönemde derin yaralar oluşturabilen şekilleridir.” dedi. Konferansın oturum başkanlıklarını, İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bumin Nuri Dündar, İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Yıldırım Sarı ile İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kanık üstlendi.

“İstismar fark edilmesine rağmen ihbar edilmiyor.”

İlk konuşmacı olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç.Dr. Feyza Umay Koç, yapılan bir anket çalışmasının çarpıcı sonuçlarını aktardı. Ankete göre katılımcıların yüzde 50'sinin çocukluğunda cinsel istismarına uğradığını söyleyen Doç.Dr. Koç,  bu rakamların aşağı çekilebilmesi için toplumdaki farkındalık düzeyinin artırılması gerektiğini söyledi. Doç.Dr. Koç, "Karşılaştığım en kötü olay, düzenli olarak şiddet uygulanmış iki kardeşin hikâyesiydi. Anne alkol ve madde bağımlısı idi ve çocukları çok küçük yaşlarda olmasına rağmen bedenlerinde sigara söndürmek de dahil olmak üzere şiddet uyguluyordu. Maalesef prematüre doğan ikinci çocuğu aldığı şiddetli darbelerden dolayı kurtaramadık. Fakirlik ve işsizliğin olduğu toplumlarda, çocuklara şiddetin daha yaygın olduğunu ve engelli çocukların daha fazla taciz edildiğini görüyoruz. Vakaların çoğunun komşular tarafından fark edilmesine rağmen ihbar edilmemesi de çocuk istismarının görmezden gelindiğini gösteriyor" dedi.

“Çocuğun korunması, şikâyet ile başlar”

Çocuk istismarının hukuki ve adli boyutu hakkında konuşan İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi avukatlarından Bedriye Kurtuluş Türk de, çocukları korumaya yönelik alınan yasal tedbirleri paylaştı. Türk, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ‘ye göre çocuğun tanımını yaparak şunlan söyledi:  " Bu sözleşme uyarınca, çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır. Çocuk Koruma Kanununda; Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuk olarak açıkça tanımlanmıştır. Ceza muhakemesi ve ceza hukuku yönünden çocuğun korunması, şikâyet ile başlar Çocuğa karşı işlenen suçlarda, çocukların da şikâyet hakları vardır. Bu hakkı bizzat kullanabilecekleri gibi kanuni temsilcileri aracılığıyla da kullanabilirler."

“İstismarların giderek arttığı algısı oluştu.”

 Ege Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cahide Aydın da konuşmasında, ensest, cinsel sömürü, cinsel istismara uğrayanlar için risk faktörleri başlıklarını anlatarak; istismara uğramayan çocuklar ile istismara uğrayan çocukların davranış özellikleri arasındaki farklara değindi. Toplumda, bu olayların bir kısmının üzerine gidilmediği gibi bir izlenim oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Aydın, “Maalesef istismarların azalmadığını, hatta bilinç arttıkça, bildirimler arttıkça, olaylarında daha fazla gündeme geldiğini görüyoruz.  Biz duygusal ve cinsel istismarı ayrı ayrı ele alıyoruz. Aslında hepsi birbirinin içinde olan kavramlar. Tecavüze uğramış bir çocuk için fiziksel istismar da duygusal istismar da söz konusu.” dedi.

“Aileler istismarı gizleme eğiliminde.”

Adli Görüşmeci ve ÇİM Sosyal Hizmet Uzmanı Sezin Ünal,  istismara dair her türlü şüpheli durumun vakit kaybedilmeden kolluk kuvvetlerine bildirilmesinin önemine değindi. Ünal, “Özellikle mağdur çocuklarımız ile karşılaşma olasılığı daha yüksek meslek gruplarının bu konuda uyanık davranması gerekli. Çocuğun menfaati göz önüne alınarak bildirimler hızlıca kolluk kuvvetlerine yapılmalı. Bu tip bildirimlerde gecikme olması halinde, çocuklarda bulunan mağduriyetin geri dönülemez noktalara ulaştığını biliyoruz. Ülkemizde istismara uğrayan çocuk ile istismarı yaşayan çocuğun ailesi, yaşanan olumsuzlukları pek çok sebeple gizleme eğiliminde. Bu durum fark edildiğinde hızlı bir şekilde kolluk kuvvetleri ile irtibata geçilmeli ve çocuklarımızın mağduriyeti en aza indirgenmeli” dedi.

“Çocuğun her açıdan sarıp sarmalanması gerek.”

İzmir Çocuk İzlem Merkezi Sorumlusu, Çocuk Hastalıkları Uzmanı Özlem Bağ da,  istismarın devamındaki travmaların oldukça ağır olduğunu aktardı. Bağ, “Bu travmayı yaşamak başlı başına zor olmakla birlikte ardından gelen süreçte kişinin yeterli sosyal, tıbbi ya da duygusal destek alamaması, ortaya çıkan travmanın etkilerini arttırabiliyor. Cinsel istismara uğramış bir bireyin adli, tıbbi ve sosyal açılardan ciddi şekilde sarıp sarmalanması ve desteklenmesi gerekiyor.” diye konuştu.

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    BENİ HAYATA BAĞLAYAN TEK ŞEY AHİRET İNANCIMDIR?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • İzmir Time - 10 Temmuz 2014 Manşeti
    KARİKATÜR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV