<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İzmir Time</title>
    <link>https://www.izmirtime.com</link>
    <description>İzmir'in en kapsamlı en güncel haber sitesine hoşgeldiniz... izmirtime.com haber sitesi basın yayın ilkelerine uymaya söz vermiştir...30 Yıl önce yayın hayatına başlayan haber sitesi günlük 110.000 Tıklama  ve birmilyon sıcak takipçisi ile azimle ve kararlılıkla yürüyüşüne devam etmektedir. izmirtime, izmirim,izmirtime,firma İzmir,manisa,uşak,balıkesir,kütahya,afyon aydın,çanakkale, firma rehberi,7eylülizmirtime,rehberi,firmarehberi,firmarehberi,rehber,kadifekale,izmirtime,izmirtimetıkla,izmir,konak,buca,balçova,alaçatı,çeşme,spor,sanat,kültür,sanat,ekonomi,sağlık,magazin,türkiye,yüzyıl,dünya,gundemi,turkiye,gundemi,egegundem,atlıspor,savunmasanayi,tank,top,füze,akıncı,bora,kızılelma,olimpiyat,buca,kadın,erkek,çocuk,bayram,milli,manevi,vakitege,egedesonsöz,erialnreklam,izmirdesozsöz,izmirtime35,35izmirtime,basın,balkanizmirtime,izmirbalkantime,bosnatime,izmirbosnatime,egetime,egeizmirtime,izmirtimeege,yeniizmir.com,yeniizmir,gülşahelikbank,arisreklam,arisreklammatbaa.izmirhaberleri,haberizmir,izmirgündem,izmirkalkınmaajasnsı,izka,izmirtimetravelturizm,eshot,eshotgenelmüdürlüğü,izmirulaşım,izban,izmirmetro,eshotunbayanşoförleri,izmirhaberleri,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.izmirtime.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 29 Jun 2026 01:24:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeşilay'dan alkol raporu... Alkole başlama yaşı 19,4 olarak ölçüldü]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/yesilaydan-alkol-raporu-alkole-baslama-yasi-194-olarak-olculdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/yesilaydan-alkol-raporu-alkole-baslama-yasi-194-olarak-olculdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Yeşilay Cemiyeti'nin hazırladığı 'Türkiye Alkol Araştırma Raporu', alkol kullanımının bireysel, toplumsal ve ekonomik etkilerini ortaya koydu. Rapora göre Türkiye'de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 20,8'i hayatında en az bir kez alkol kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Türkiye Yeşilay Cemiyeti, bağımlılıklarla mücadele kapsamında hazırladığı Türkiye Alkol Araştırma Raporunu kamuoyuyla paylaştı.</p> <p>Daha önce 'Bağımlılıkların Ekonomiye Maliyeti Raporu', 'Türkiye Kumar Raporu' ve 'Türkiye Tütün Raporu' gibi çalışmaları yayımlayan Yeşilay'ın yeni araştırması, alkol kullanım alışkanlıkları, bağımlılık riski ve koruyucu politikalara ilişkin önemli veriler ortaya koydu. Rapora göre Türkiye'de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 20,8'i hayatında en az bir kez alkol kullandığını belirtirken, yüzde 79,2'si hiç alkol kullanmadığını ifade etti. Son 12 ay içinde alkol kullananların oranı yüzde 11,4, son 30 gün içinde kullananların oranı ise yüzde 7,1 olarak belirlendi.</p> <p>Araştırmada, alkol kullanımına başlama yaşının ortalama 19,4 olduğu tespit edilirken, katılımcıların yaklaşık yarısının ilk alkol deneyimini 18 yaşında veya daha önce yaşadığı görüldü.</p> <p><strong>ARKADAŞ ÇEVRESİ İLK SIRADA</strong></p> <p>Rapora göre alkol kullanımına başlamada en etkili faktör yüzde 48,8 ile arkadaş çevresi oldu. Bunu yüzde 45,4 ile eğlence amacı, yüzde 43,6 ile merak duygusu takip etti. Dünya genelinde alkol kullanım bozukluğu yaşayan yaklaşık 400 milyon kişinin bulunduğu belirtilen raporda, Türkiye'de alkol kullanım bozukluğu yaygınlığı yüzde 4,8 olarak açıklandı.</p> <p>Programda konuşan Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, bağımlılıkların günümüzün önemli toplumsal risklerinden biri olduğunu belirtti. Alkolün zaman zaman sosyalleşmenin ve eğlencenin bir parçası gibi sunulduğunu ifade eden Dinç, bilimsel verilerin alkol kullanımının bireysel ve toplumsal sorunları artırabildiğini gösterdiğini söyledi. Genel Başkan Dinç, 'Dünya Sağlık Örgütü, alkol kullanımında güvenli bir alt sınır bulunmadığını ifade ediyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon 600 bin insan alkol nedeniyle hayatını kaybediyor.' dedi.</p> <p>Araştırma sonuçları, toplumun alkolle mücadele kapsamında koruyucu politikalara önemli ölçüde destek verdiğini de ortaya koydu. Katılımcılar; öğrenci yurtları, spor kulüpleri ve kafelerde alkol satışının sınırlandırılması, reklam ve promosyon faaliyetlerine yönelik düzenlemeler, benzin istasyonlarında satış yapılmaması ve satış saatlerine ilişkin tedbirler gibi uygulamalara destek verdi.</p> <p>Yeşilay'ın 81 ilde hizmet veren Yeşilay Danışmanlık Merkezi birimleriyle bağımlılık sorunu yaşayan vatandaşlara ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı destek sunduğu belirtildi.</p> <p><img height='562' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/24/1782292825-alkol-ara-t-rma-raporu-2-1782308755-771-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Rabia Bilici, alkol kullanımına erken yaşta başlamanın bağımlılık riskini artırdığına dikkat çekerek, gençlere yönelik önleme çalışmalarının önemini vurguladı.</p> <p>Uzmanlar ayrıca alkolün karaciğer hastalıkları, kanser, kalp-damar hastalıkları ve psikolojik sorunlar başta olmak üzere birçok sağlık riskiyle ilişkili olduğuna dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/yesilaydan-alkol-raporu-alkole-baslama-yasi-194-olarak-olculdu</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/yesilaydan-alkol-raporu-alkole-baslama-yasi-194-olarak-olculdu.webp" type="image/jpeg" length="85431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Horlama ve uyku apnesine karşı Bornova'da güç birliği]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/horlama-ve-uyku-apnesine-karsi-bornovada-guc-birligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/horlama-ve-uyku-apnesine-karsi-bornovada-guc-birligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi ve Özel Ento Cerrahi Tıp Merkezi işbirliğiyle düzenlenen 'Horlama ve Uyku Apnesinde Güncel Yaklaşımlar' panelinde, uzmanlar uykuda nefes kesilmesinin ve horlamanın hayati riskler taşıyan ciddi birer hastalık olduğunu vurguladı. Yoğun ilgi gören etkinlikte, uzmanlar katılımcıların merak ettiği soruları da yanıtladı.</p><p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>Bornova Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü organizasyonunda, Özel Ento Cerrahi Tıp Merkezi işbirliğiyle düzenlenen 'Horlama ve Uyku Apnesinde Güncel Yaklaşımlar' paneli, Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi Çok Amaçlı Salonu'nda yoğun katılım ve ilgiyle gerçekleştirildi.</p> <p><strong>'HORLAMA BOŞANMALARA BİLE SEBEP OLABİLEN SOSYAL BİR PROBLEM'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Panelde konuşan KBB Uzmanı Op. Dr. Ümit Filiz, gün içinde kendilerine başvuran hastaların büyük bir çoğunluğunun horlama şikayeti olduğunu belirterek, bu durumun normalleştirilmemesi gereken bir hastalık olduğunu vurguladı. Horlamanın 40'lı yaşlara kadar erkeklerde daha çok görüldüğünü, menopoz sonrasında ise bu oranın kadın ve erkekler için eşitlendiğini ifade eden Dr. Filiz, bu sorunun sadece horlayanı değil, yanındaki kişiyi de ilgilendirdiğini söyledi. Horlayan kişilerin sosyal hayatta dışlanabildiğini, hatta bu durumun boşanmalara bile sebep olduğunu belirten Filiz, uykuda nefes kesilmesi olarak tanımlanan uyku apnesinin 10 saniyeden fazla sürmesi halinde çok tehlikeli olduğunu hatırlattı. Dr. Ümit Filiz, tüm bu sorunların aile hayatını derinden etkileyen sosyal bir problem olduğunu ancak tedavisinin mümkün olduğunu söyleyerek, kimsenin bu hastalıkla yaşamak zorunda olmadığını ve rüyaların bile ancak derin uykularda görülebileceğini sözlerine ekledi.</p> <p><img class='' height='499' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/24/yzc-1388-1782287233-824-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>'DÜNYADA 1.5MİLYAR İNSAN BU HASTALIKLA MÜCADELE EDİYOR'</strong></p> <p>Türk Uyku Tıbbı Derneği (TUTD) Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, tıpkı pandemide olduğu gibi günümüzde de uyku apnesi ile ilgili ciddi bir salgınla karşı karşıya olunduğunu ifade etti. Uykunun basit bir eylem olmadığını, kaliteli uyku sayesinde insan vücudunun ve beyninin kendini sıfırlayıp yenilediğini belirten Prof. Dr. Uçar, bu yüzden horlamanın kesinlikle hafife alınmaması gerektiğine dikkat çekti. Dünyada bu hastalığı yaşayan yaklaşık 1.5 milyar insan olduğunu ve özellikle obez bireylerin büyük risk altında bulunduğunu vurgulayan Uçar, uyku apnesi olan kişilerin kilo vermede de büyük sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Kaliteli uykunun çocukların gelişimi için bile kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Uçar; anatomik yatkınlıklar, temel risk faktörleri ve tanı yöntemlerinin yanı sıra kalp, tansiyon ve felçli hastalarda uyku apnesi sendromunun çok daha sık görüldüğünü vurguladı.</p> <p>Protez Uzmanı Diş Hekimi Dr. Bilkay Karaman ise horlama ve uyku apnesinin ağız ve diş sağlığı ile doğrudan ilişkisini gözler önüne serdi. Uykuyu 'ölmek ile yaşamak arasında olduğumuz bir yer' olarak tanımlayan Dr. Karaman, hastalığa yönelik teşhisin aslında ilk olarak diş hekimi koltuğunda da başlayabileceğini belirtti. Küçük dilin sarkması ile birlikte horlamanın başladığını ve zamanla uyku apnesine dönüştüğünü ifade eden Karaman, ağızda eksik diş bırakılmaması ve diş tedavilerinin ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Çok sayıda diş eksikliği yaşayan kişilerde dilin genişlediğini, yanakların çöktüğünü ve bu durumun hava yolunu kapatarak nefes almayı zorlaştırdığını söyleyen Dr. Bilkay Karaman, bu yüzden eksik dişlerin mutlaka tamamlanması gerektiğini aktardı. Uyku apnesinin çocuklarda da görülebileceğini, kaliteli uyuyamayan bir çocuğun gün içinde dikkat dağınıklığı yaşayarak düşme ve çarpma gibi kazalar geçirebileceğini belirten Karaman, tedavide kullanılan modern ağız içi spreyleri, kişiye özel horlama protezleri ve dijital horlama takip uygulamaları hakkında da detaylı bilgiler verdi.</p> <p>Bornovalıların yoğun ilgi gösterdiği panel, uzmanların katılımcılardan gelen soruları tek tek yanıtlaması ile son buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/horlama-ve-uyku-apnesine-karsi-bornovada-guc-birligi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/horlama-ve-uyku-apnesine-karsi-bornovada-guc-birligi.webp" type="image/jpeg" length="18405"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde yeni dönem... Hastane eve taşınıyor!]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem-hastane-eve-tasiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem-hastane-eve-tasiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri yeniden düzenlendi. Hizmetlerin koordinasyonu güçlendirilirken, başvurudan taburculuğa kadar tüm süreçler dijital sistemler üzerinden takip edilecek.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanlığı, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin sunumuna ilişkin kapsamlı bir düzenlemeye imza attı.</p> <p>Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 'Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik' ile hizmetlerin planlanması, koordinasyonu ve denetimine yönelik yeni esaslar belirlendi. Yeni düzenlemeyle evde sağlık hizmetleri ile palyatif bakım hizmetlerinin birinci basamak sağlık hizmetleri, hastaneler ve uzaktan sağlık uygulamalarıyla entegre şekilde yürütülmesi amaçlandı. Yönetmelik kapsamında, il sağlık müdürlükleri bünyesinde Evde Sağlık Koordinasyon Merkezleri (ESKOM) kurulacak ve hizmetlerin il genelindeki koordinasyonu bu merkezler tarafından sağlanacak.</p> <p>Evde sağlık hizmeti başvuruları e-Nabız, çağrı merkezi ve diğer dijital kanallar üzerinden alınabilecek. Başvurular en geç üç gün içinde sonuçlandırılacak, uygun görülen hastalara ilk ev ziyareti aynı süre içinde gerçekleştirilecek.</p> <p>Yönetmelikle birlikte evde sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek kişiler de netleştirildi. Cihaza, yatağa veya eve bağımlı hastalar ile yaşlılığı nedeniyle sağlık hizmetine erişimde güçlük yaşayan kişiler evde sağlık hizmetlerinden faydalanabilecek. Palyatif bakım hizmetlerinde de önemli değişikliklere gidildi. Hastanelerde açılacak palyatif bakım servislerinin yatak kapasitesi, nüfus ve bölgesel ihtiyaçlar dikkate alınarak planlanacak. Ayrıca çocuk hastalara yönelik özel palyatif bakım servisleri kurulabilecek.</p> <p>Yeni düzenleme kapsamında evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde dijital kayıt sistemi zorunlu hale getirilirken, tüm süreçlerin elektronik ortamda izlenmesi ve raporlanması sağlanacak.</p> <p>Hizmetlerin kalite standartları düzenli olarak denetlenecek, hasta güvenliği ve bakım sürekliliğinin artırılması hedeflenecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Öte yandan, mevcut evde sağlık ve palyatif bakım birimlerinin ise yeni düzenlemeye uyumlu şekilde yeniden tescil işlemlerini bir yıl içinde tamamlaması gerekecek.</p> <p>Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için <a href='https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260623-1.htm' rel="nofollow"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem-hastane-eve-tasiniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinde-yeni-donem-hastane-eve-tasiniyor.webp" type="image/jpeg" length="82338"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk bilim insanı dünyada ilk 10'da]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/turk-bilim-insani-dunyada-ilk-10da</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/turk-bilim-insani-dunyada-ilk-10da" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ScholarGPS sıralamasında radyocerrahi alanında dünyada 8'inci sırada yer alan Prof. Dr. Selçuk Peker, elde edilen başarının Türkiye'nin bilimsel üretim gücünü ortaya koyduğunu söyledi. Peker, Türkiye'nin küresel bir radyocerrahi merkezi olabilecek potansiyele sahip olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> ScholarGPS tarafından yayımlanan uluslararası sıralamada radyocerrahi alanında dünyanın en etkili bilim insanları arasında ilk 10'a giren Prof. Dr. Selçuk Peker, Türkiye adına önemli bir başarıya imza attı.</p> <p>Dünyada 8'inci sırada yer alan Peker, bu sonucun yalnızca bireysel bir başarı değil, Türkiye'de yürütülen bilimsel çalışmaların uluslararası düzeyde karşılık bulduğunun da göstergesi olduğunu söyledi.</p> <p>Türkiye'nin artık yalnızca sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda bilim üreten ve uluslararası literatüre katkı sağlayan bir ülke konumuna geldiğini belirten Peker, 'Radyocerrahi gibi ileri teknoloji ve yüksek uzmanlık gerektiren bir alanda dünyada 8'inci sırada yer almak büyük bir onur. Bu başarı, güçlü klinik altyapının, bilimsel sürekliliğin ve ekip çalışmasının sonucudur' dedi. Genç hekimlere de seslenen Prof. Dr. Peker, dünya bilimine katkı sunmak için mutlaka yurt dışındaki büyük merkezlerde bulunmanın şart olmadığını ifade ederek, 'Doğru vizyon, disiplinli çalışma ve uluslararası iş birlikleriyle Türkiye'den de dünya çapında başarı elde edilebilir' diye konuştu.</p> <p><strong>TÜRKİYE RADYOCERRAHİDE ÇEKİM MERKEZİ OLUYOR</strong></p> <p>Türkiye'nin özellikle Gamma Knife ve stereotaktik radyocerrahi teknolojilerindeki deneyiminin uluslararası alanda dikkat çektiğini belirten Peker, son yıllarda yurt dışından hem tedavi hem de eğitim amacıyla gelen hasta ve hekim sayısında önemli artış yaşandığını söyledi.</p> <p><img class='' height='687' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/23/prof-dr-selcuk-peker-3-2-1782205200-237-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Türkiye'nin radyocerrahi alanında bölgesel bir merkez haline geldiğini kaydeden Peker, 'Hekimler yalnızca kullanılan teknolojiyi görmek için değil, hasta seçimi ve tedavi planlama süreçlerini öğrenmek için de ülkemize geliyor' dedi. Türkiye'nin küresel bir radyocerrahi merkezi olabilecek kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan Peker, bunun yolunun bilimsel üretimi artırmaktan geçtiğini söyledi. Peker, 'Bölgesel merkez olmak yalnızca hasta kabul etmek anlamına gelmez. Bilgi üretmek, eğitim vermek, uluslararası araştırmalar yürütmek ve genç hekimler için çekim merkezi olmak gerekir. Türkiye bunu başarabilecek potansiyele sahiptir' değerlendirmesinde bulundu.</p> <p><strong>YAPAY ZEKÂ TEDAVİ SÜREÇLERİNİ DÖNÜŞTÜRECEK</strong></p> <p>Beyin cerrahisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Prof. Dr. Peker, yapay zekâ destekli sistemlerin önümüzdeki dönemde tedavi planlamasında daha etkin rol üstleneceğini belirtti.</p> <p>Yakın gelecekte yalnızca görüntüleme sonuçlarına göre karar verilmeyeceğini ifade eden Peker, 'Hastanın genetik özellikleri, tümörün biyolojik yapısı ve yapay zekâ destekli risk analizleri tedavi süreçlerinde çok daha belirleyici olacak. Ancak teknolojideki tüm gelişmelere rağmen hekimlik sanatı her zaman merkezde kalmaya devam edecek' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/turk-bilim-insani-dunyada-ilk-10da</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/turk-bilim-insani-dunyada-ilk-10da.webp" type="image/jpeg" length="50620"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizlerinin yüzde 20'si 40 yaş altında!]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/kalp-krizlerinin-yuzde-20si-40-yas-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/kalp-krizlerinin-yuzde-20si-40-yas-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp krizi genellikle ileri yaşlarda görülen bir sağlık sorunu olarak düşünülse de gençlerde de önemli bir risk olmaya devam ediyor. Kalp krizi vakalarının yaklaşık yüzde 20'sinin 40 yaş altı bireylerde görüldüğüne değinen Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, diyabet, hipertansiyon, obezite, tütün ürünleri ve yasaklı madde kullanımı, genetik yatkınlık, steroid kullanımı, enerji içeceği ve yüksek doz kafein tüketiminin gençlerde kalp krizi riskini artıran faktörler arasında olduğunu söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, gençlerde kalp-damar hastalıkları ve kalp krizi riskini artıran faktörlere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Düzenli sağlık kontrollerinin yaptırılması ve ailede kalp-damar hastalığı öyküsünün bilinmesinin büyük önem taşıdığını belirten Koylan, kalp sağlığını korumak için aktif yaşam, dengeli beslenme, kaliteli uyku ve stres yönetiminin vazgeçilmez olduğunu ifade etti.</p> <p>Genç yaşlarda kalp krizi riskini artıran etkenlerin başında sağlıksız yaşam alışkanlıklarının geldiğini vurgulayan Koylan, özellikle anabolik steroid kullanımının ciddi tehlikeler barındırdığına dikkat çekti. Kas kütlesini artırmak amacıyla kullanılan bu maddelerin tansiyon yüksekliği, kolesterol dengesinin bozulması ve damar sertliği riskini artırarak erken yaşta kalp krizi olasılığını yükselttiğini söyledi.</p> <p><strong>ENERJİ İÇECEKLERİ VE KAFEİNE DİKKAT</strong></p> <p>Enerji içecekleri ile yüksek miktarda kafein tüketiminin de kalp sağlığını tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Nevrez Koylan, bu ürünlerin kalp ritminde ve tansiyonda ani değişikliklere yol açabileceğini ifade etti. Özellikle yoğun egzersiz sırasında veya alkol ve diğer uyarıcı maddelerle birlikte tüketildiğinde riskin arttığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><img class='' height='767' src='https://www.igfhaber.com/static/2024/07/24/1721806800-asm-nevrezkoylan-gorseli-1721828860-378-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Yasaklı ve uyarıcı maddelerin kullanımının genç yaşlarda kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olabileceğini belirten Koylan, bu maddelerin kalp ritmini bozabildiğini, tansiyonu yükseltebildiğini ve damar yapısına zarar verebildiğini söyledi. Yapılan araştırmaların, eğlence amaçlı madde kullanımı ile erken yaşta gelişen kalp-damar hastalıkları arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.</p> <p><strong>SİGARA VE ELEKTRONİK SİGARA DA RİSKLİ</strong></p> <p>Sigara kullanımının kalp hastalığı ve felce bağlı erken ölüm riskini yaklaşık üç kat artırdığını belirten Koylan, benzer risklerin nargile ve elektronik sigara için de geçerli olduğuna dikkat çekti. Sigaranın 40 yaşından önce bırakılması durumunda ise erken ölüm riskindeki artışın büyük ölçüde azaltılabileceğini söyledi.</p> <p>Bazı bireylerin genetik olarak kalp hastalıklarına yatkın olabileceğini belirten Koylan, özellikle ailevi hiperkolesterolemi gibi kalıtsal rahatsızlıkların kolesterol seviyelerinin erken yaşta yükselmesine neden olduğunu ve bunun da damar sertliği ile kalp krizi riskini artırdığını ifade etti.</p> <p>Diyabetin gençlerde kalp krizi riskini artıran önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu vurgulayan Koylan, diyabetli bireylerde yüksek tansiyon ve kolesterol gibi ek risk faktörlerinin daha sık görüldüğünü söyledi. Ayrıca gençlerde hipertansiyon görülme sıklığının da arttığını belirten Koylan, fazla tuz tüketimi, obezite ve hareketsiz yaşam tarzının yüksek tansiyona zemin hazırladığını kaydetti.</p> <p><strong>OBEZİTE KALP HASTALIKLARINI TETİKLİYOR</strong></p> <p>Aşırı kilo ve obezitenin kalp-damar sistemi üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getiren Koylan, fazla kilonun yüksek tansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği gibi hastalıkları tetiklediğini belirtti. Bilimsel araştırmaların, fazla kilolu genç bireylerde kalp krizi riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.</p> <p>Prof. Dr. Nevrez Koylan, kalp sağlığının korunması için düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, fiziksel olarak aktif bir yaşam sürmenin, tütün ürünlerinden uzak durmanın, sağlıklı beslenmenin ve ideal kilonun korunmasının kalp-damar hastalıklarına karşı en etkili korunma yöntemleri arasında yer aldığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/kalp-krizlerinin-yuzde-20si-40-yas-altinda</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/kalp-krizlerinin-yuzde-20si-40-yas-altinda.webp" type="image/jpeg" length="35488"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gece giren krampa dikkat!]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/gece-giren-krampa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/gece-giren-krampa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, 'Gece giren kramplar sıradan bir durum olarak görülmemeli.Özellikle kişiyi uykudan uyandıran ve sık tekrarlayan kramplar, dolaşım bozuklukları, sinir sıkışmaları veya metabolik problemlerin belirtisi olabilir' uyarısında bulundu.</p><p>İSTANBUL (İGFA) - Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır konu hakkında bilgiler verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Bacağınızı aniden kilitleyen, uykudan sıçrayarak uyandıran krampları hafife almayın. Sık tekrarlayan kramplar, sanıldığının aksine yalnızca yorgunluk veya susuzluk değil; bel fıtığından sinir sıkışmasına kadar birçok sağlık sorununun habercisi olabilir.</p> <p>Sık tekrarlayan kas krampları yalnızca yorgunluk veya mineral eksikliğinden kaynaklanmayabilir.Bazı önemli sağlık sorunlarının ilk belirtisi olabilir.Kas krampı, kasın istemsiz ve ani şekilde kasılması sonucu ortaya çıkar.Kramp çoğunlukla baldır, ayak ve bacak kaslarında görülür. Birkaç saniye sürebileceği gibi dakikalar boyunca devam ederek kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir.</p> <p><strong>Her Krampın Sebebi Magnezyum Eksikliği Değil</strong></p> <p>Toplumda kramplar genellikle magnezyum eksikliğiyle ilişkilendirilir. Magnezyum eksikliği önemli nedenlerden biri olsa da tek neden değildir. Potasyum ve kalsiyum eksiklikleri, yetersiz sıvı tüketimi, aşırı egzersiz, dolaşım bozuklukları ve sinir sistemi problemleri de kramp oluşumuna yol açabilir.</p> <p><strong>Bel Fıtığı Krampla Kendini Gösterebilir</strong></p> <p>Özellikle sık tekrarlayan bacak krampları bazı durumlarda bel kaynaklı sorunlardan kaynaklanabilir.Bel fıtığı veya sinir kökü basısı yaşayan kişilerde sadece ağrı değil, kaslarda istemsiz kasılmalar ve gece krampları da görülebilir. Bu nedenle sürekli aynı bölgede ortaya çıkan kramplar mutlaka değerlendirilmelidir.</p> <p><strong>Gece Uykudan Uyandırıyorsa Dikkat !</strong></p> <p>Gece giren kramplar sıradan bir durum olarak görülmemeli.Özellikle kişiyi uykudan uyandıran ve sık tekrarlayan kramplar, dolaşım bozuklukları, sinir sıkışmaları veya metabolik problemlerin belirtisi olabilir. Bu durumda yalnızca ağrıyı geçirmek yeterli değildir, neden araştırılmalıdır.</p> <p>Kramp sırasında kasın yavaşça gerilmesi, hafif masaj uygulanması ve mümkünse kısa süre yürünmesinin rahatlama sağlayabileceğini belirten Doç. Dr. Ahmet İnanır, düzenli egzersiz, yeterli su tüketimi ve dengeli beslenmenin kramp riskini azaltabileceğini söyledi.</p> <p>Kramplar sıklaşıyor, şiddetleniyor ya da uyuşma, güç kaybı ve hissizlik gibi belirtilerle birlikte görülüyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Çünkü bazen basit görünen bir kramp, altta yatan önemli bir sağlık sorununun ilk işareti olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/gece-giren-krampa-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/gece-giren-krampa-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="75402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alkol ve bazı anksiyete ilaçları solunumu durdurabilecek risk oluşturuyor!]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/alkol-ve-bazi-anksiyete-ilaclari-solunumu-durdurabilecek-risk-olusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/alkol-ve-bazi-anksiyete-ilaclari-solunumu-durdurabilecek-risk-olusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, psikiyatrik ilaçlarla alkol kullanımının risklerine dikkat çekti. Özellikle anksiyete ilaçlarının alkolle birlikte alınmasının solunumu durdurarak ölümcül sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarılarda bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, psikiyatrik ilaçlarla alkol kullanımının riskleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p> <p>Ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarla alkolün birlikte alınmasının, hastalar tarafından sıkça merak edilen konular arasında yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Oğuz Tan, 'Antidepresanlarla alkol arasında etkileşim bulunuyor ancak bu etkileşim genellikle ölümcül düzeyde olmaz.' dedi.</p> <p>Antidepresanların alkolle birlikte kullanılmasının çeşitli yan etkilere yol açabileceğine değinen Prof. Dr. Tan, 'Kaygı giderici (anksiyolitik) ilaçlar söz konusu olduğunda durum değişebiliyor. Özellikle yüksek dozlarda alkolle birlikte alınan bazı anksiyete ilaçları ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu risk kalp krizinden değil, solunumun baskılanmasından kaynaklanır. Solunumun yavaşlaması veya durması sonucu hayati tehlike oluşabileceği için bu ilaçları kullanan kişilere alkol tüketmemeleri önerilir.' şeklinde konuştu.</p> <p><strong>ANKSİYETE İLAÇLARI KULLANANLARIN ALKOL TÜKETİMİNDEN KAÇINMASI GEREKİR!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir diğer ilaç grubu olan antipsikotiklerde ise farklı riskler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tan, 'Bazı antipsikotik ilaçlar alkolle etkileşimden bağımsız olarak nadir de olsa kalpte ritim bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle antipsikotik tedavi gören hastalarda kalp fonksiyonlarının düzenli olarak takip edilmesi önem taşır.' diye konuştu.</p> <p>Psikiyatrik tedavilerde kullanılan ilaçların yalnızca antidepresanlardan ibaret olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tan, 'Antidepresanlar, anksiyete giderici ilaçlar, antipsikotikler ve diğer tedavi seçenekleri farklı özelliklere sahip. Alkolle en ciddi ve ölümcül etkileşim riski özellikle kaygı giderici ilaçlarda görülebiliyor. Bu ilaçları kullanan kişilerin alkol tüketiminden kaçınmaları gerekir.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/alkol-ve-bazi-anksiyete-ilaclari-solunumu-durdurabilecek-risk-olusturuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/alkol-ve-bazi-anksiyete-ilaclari-solunumu-durdurabilecek-risk-olusturuyor.webp" type="image/jpeg" length="72288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalar mikropları çoğaltıyor... Havuzlar her zaman masum değil]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarının yalnızca tatil keyfini değil, enfeksiyon riskini de artırdığını belirten uzmanlar, sıcak ve nemli havaların bakterilerin hızla çoğalmasına neden olduğunu söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte sağlık riski oluşturabilecek durumlar hakkında bilgi verdi.</p> <p>Yaz mevsiminin yalnızca insanlar için değil, hastalık yapıcı mikroorganizmalar için de uygun bir yaşam ortamı oluşturduğunu belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, 'Sıcak ve nemli havalar birçok bakteri türünün çoğalmasını hızlandırır.' dedi.</p> <p>Özellikle Salmonella, E. coli, Campylobacter, Shigella ve bazı Vibrio türlerinin yaz aylarında daha sık görüldüğünü vurgulayan Dr. Mamçu, 'İyi pişirilmemiş etler, çiğ tavuk ürünleri, açıkta bekletilen yiyecekler ve hijyenik olmayan su kaynakları enfeksiyonların en önemli bulaş yolları arasında yer alır. Pikniklerde veya açık hava organizasyonlarında saatlerce güneş altında bekleyen yiyecekler de ciddi sağlık riski oluşturur. Sıcak havalarda gıdaların bozulma süresi önemli ölçüde kısalıyor. Güvenli görünen bir yiyecek bile kısa süre içerisinde enfeksiyon kaynağına dönüşebiliyor.' şeklinde konuştu.</p> <p><strong>YAZIN EN SIK KARŞILAŞILAN SORUNU GIDA ZEHİRLENMELERİ!</strong></p> <p>Yaz döneminde acil servislere başvuruların önemli bir bölümünü gıda kaynaklı enfeksiyonların oluşturduğuna işaret eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, 'Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, ateş ve halsizlik gibi belirtilerin hafife alınmaması gerekir.' dedi.</p> <p>Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde sıvı kaybının çok daha hızlı gelişebildiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, 'Bazı vakalarda hastaneye yatış ve yoğun tedavi gereksinimi oluşabilir. Mayonez içeren ürünler, tavuk yemekleri, deniz ürünleri, krema bazlı tatlılar ve soğuk zinciri korunmamış gıdalar yaz aylarında ekstra dikkat gerektirir. Tüketicilerin özellikle açıkta satılan yiyeceklere karşı temkinli olması önerilir.' ifadelerini kullandı.</p> <p><strong>SERİNLEMEK İÇİN GİRİLEN SULAR HASTALIK KAYNAĞINA DÖNÜŞEBİLİYOR!</strong></p> <p>Yaz sıcaklarında serinlemek amacıyla tercih edilen bazı göl, dere ve kontrolsüz su kaynaklarının çeşitli enfeksiyonların bulaşmasına neden olabileceğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, 'Kirli sularda çok sayıda virüs, bakteri ve parazit bulunabilir. Norovirüs, Rotavirüs, Adenovirüs, Giardia ve Cryptosporidium gibi etkenler özellikle sindirim sistemi enfeksiyonlarına yol açabilir ve bu mikroorganizmalar ishal, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Sadece bağırsak enfeksiyonları değil, göz ve cilt enfeksiyonları da yaz döneminde artış gösterir. Güvenilir olmayan sularda yüzmek bazı kişilerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>HAVUZLAR HER ZAMAN MASUM DEĞİL!</strong></p> <p>Toplumda havuzların denize göre daha güvenli olduğu yönünde yaygın bir algı bulunduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, 'Düzenli dezenfekte edilmeyen havuzlar enfeksiyon açısından önemli riskler taşır.' dedi.</p> <p>Yetersiz klorlama yapılan havuzlarda kulak enfeksiyonları, göz enfeksiyonları, mantar hastalıkları ve çeşitli bağırsak enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü kaydeden Dr. Mamçu, 'Özellikle çocuklar havuz suyunu yutmamalı. Aileler havuz seçiminde işletmenin hijyen uygulamalarını sorgulamalı. Ortak kullanım alanlarında kişisel havlu kullanımı da önemli bir koruyucu önlemdir.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/sicak-havalar-mikroplari-cogaltiyor-havuzlar-her-zaman-masum-degil.webp" type="image/jpeg" length="78465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarım ilaçları parkinson riskini artırabilir]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Parkinson hastalığındaki artışın yalnızca yaşlanmayla açıklanamayacağını belirterek, tarım ilaçları, çevresel faktörler ve tekrarlayan kafa travmalarının hastalık riskini artırabileceğine dikkat çekti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Nöroloji Uzmanı Sultan Tarlacı, Parkinson hastalığının ortaya çıkışında çevresel etkenlerin rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Parkinson vakalarındaki artışın yaşlı nüfusun artış hızını aştığını belirten Tarlacı, özellikle tarım ilaçlarının hastalığın gelişiminde etkili olabileceğine yönelik bilimsel bulgular bulunduğunu söyledi.</p> <p>Parkinson hastalığının genellikle 50-55 yaşlarında ortaya çıktığını ifade eden Tarlacı, uzun yıllardır köylerde yaşayanlar, tarımla uğraşanlar ve kuyu suyu kullanan kişilerde hastalığın daha sık görüldüğünün bilindiğini kaydetti.</p> <p><strong>'YAŞLANMA TEK BAŞINA AÇIKLAMIYOR'</strong></p> <p>Parkinson vakalarındaki artışın yalnızca yaşlanmaya bağlanamayacağını vurgulayan Tarlacı, özellikle tarım ilaçlarıyla ilgili araştırmaların dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu belirtti.</p> <p>California'da yürütülen çalışmalarda yaklaşık 21 farklı pestisitin, beyinde dopamin üreten hücrelere zarar verdiğinin gösterildiğini aktaran Tarlacı, bu hücrelerin söz konusu kimyasallara karşı oldukça hassas olduğunu ifade etti.</p> <p>Bazı tarım ilaçlarının Parkinson hastalığında rol oynayan beyin bölgeleri üzerinde seçici ve toksik etkiler oluşturduğuna dikkat çeken Tarlacı, bu nedenle konunun bireysel değil toplumsal bir sağlık sorunu olarak ele alınması gerektiğini söyledi.</p> <p><img height='422' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/05/31/1779456281-sultan-tarlac-1780233200-636-x750.jpeg' width='750' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Bazı uzmanların yaşanan artışı 'Parkinson epidemisi' olarak nitelendirdiğini belirten Tarlacı, tarım ilaçlarının bilinçli ve kontrollü kullanılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Domates başta olmak üzere bazı sebze ve meyvelerin pestisit kalıntılarını bünyelerinde tutabildiğine işaret eden Tarlacı, tarımsal üretimde denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p> <p><strong>KUYU SULARI DA RİSK TAŞIYABİLİR</strong></p> <p>Özellikle 'Paraquat' isimli tarım ilacının toprakta uzun süre kalabildiğini belirten Tarlacı, pestisitlerin yer altı sularına karışmasının da risk oluşturabileceğini söyledi. Geçmişte kuyu suyu kullanan kişilerde Parkinson hastalığının daha sık görülmesinin nedenlerinden birinin bu durum olabileceğini kaydetti.</p> <p><strong>'BAKLA TEK BAŞINA TEDAVİ DEĞİL'</strong></p> <p>Toplumda yaygın olarak bilinen 'bakla Parkinson'a iyi gelir' görüşüne de değinen Tarlacı, baklanın içerisinde dopaminle ilişkili bazı maddeler bulunduğunu ancak bunun ilaç tedavisinin yerini tutamayacağını ifade etti. Parkinson tedavisinde kullanılan 125 miligramlık bir L-Dopa kapsülüne eşdeğer etki için yaklaşık 5 kilogram taze bakla tüketilmesi gerektiğini belirten Tarlacı, bu nedenle ilaç tedavisinin çok daha etkili ve uygulanabilir bir yöntem olduğunu söyledi.</p> <p>Parkinson riskini artıran faktörlerden birinin de tekrarlayan kafa travmaları olduğuna dikkat çeken Tarlacı, özellikle boks gibi spor dallarında alınan darbelerin beyinde zamanla biriken hasarlara yol açabileceğini belirtti.</p> <p>Bu tür mikrotravmaların Parkinson hastalığının yanı sıra bazı bunama türlerinin de daha erken ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceğini ifade eden Tarlacı, efsanevi boksör Muhammad Ali'nin bu durumun en bilinen örneklerinden biri olduğunu söyledi.</p> <p><strong>PARKİNSON TİTREMESİ NASIL AYIRT EDİLİR?</strong></p> <p>Parkinson hastalığının en belirgin belirtilerinden biri olan titremenin özelliklerine de değinen Tarlacı, Parkinson titremesinin genellikle istirahat hâlinde ortaya çıktığını anlattı. 'Para sayar' tarzında tanımlanan Parkinson titremesinin, kişi hareket etmeye başladığında çoğu zaman azaldığını veya kaybolduğunu belirten Tarlacı, buna karşılık esansiyel tremorun ise özellikle bir nesneye uzanırken veya kullanım sırasında arttığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/tarim-ilaclari-parkinson-riskini-artirabilir.webp" type="image/jpeg" length="56265"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cilt kanserine karşı güneşten korunmayı ihmal etmeyin!]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, kontrolsüz güneş maruziyetinin cilt kanseri riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle 10.00-16.00 saatleri arasında güneşe çıkılmaması ve güneş koruyucunun günlük rutinin bir parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yaz aylarında güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, cilt sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, güneşin faydalarının yanı sıra kontrolsüz maruziyetin erken yaşlanmadan cilt kanserine kadar birçok soruna yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p> <p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, güneş ışınlarının D vitamini sentezi, bağışıklık sistemi ve ruh sağlığı açısından önemli olduğunu ancak gerekli önlemler alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti.</p> <p>Özellikle açık tenli, açık gözlü ve çilli bireylerin daha büyük risk altında olduğunu vurgulayan Ağırgöl, güneş yanıkları, kızarıklık ve su toplamasının yanı sıra kuruluk, kırışıklık ve cilt lekeleri gibi kalıcı hasarların da görülebildiğini ifade etti. Ağırgöl, eskiden daha çok ileri yaşlarda görülen cilt kanserinin, ozon tabakasındaki incelme nedeniyle günümüzde 30'lu yaşlarda da daha sık ortaya çıktığını söyledi.</p> <p><img height='876' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/15/1781506838-dr-enay-a-irg-l-1781516305-465-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>EN RİSKLİ SAATLER: 10.00-16.00</strong></p> <p>Uzm. Dr. Şenay Ağırgöl, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 10.00-16.00 saatleri arasında UV yoğunluğunun en yüksek seviyeye çıktığını belirterek, mümkün olduğunca bu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini kaydetti. Zorunlu durumlarda ise şapka, güneş gözlüğü ve gölge alanların tercih edilmesini önerdi.</p> <p>Güneş koruyucu kullanımının yalnızca plajda değil, günlük yaşamın her anında sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Ağırgöl, en az SPF 30 koruma faktörlü ürünlerin tercih edilmesini tavsiye etti. Koruyucuların dışarı çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanması ve gün içerisinde düzenli olarak yenilenmesi gerektiğini belirtti.</p> <p><strong>HER 2 SAATTE BİR YENİLENMELİ</strong></p> <p>Güneş koruyucuların etkisini sürdürebilmesi için yaklaşık her iki saatte bir tekrar uygulanması gerektiğini ifade eden Ağırgöl, terleme, yüzme veya havluyla kurulanma sonrasında ise beklemeden yeniden sürülmesinin önemine dikkat çekti.</p> <p>Uzmanlar, gölgede bulunmanın ya da havanın bulutlu olmasının güneşten tamamen korunduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. Kum, su, beton ve açık renkli yüzeylerin UV ışınlarını yansıtarak cilde ulaşabildiğini söyleyen Ağırgöl, bulutlu havalarda da güneş koruyucu kullanımının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>ŞAPKA, KIYAFET VE SU TÜKETİMİ ÖNEMLİ</strong></p> <p>Geniş kenarlı şapkalar ve uzun kollu, ince kıyafetlerin güneş ışınlarına karşı ek koruma sağladığını belirten Ağırgöl, yaz aylarında yeterli su tüketiminin de cildin nem dengesini koruyarak savunma mekanizmasını güçlendirdiğini ifade etti.</p> <p>Güneş koruyucuların etkili olabilmesi için yeterli miktarda uygulanması gerektiğini belirten Ağırgöl, yüz, boyun ve saçlı deri için yaklaşık bir tatlı kaşığı ya da iki parmak kuralının esas alınmasını önerdi. Ense, dudak ve ayak üstü gibi bölgelerin de ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/cilt-kanserine-karsi-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin.webp" type="image/jpeg" length="38396"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukların geleceği ekranlarda bulanıklaşıyor...]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/cocuklarin-gelecegi-ekranlarda-bulaniklasiyor-2050de-5-milyari-etkilemesi-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/cocuklarin-gelecegi-ekranlarda-bulaniklasiyor-2050de-5-milyari-etkilemesi-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların geleceği ekranlarda bulanıklaşıyor... 2050'de 5 milyarı etkilemesi bekleniyor!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dijital ekran kullanımının artması ve çocukların açık havada daha az vakit geçirmesi, miyopi vakalarında küresel çapta ciddi artışa yol açıyor. Uzmanlar, erken tanı ve müdahalenin çocukların gelecekteki görme sağlığını korumada kritik öneme sahip olduğunu vurgularken, yeni klinik araştırmalar miyopi kontrolünde umut verici sonuçlar ortaya koydu.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Bir dönem yalnızca uzak görme kusuru olarak değerlendirilen miyopi, günümüzde çocukların görme sağlığını tehdit eden en önemli küresel sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, dijitalleşen yaşam tarzı nedeniyle çocukların giderek daha fazla ekran karşısında vakit geçirdiğini ve bunun miyopi vakalarını artırdığını belirtiyor.</p>

<p>Uluslararası araştırmalara göre, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yaklaşık yarısının, yani 5 milyar kişinin miyop olması beklenirken, bunların yaklaşık 1 milyarının yüksek miyopi seviyesine ulaşacağı öngörülüyor. Uzmanlar, çocukluk çağında kontrol altına alınmayan miyopinin ilerleyen yaşlarda retina dekolmanı, glokom, katarakt ve kalıcı görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p><strong>EKRAN SÜRESİ ARTIYOR, RİSK BÜYÜYOR</strong></p>

<p>Uzmanlara göre son yıllarda çocukların günlük yaşam alışkanlıklarında yaşanan değişim, miyopi artışının başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Tablet, akıllı telefon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla çocuklar uzun süre yakın mesafeye odaklanırken, açık havada geçirilen sürenin azalması doğal ışığın göz gelişimi üzerindeki koruyucu etkisini sınırlandırıyor.</p>

<p>Bu durumun miyopinin daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına ve daha hızlı ilerlemesine neden olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>BELİRTİLER GÖZDEN KAÇABİLİYOR</strong></p>

<p>Miyopi çoğu zaman belirgin şikâyet oluşturmadan ilerleyebiliyor. Tahtayı net görememe, televizyona veya ekranlara yaklaşma, gözleri kısarak bakma, dikkat dağınıklığı ve okul başarısında düşüş gibi belirtilerin aileler tarafından fark edilmeyebileceğine dikkat çekiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, herhangi bir belirti olmasa bile çocukların düzenli göz muayenesinden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü miyopinin en hızlı ilerlediği çocukluk döneminde yapılacak erken müdahalelerin, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek ciddi göz hastalıklarının riskini azaltabileceği ifade ediliyor.</p>

<p><img height="613" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/14/miyosmart-iq-1781448610-270-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Miyopi kontrolüne yönelik bilimsel çalışmalar da hız kazanmış durumda. HOYA Vision Care ile The Hong Kong Polytechnic University iş birliğinde yürütülen yeni bir klinik araştırmada, D.I.M.S. teknolojisinin geliştirilmiş versiyonunu kullanan MiYOSMART iQ gözlük camlarının çocuklarda miyopi ilerlemesini kontrol altına almada dikkat çekici sonuçlar verdiği açıklandı.</p>

<p>Denver'da düzenlenen ARVO 2026 Annual Meeting'de paylaşılan sonuçlara göre, 7-12 yaş grubundaki çocuklarda 12 aylık kullanım sonunda miyopi kontrol etkinliğinin ortalama yüzde 100'ün üzerinde gerçekleştiği bildirildi. Araştırmada aksiyel uzunluk artışında yüzde 94 oranında azalma gözlemlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4-6 yaş grubundaki çocuklarda ise kırma kusurunda yüzde 65, aksiyel uzunlukta ise yüzde 44 oranında miyopi kontrol başarısı elde edildiği açıklandı.</p>

<p><strong>'ERKEN MÜDAHALE HAYATİ ÖNEME SAHİP'</strong></p>

<p>HOYA Türkiye Genel Müdürü Kader Yıldırım, miyopinin artık yalnızca bireysel değil toplumsal bir sağlık sorunu olarak ele alınması gerektiğini belirterek, 'Miyopi her yıl daha fazla çocuğu etkileyen küresel bir sağlık sorunu haline geliyor. Çocuklarımızın görme sağlığını korumak için bugün atılacak adımlar, gelecekteki yaşam kalitelerini doğrudan etkileyecek. Araştırma sonuçları, miyopi kontrolünde bilimsel olarak desteklenen yeni bir dönemin başladığını gösteriyor' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/cocuklarin-gelecegi-ekranlarda-bulaniklasiyor-2050de-5-milyari-etkilemesi-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/cocuklarin-gelecegi-ekranlarda-bulaniklasiyor-2050de-5-milyari-etkilemesi-bekleniyor.webp" type="image/jpeg" length="89752"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş çürüklerine karşı önemli... Dondurma yasak değil, doğru seçim önemli]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte serinletici gıda ve içecek tüketimi artarken, özellikle çocuklarda milkshake, gazlı içecekler, bubble tea ve hazır meyve suları gibi şekerli kaçamaklara olan yönelim dikkat çekiyor. Uzmanlar, sık atıştırmalık ve şekerli içecek tüketiminin diş minesini zayıflattığını ve çürük aktivitesini artırdığını belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, yaz aylarında değişen beslenme alışkanlıklarının diş sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, özellikle gizli şeker kaynaklarının sanılandan daha büyük bir risk oluşturduğunu belirtiyor.</p> <p>Şekerin ağız içi pH dengesini bozarak çürük yapıcı bakterilerin çoğalmasına zemin hazırladığını ifade eden Dt. Nurgül Demir, şu değerlendirmede bulundu:</p> <p>'Çocuklarda küçük yaşlardan itibaren yaygın olarak görülen diş çürüklerinin en önemli nedenlerinden biri şeker tüketimidir. Meyveli gazlı içecekler, kutu meyve suları, enerji içecekleri ve hazır kahveler yüksek oranda şeker içerir. Bu ürünlerin sık tüketimi çürük riskini ciddi şekilde artırır. Özellikle şeker içeren gazlı içeceklerin asidik yapısı, diş minesine doğrudan zarar verebilir.'</p> <p><img height='487' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/14/1781097233-hoca-nurg-l-photo-1781447896-830-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>'SU, SÜT VE AYRAN EN GÜVENLİ ALTERNATİFLER'</strong></p> <p>Sağlıklı içecek tercihlerinin önemine değinen Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, su, süt ve ayranın çocuklar için en doğru seçenekler olduğunu vurguladı.</p> <p>'Süt ve süt ürünleri kalsiyum içeriği sayesinde diş ve kemik sağlığı açısından koruyucudur. Ancak aromalı ve şekerli süt ürünleri yerine doğal ve katkısız süt tercih edilmelidir. Ayran ise hem sağlıklı hem de besleyici değeri olan bir alternatiftir. Meyveli içecekler tüketilecekse, taze meyvelerle evde hazırlanması daha doğru olacaktır.'</p> <p>Doğal tatlandırıcılarla hazırlanan içeceklerin de ölçülü tüketilmesi gerektiğini belirten Dt. Demir, meyve ve doğal şeker içeren besinlerin aşırı tüketiminin de diş sağlığı için risk oluşturabileceğini ifade etti. 'Bal, hurma, kuru meyveler gibi doğal tatlandırıcılar her ne kadar sağlıklı olarak görülse de içerdiği doğal şeker nedeniyle diş çürüğü riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Bu nedenle tüketim sonrası su ile ağzın çalkalanması ve ağız hijyeni rutinlerine dikkat edilmesi oldukça önemlidir.'</p> <p><strong>'DONDURMA YASAK DEĞİL, DOĞRU SEÇİM ÖNEMLİ'</strong></p> <p>Dondurmanın tamamen yasaklanması gereken bir gıda olmadığına değinen Dt. Nurgül Demir, ideal koşullarda üretilen dondurmaların, kontrollü tüketildiğinde besleyici özellikler taşıyabileceğini belirterek, 'Doğal içeriklerle ve soğuk zinciri korunarak üretilmiş dondurmalar kalsiyum, protein ve bazı vitaminler açısından zengindir. Ancak burada önemli olan tüketim miktarı ve ürünün içeriğidir. Ölçülü tüketim ve doğru ürün seçimi ile dondurma yaz aylarında diş sağlığının korunmasında rol oynayabilir, çocukların da severek destekleyeceği alternatiflerle katkı maddesi ve rafine şeker içeren atıştırmalıklardan uzak durmaları sağlanabilir.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli.webp" type="image/jpeg" length="62246"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyeti aynı şey değil]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyetinin aynı şey olmadığını belirten Beslenme Uzmanı Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılması gerektiğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, çölyak hastalığı, gluten hassasiyeti ve glutensiz beslenmenin püf noktalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p> <p>Çölyak hastalığının gluten proteinine karşı gelişen kronik otoimmün bir ince bağırsak hastalığı olduğunu belirten Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, 'Çölyak hastalarında gluten tüketimi sonrasında bağışıklık sistemi ince bağırsağın emilim yüzeylerine zarar verir ve besin emilim bozuklukları gelişebilir. Hastalık; ishal, karın ağrısı, şişkinlik, kilo kaybı, demir eksikliği anemisi, osteoporoz ve halsizlik gibi çok farklı belirtilerle ortaya çıkabilmektedir. Tanıda serolojik testler ve gerektiğinde ince bağırsak biyopsisi kullanılmaktadır. Çölyak hastalığının bugün için tek tedavisi glutenin diyetten tamamen çıkarılmasıdır.' dedi.</p> <p><strong>GLUTENSİZ DİYETE BAŞLAMADAN ÖNCE TEST YAPTIRIN!</strong></p> <p>Belirtilerin birbirine çok benzediğine dikkat çeken Çetinkaya, 'Klinisyenler her iki durumu yalnızca belirtilere bakarak birbirinden ayırt edemezler. Bu nedenle glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılmalıdır. Çünkü diyet başlandıktan sonra çölyak testleri güvenilir sonuç vermez.' ifadelerini kullandı.</p> <p>Glutenin yalnızca ekmek ve makarna gibi ürünlerde bulunmadığını belirten Çetinkaya, 'Glutensiz' etiketi her zaman yeterli güvence sağlamayabileceğini söyledi.</p> <p>Uluslararası standartlara göre glutensiz ürünlerin belirli sınırlar içerisinde gluten içermesine izin verildiğini kaydeden Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, tüketicilerin bilinçli olması gerektiğini kaydetti. Çetinkaya, 'Avrupa Birliği, FDA ve Codex Alimentarius standartlarına göre 'glutensiz' ürünlerin 20 ppm veya daha düşük gluten içermesi gerekmektedir. Bu sınır çölyak hastalarının büyük çoğunluğu için güvenli kabul edilmektedir. Ancak çalışmalar hem doğal glutensiz ürünlerde hem de 'glutensiz' etiketli bazı ürünlerde çapraz bulaş nedeniyle beklenenden yüksek gluten düzeyleri bulunabileceğini göstermektedir.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><img height='599' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/14/1781340264-hat-ce-olak-et-nkaya-002-1781441335-286-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>KAHVALTIDA DOĞAL BESİNLER ÖN PLANDA OLMALI</strong></p> <p>Glutensiz beslenen bireyler için kahvaltının sanıldığından çok daha çeşitli hazırlanabileceğini söyleyen Beslenme Uzmanı Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, 'Yumurta, peynir, zeytin, domates, salatalık ve yeşilliklerden oluşan klasik Türk kahvaltısı doğal olarak glutensiz bir seçenektir; ancak ekmek tercih edilecekse sertifikalı glutensiz ekmek kullanılmalıdır. Bunun sertifikalı glutensiz yulaf; süt veya yoğurt ile hazırlanıp üzerine meyve, tarçın, ceviz veya chia tohumu eklenerek besleyici bir kahvaltıya dönüştürülebilir. Omlet ve menemen çeşitleri de güvenli ve doyurucu seçenekler arasındadır. Sebzeli omletler, mantar, biber, ıspanak veya peynir ile zenginleştirilebilir. Ayrıca haşlanmış yumurta yanında karabuğday patlağı veya glutensiz krakerler tercih edilebilir. Yoğurt ile hazırlanan meyveli kaseler de kolay uygulanabilir kahvaltılar arasındadır. Yoğurdun içine taze meyve, fındık, badem, ceviz ve glutensiz granola eklenebilir. Smoothie hazırlamak isteyenler için muz, süt veya kefir, fıstık ezmesi ve kakao ile yapılan karışımlar hızlı bir seçenek sunmaktadır. Hindistan cevizi sütü çeşitlendirmek adına bir alternatif olabilir. Ayrıca karabuğday unu, pirinç unu veya badem unu kullanılarak yapılan pankekler; bal, meyve veya peynir ile tüketilebilir. Kahvaltıda yalnızca paketli glutensiz ürünlere bağımlı kalmak yerine yumurta, süt ürünleri, sebzeler, meyveler ve doğal tahılları temel alan çeşitlilik oluşturmak daha dengeli bir yaklaşım sağlamaktadır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil.webp" type="image/jpeg" length="69872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, sağlıklı kemik yapısı için Süt  ürünleri,  soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak,  bamya, brokoli,  şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz gibi ürünlerin tüketilmesini önerdi.</p>

<p>İSTANBUL (İGFA) - <strong>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, konu hakkında önemli bilgiler verdi.</strong></p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start">Güçlü ve sağlıklı kemiklere sahip olmak için sağlıklı yaşam,düzenli uyku ve doğru besinleri tüketmek gerekir.D Vitamini dışında kemiklerimizi güçlendirmek için hangi besinleri tüketmemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız. <strong> </strong></p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start">Vücudun temel yapısını meydana getiren kemik ve eklemler, yıllara yenik düşüyor. Yaşın ilerlemesi ile beraber Osteoporoz(kemik erimesi), eklem kireçlenmesi(osteoartrit) gibi problemler sık görülmektedir.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start">Kemikleri sağlıklı tutmak için öncelikli olarak yapılması gereken şey doğru beslenmedir. Bu bakımdan kemiklerin sağlam bir yapıda olması için öncelikli olarak güneş ışığı alma ve içinde D vitamini, kalsiyum ve mineral bakımından zengin olan gıdalar ile beslenilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start"><strong>Sağlıklı kemik için hangi besinleri tüketmek gerekiyor ?</strong></p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start">Güneş ışığı almak güçlü kemik için olmazsa olmaz bir durumdur. D vitamini için güneş ışığı hayli önemlidir. Güçlü kemiklerin bir diğer olmazsa olmazı da kalsiyum, ikincil olarak ise fosfordur. Kalsiyum süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagillerde; Fosfor ise en çok su ürünleri, tavuk ve süt ürünlerinde bulunmaktadır. D vitaminin en önemli görevlerinden biri kemik sağlığını korumaktır. D vitamini hem Kalsiyumun sindirim sisteminden emiliminde görevli hem de kemik yapımında görevli olan hücreleri uyarıcı etkiye sahiptir. D vitamini balık yumurta, soya sütü, patates, süt ve süt ürünleri, mantar gibi gıdalarda belirgin olarak bulunmaktadır.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start">Kemiklerin yapı taşlarından olan kollajen üretimini arttıran C vitamini, yeterli ölçüde alınmadığı zaman kemikler dayanıksız hale geliyor. C vitamini turunçgiller, kivi, çilek, yeşil biber, domates, karnabahar, biber gibi gıdalarda yoğun olarak bulunmaktadır. K vitamini kemik mineralizasyonunda görev alan bileşiklerin aktivasyonunda görev alıyor. K vitaminini zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çayda bol bulunuyor. Kemik kalite ve gelişimi için hayli önemli bir konumda bulunan B12 vitamini eksikliğinde kemik erimesi gelişmektedir. B 12 vitamini kırmızı et, yumurta, süt ürünlerinde en fazla bulunuyor. Hem vücut hem de kemiklerin alkali dengesinin temininde önemli rol alan potasyum, kalsiyumun vücutta uzun dönem kalmasında rol alıyor. Deniz ürünleri, patates, muzda yoğun olarak bulunmaktadır. A vitamininin de kemik gelişiminde önemli ölçüde katkısı saptanmıştır. Omega-3 ve 6 balık, keten tohumu, ceviz ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol bulunmakta ve kalsiyum emilimine yardımcı olmaktadır.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start"><strong>Kemik sağlığını korumak neden önemli ?</strong></p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start">İlerleyen yaş ile beraber gerekli takviyelerden mahrum bırakılan kemikler sağlamlığını yitirmekte ve kırılgan hale gelmektedir.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start"><strong>Kemikleri güçlendiren besinler nelerdir ?</strong></p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start">Süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak, bamya, brokoli, şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start"><strong>Kemik sağlığı için hangi besinlerden uzak duralım ?</strong></p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start">Tuz ve aşırı protein kalsiyum kaybına neden olarak kemik erimesine yol açabilmektedir. Sigara, alkol, stresli veya sedanter yaşamdan uzak durulmalı, kafein, çay fazla tüketilmemelidir. Asitli ve GDO'lu ürünlerden de titizlikle uzak kalınmalıdır.</p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start"><strong>Kemik erimesine karşı önerileriniz ?</strong></p>

<p class="228bf8a64b8551e1" style="text-align:start">Mutlaka spor veya egzersiz yapılmalı, bol su tüketilmeli, bilinçli olarak ağır metal zehirlenmeleri ve toksisite ile de mücadele edilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin-1</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin.webp" type="image/jpeg" length="19448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[32 yeni ilaç SGK geri ödeme listesinde]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 32 ilacın SGK geri ödeme listesine dahil edildiğini açıkladı. Bu ilaçlardan 21'i yerli üretim olup, sağlıkta milli kapasitenin güçlenmesine katkı sağlıyor.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla 32 ilacın geri ödeme listesine alındığını duyurdu.</p> <p>Bakan Işıkhan, bu ilaçlardan 21'inin yerli üretim olduğunu belirterek, 'Sağlıkta yerli ve milli kapasitemizi güçlendiriyor, vatandaşlarımızın tedavi imkanlarına ulaşmasını kolaylaştırıyoruz' ifadelerini kullandı.</p> <p>Bakan, ayrıca yeni ilaçların hastalara şifa olmasını dileyerek, vatandaşlara sağlıklı bir ömür temennisinde bulundu. Bu adımın, hem yerli üretimi desteklediği hem de vatandaşların tedaviye erişimini kolaylaştırdığı vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><img height='937' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/12/hkme-ppwqaa9vbk-1781254168-209-x750.jpeg' width='750' /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde.webp" type="image/jpeg" length="65115"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser hastalarına yaz uyarısı: Sıvı tüketimi ve beslenme önemli]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, yaz aylarında artan sıcaklıkların kanser tedavisi gören hastalar için ek riskler oluşturduğunu belirterek yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme ve gıda güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, yaz aylarında artan sıcaklıkların kanser tedavisi gören bireylerin sağlık durumunu olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.</p> <p>Kanser tedavisi sürecinde iştahsızlık, mide bulantısı, halsizlik ve sıvı kaybı gibi sorunların sık görüldüğünü belirten Güzel, sıcak havalarda bu belirtilerin daha da belirginleşebildiğini ifade etti. Bu nedenle gün boyunca düzenli su tüketiminin önemine dikkat çeken Güzel, ayran, kefir, çorba ve su oranı yüksek meyvelerin de sıvı ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.</p> <p>Karpuz, kavun, çilek, şeftali ve kayısı gibi yaz meyvelerinin hem ferahlatıcı hem de sıvı desteği sağlayan besinler olduğunu belirten Güzel, bu ürünlerin yoğurt veya kefir gibi protein kaynaklarıyla birlikte tüketilmesinin daha dengeli bir beslenme sağlayacağını kaydetti.</p> <p><strong>BESİN GÜVENLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ</strong></p> <p>Yaz aylarında yüksek sıcaklık nedeniyle gıdaların daha hızlı bozulduğunu vurgulayan Güzel, özellikle bağışıklık sistemi tedavi nedeniyle zayıflayan hastaların besin güvenliğine daha fazla özen göstermesi gerektiğini belirtti. Açıkta satılan yiyecekler, uzun süre güneşte bekleyen ürünler ve hijyen koşullarından emin olunmayan gıdalardan uzak durulmasını öneren Güzel, meyve ve sebzelerin tüketilmeden önce mutlaka iyice yıkanması gerektiğini ifade etti.</p> <p><strong>HAFİF VE SAĞLIKLI TATLILAR ÖNERİLDİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Yaz aylarında tatlı tüketmek isteyen hastalara da tavsiyelerde bulunan Güzel, ağır ve şerbetli tatlılar yerine ev yapımı meyveli yoğurtlar, kefirli karışımlar ve sütlü tatlıların daha sağlıklı alternatifler sunduğunu söyledi.</p> <p>Her hastanın ihtiyaçlarının farklı olduğuna dikkat çeken Güzel, 'Beslenme planları mutlaka kişiye özel hazırlanmalıdır. Yaz aylarında alınacak basit ancak doğru önlemler, tedavi sürecinin daha konforlu geçmesine ve yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli.webp" type="image/jpeg" length="75928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta koruyucu model güçleniyor... Türkiye'de 8.350 ASM ile hizmet ağı]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, birinci basamak sağlık hizmetlerinde 'hastalanmadan sağlığı koruma' vizyonuyla yürütülen çalışmalar kapsamında Türkiye genelinde güçlü bir sağlık ağı kurulduğunu açıkladı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, birinci basamak sağlık hizmetlerinde koruyucu sağlık yaklaşımının güçlendirildiğini belirterek yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.</p> <p> <p>'Koruyan sağlık' vizyonu çerçevesinde Türkiye genelinde 8 bin 350 Aile Sağlığı Merkezi (ASM), 973 Toplum Sağlığı Merkezi ve 348 Sağlıklı Hayat Merkezi ile geniş bir hizmet ağı oluşturulduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> </p> <p>Sağlıklı Hayat Merkezlerinde beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite programları, kanser taramaları ve psikososyal destek gibi 17 farklı alanda hizmet verildiği, 2026 yılının ilk 4 ayında bu merkezlere 96 binden fazla başvuru yapıldığını bildiren Bakan Memişoğlu, paylaşımında, ASM'lerde gerçekleştirilen 158 milyondan fazla tarama ile kronik hastalıkların erken tespiti ve yönetimine yönelik proaktif bir süreç yürütüldüğü, 10,6 milyon vatandaşın obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi risklerinin erken aşamada belirlendiğini kaydetti.</p> <p><blockquote class='twitter-tweet'><p lang='tr' dir='ltr'>Birinci basamak sağlık hizmetlerimizde, 'hastalanmadan önce sağlığımızı korumak' vizyonuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.<br><br>✅ 8.350 Aile Sağlığı Merkezi, 973 Toplum Sağlığı Merkezi ve 348 Sağlıklı Hayat Merkezi ile Türkiye'nin dört bir yanını kapsayan güçlü bir hizmet ağı: <a href='https://t.co/NyXkWD5NXu' rel="nofollow">pic.twitter.com/NyXkWD5NXu</a></p>— Prof. Dr. Kemal Memişoğlu (@drmemisoglu) <a href='https://x.com/drmemisoglu/status/2064349837890298247?ref_src=twsrc%5Etfw' rel="nofollow">June 9, 2026</a></blockquote> <script async src='https://platform.x.com/widgets.js' charset='utf-8'></script></p> <p>Bakan Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' vizyonu doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü ifade ederek, sahada görev yapan 31 bini aşkın aile hekimi başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi.webp" type="image/jpeg" length="31091"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de öz bakım bilinci yetersiz! Eczacılar güvenin anahtarı]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Haleon ve Ipsos Türkiye iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması, bireylerin öz bakım farkındalığının sınırlı olduğunu ve acil servislerin 'hızlı çözüm noktası' olarak görülmesinin sağlık sistemine yük getirdiğini ortaya koydu. Araştırma, eczacıların tüketiciler için kritik bir danışmanlık rolü üstlendiğini de gösterdi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Tüketici sağlığı alanında dünya lideri Haleon, Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması sonuçlarını açıkladı. Araştırma, bireylerin öz bakım farkındalığının sınırlı olduğunu ve çoğunlukla yorgunluk veya rahatsızlık hissettiklerinde küçük tepkisel adımlar attıklarını ortaya koydu.</p> <p>Öz bakımın en temel eylemleri arasında ağız ve diş bakımı, cilt bakımı ve psikolojik iyi hâli koruma yer alıyor. Son bir ayda en sık yapılan davranış ise günlük su tüketimine dikkat etmek oldu. Bunun yanı sıra dengeli beslenme, yürüyüş ve gıda takviyesi kullanımı öne çıktı. Ortalama uyku süresi 7 saat olarak ölçüldü. Araştırma, toplumun yüzde 50'sinin semptom ne olursa olsun doğrudan acil servise başvurabileceğini ortaya koydu. Bu yaklaşım, sağlık sistemi üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor.</p> <p>Sağlık konularında en çok güvenilen kaynaklar doktorlar (yüzde 84) ve eczacılar (yüzde 79) olurken, sosyal medya ve fenomenler düşük güvenle öne çıkıyor. Tüketicilerin yüzde 57'si internette sağlık bilgisi aradığında eczacısına danışıyor. Eczaneler, yüzde 61 oranıyla danışmanlık kalitesi temel alınarak tercih ediliyor ve reçetesiz ürün seçiminde belirleyici rol oynuyor.</p> <p><img height='421' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/06/09/1780999669-haleon-ozbakimharitasi-2-1781011187-595-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Son bir yılda en sık görülen rahatsızlıklar soğuk algınlığı, kas/eklem ağrıları ve baş ağrısı/migren olarak belirlendi. Ağrı kesiciler en sık kullanılan ürünler olurken, soğuk algınlığı ilaçları 'kriz' ürünleri olarak öne çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Takviyeler alanında tüketicilerin yüzde 52'si günlük enerji ve zindeliklerini desteklemek için vitamin ve minerallere başvuruyor. En çok tercih edilen içerikler D vitamini, B12, C vitamini ve magnezyum oldu. Pandemi sonrası dönemde gıda takviyelerine talep yüzde 90 seviyesine ulaştı, temel vitamin ve minerallerin satın alınmasında yüzde 64 artış gözlendi. Geleneksel ev çözümleri de korunma ve filtreleme amacıyla kullanılmaya devam ediyor.</p> <p>Araştırma, toplumun sağlık farkındalığı ile davranışları arasında ciddi bir uçurum olduğunu ortaya koydu. Örneğin, toplumun yüzde 44'ü yüksek stres seviyesini 'normal' olarak görürken, ruhsal sağlık konusunda profesyonel destek alanlar sadece yüzde 26 oldu. Kilo problemi kadınlar için sosyal bir yargılanma, erkekler için fiziksel işlevsellik meselesi olarak algılanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 16:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/turkiyede-oz-bakim-bilinci-yetersiz-eczacilar-guvenin-anahtari.webp" type="image/jpeg" length="24863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obeziteye karşı 3 temel kural: Beslenme, hareket ve uyku]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, son yıllarda artış gösteren obezite oranlarına dikkat çekerek fazla kilonun birçok kronik hastalığın temel risk faktörlerinden biri olduğunu vurguladı. Çiftçi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine işaret etti.</p>

<p><strong>SAKARYA (İGFA) - </strong>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, son yıllarda artış gösteren obezite vakaları ve sağlıklı kilo verme yöntemleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Kadınlarda obezite oranlarının erkeklere göre daha yüksek olduğuna dikkat çeken Çiftçi, 'Bunun temelinde fizyolojik ve biyolojik nedenler bulunuyor. Erkeklerde kas kütlesinin daha fazla olması metabolizma hızını artırırken, kadınlarda yağ oranının daha yüksek olması kilo almaya yatkınlığı artırabiliyor. Gebelik, emzirme dönemi ve hormonal bozukluklar da kilo artışına neden olabiliyor. Bunun yanında hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme alışkanlıkları da önemli risk faktörleri arasında yer alıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/09/uzman-diyetisyen-betul-ciftci-1781007541-905-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Fiziksel aktivite eksikliğinin obeziteyi tetikleyen en önemli nedenlerden biri olduğunu belirten Çiftçi, 'Günümüzde fiziksel aktivite yapmayanların oranı oldukça yüksek. Hareketsiz yaşam bazal metabolizma hızını yavaşlatıyor, kas kayıplarına neden oluyor ve alınan-harcanan enerji dengesini bozarak kilo artışını kolaylaştırıyor' diye konuştu.</p>

<p><strong>ŞOK DİYETLER YERİNE SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kilo verme sürecinde yapılan hatalara da değinen Çiftçi, 'Şok diyetler, tek tip beslenme programları ve öğün atlamak en sık karşılaştığımız yanlışlar arasında yer alıyor. Şok diyetlerde ise verilen kilonun önemli bir kısmı yağ değil, su ve kas kaybı olabiliyor. Bu nedenle kişinin yaşam tarzına uygun, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme programı uygulanması gerekiyor' dedi. Obeziteyle mücadelede kısa süreli çözümler yerine kalıcı yaşam alışkanlıklarının hedeflenmesi gerektiğini belirten Çiftçi, 'Amaç sadece kilo vermek değil, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatın bir parçası haline getirmektir. Kalıcı başarı ancak sürdürülebilir beslenme ve aktif yaşamla mümkündür' diyerek vatandaşlara sağlıklı yaşam çağrısında bulundu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 14:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku.webp" type="image/jpeg" length="54426"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Safra taşlarının boyutu kanser riskini artırabilir]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/safra-taslarinin-boyutu-kanser-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/safra-taslarinin-boyutu-kanser-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Safra kesesi taşlarının bazı kişilerde hiçbir belirti vermeden seyredebileceğini belirten uzmanlar, bazı hastalarda ise şiddetli ağrı, bulantı ve sindirim sorunlarına neden olabildiğini söylüyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong> Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Şükrü Arslan, safra kesesi taşlarının belirtileri, yol açabileceği ciddi sağlık riskleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p> <p>Safra kesesinin besin sindirimi için gerekli olan safranın depolandığı bir organ olduğunu hatırlatan Dr. Şükrü Arslan, 'Bazı kişilerde safra sıvısının yoğunlaşıp kristalize olmasıyla taşlar oluşabilir.' dedi. Bu taşların bazen hiçbir şikâyete sebep olmayabileceğini ifade eden Dr. Arslan, 'Bazen de özellikle yağlı gıdalardan sonra karnın sağ üst tarafında ağrıya, bu ağrının omuz ve sırta vurmasına, bulantı, kusma, hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerine sebep olabilir.' şeklinde konuştu.</p> <p>Taşın safra kanalını tıkayabileceğine değinen Dr. Şükrü Arslan, 'Tıkanma neticesinde ateş, titreme, cilt ve gözde sararma, dışkı renginde açılma, idrar renginde koyulaşma gibi bulgular meydana gelebilir. Hastalığın tedavisinde günümüzde laparoskopik yani kapalı yöntemle ameliyatlar yapılabiliyor. Bu ameliyatta taşla beraber safra kesesi de alınır. Ameliyattan kısa süre sonra hastalar sosyal hayatlarına dönebilirler. Safra kesesi ameliyatıyla hem safra taşına bağlı şikayetlerin ortadan kaldırılması hem de ileride gelişebilecek hayati risklerin önüne geçilmesi hedeflenir.' dedi.</p> <p><strong>ÜÇ SANTİMİN ÜZERİNDEKİ SAFRA KESESİ TAŞLARI KANSER RİSKİNİ ARTIRABİLİYOR!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Safra kesesinde oluşan taşlara müdahale edilmediği durumlarda bazı riskler oluşabileceğine dikkat çeken Dr. Şükrü Arslan, 'Taş, safra kesesini iltihaplandırabilir. Safra duvarında delinme meydana gelebilir ve sepsis dediğimiz ciddi enfeksiyon tablosu ortaya çıkabilir.' dedi.</p> <p>Taşların safra kesesinden kanala düştüğü zaman ise tıkanma, sarılık ve iltihaplanmaya sebep olabileceğini kaydeden Dr. Arslan, 'Taşın boyutu özellikle üç santimin üzerindeyse safra kesesi kanseri gelişmesine zemin hazırlayabilir. Safra kesesi taşları toplumda oldukça sık görülüyor ancak tüm taşlara ameliyat gerektirmiyor. Burada önemli olan taşın boyutu.' açıklamasını yaptı.</p> <p>Taşın hastada şikâyet oluşturup oluşturmadığının ve ileride oluşturabileceği risklerin değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Dr. Şükrü Arslan, bu tarz hastalar mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/safra-taslarinin-boyutu-kanser-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/06/safra-taslarinin-boyutu-kanser-riskini-artirabilir.webp" type="image/jpeg" length="10420"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
