<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İzmir Time</title>
    <link>https://www.izmirtime.com</link>
    <description>İzmir'in en kapsamlı en güncel haber sitesine hoşgeldiniz... izmirtime.com haber sitesi basın yayın ilkelerine uymaya söz vermiştir...30 Yıl önce yayın hayatına başlayan haber sitesi günlük 110.000 Tıklama  ve birmilyon sıcak takipçisi ile azimle ve kararlılıkla yürüyüşüne devam etmektedir. izmirtime, izmirim,izmirtime,firma İzmir,manisa,uşak,balıkesir,kütahya,afyon aydın,çanakkale, firma rehberi,7eylülizmirtime,rehberi,firmarehberi,firmarehberi,rehber,kadifekale,izmirtime,izmirtimetıkla,izmir,konak,buca,balçova,alaçatı,çeşme,spor,sanat,kültür,sanat,ekonomi,sağlık,magazin,türkiye,yüzyıl,dünya,gundemi,turkiye,gundemi,egegundem,atlıspor,savunmasanayi,tank,top,füze,akıncı,bora,kızılelma,olimpiyat,buca,kadın,erkek,çocuk,bayram,milli,manevi,vakitege,egedesonsöz,erialnreklam,izmirdesozsöz,izmirtime35,35izmirtime,basın,balkanizmirtime,izmirbalkantime,bosnatime,izmirbosnatime,egetime,egeizmirtime,izmirtimeege,yeniizmir.com,yeniizmir,gülşahelikbank,arisreklam,arisreklammatbaa.izmirhaberleri,haberizmir,izmirgündem,izmirkalkınmaajasnsı,izka,izmirtimetravelturizm,eshot,eshotgenelmüdürlüğü,izmirulaşım,izban,izmirmetro,eshotunbayanşoförleri,izmirhaberleri,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.izmirtime.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 29 Sep 2026 01:58:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Okula dönüşte çocukları enfeksiyonlardan korumanın 5 yolu]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/okula-donuste-cocuklari-enfeksiyonlardan-korumanin-5-yolu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/okula-donuste-cocuklari-enfeksiyonlardan-korumanin-5-yolu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okulların açılmasıyla birlikte çocukların kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi, solunum yolu ve bağırsak enfeksiyonlarının daha sık görülmesine neden olabiliyor.</p><p>ANKARA (İGFA) - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sanem Akay, okul döneminde enfeksiyon riskini azaltmak için ailelerin uygulayabileceği 5 temel önlemi anlattı.</p> <p style='text-align: justify;'>Yeni eğitim-öğretim dönemiyle birlikte çocukların yeniden sınıflara, kreşlere ve kalabalık sosyal ortamlara döndüğünü belirten Akay, 'Özellikle okulun ilk haftalarından itibaren burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, ateş, kusma ve ishal gibi yakınmaların daha sık görülmesi aileleri endişelendirebiliyor. Çocukların bir arada uzun süre vakit geçirmesi, ortak oyuncak ve eşyaların kullanılması, yakın temasın artması ve kapalı alanlarda bulunulması enfeksiyonların yayılımını kolaylaştırabiliyor. Ancak günlük yaşamda uygulanabilecek bazı basit önlemlerle bulaş riskini azaltmak mümkün.' dedi.</p> <p style='text-align: justify;'><img height='562' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/09/24/111-1790238297-559-x750.png' width='750' /></p> <p style='text-align: justify;'><strong>İŞTE MADDE MADDE ENFEKSİYONLARDAN KORUNMA YOLLARI</strong></p> <p><b>1. Doğru el yıkama alışkanlığı kazandırın</b></p> <p style='text-align: justify;'>Enfeksiyonlardan korunmada en temel adımlardan biri el hijyenidir. Çocuklara özellikle tuvalet sonrasında, yemeklerden önce, dışarıdan eve geldiklerinde, öksürüp hapşırdıktan ve burunlarını temizledikten sonra ellerini yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır.</p> <p style='text-align: justify;'>Ellerin su ve sabunla en az 20 saniye boyunca, parmak araları ve tırnak çevreleri de unutulmadan yıkanması önemlidir. Küçük çocukların el yıkama sürecinde yetişkin desteğine ihtiyaç duyabileceği unutulmamalıdır.</p> <p style='text-align: justify;'>El antiseptikleri bazı durumlarda pratik bir seçenek olsa da eller gözle görülür şekilde kirliyse veya su ve sabuna ulaşmak mümkünse öncelik el yıkama olmalıdır.</p> <p><b>2. Aşıların güncel olup olmadığını kontrol edin</b></p> <p style='text-align: justify;'>Okul öncesi dönemde çocukların yaşlarına uygun rutin aşılarının tamamlanmış olması yalnızca çocuğun kendisi için değil, okul ortamındaki diğer çocukların korunması açısından da önem taşır.</p> <p style='text-align: justify;'>Ailelerin okul başlamadan önce çocuklarının aşı takvimini gözden geçirmeleri, eksik veya zamanı gelmiş aşılar konusunda çocuk hekimlerine danışmaları faydalı olacaktır.</p> <p style='text-align: justify;'>Aşılar tüm enfeksiyonları önlemese de aşıyla korunulabilen hastalıkların görülme ve ciddi seyretme riskinin azaltılmasında önemli rol oynar.</p> <p><b>3. Uyku ve beslenme düzenini okul başlamadan oluşturun</b></p> <p style='text-align: justify;'>Yaz tatilinde çocukların uyku ve öğün saatleri değişebiliyor. Okul dönemine geçişte uyku saatlerinin yeniden düzenlenmesi, çocuğun gün içerisinde daha dinç ve uyumlu olmasına yardımcı olur.</p> <p style='text-align: justify;'>Çocuğun yaşına uygun yeterli uyku alması, dengeli ve çeşitli beslenmesi genel sağlık açısından önemlidir. Kahvaltının atlanmaması; sebze, meyve, protein kaynakları ve yeterli sıvı tüketiminin günlük beslenmede yer alması desteklenmelidir.</p> <p style='text-align: justify;'>Enfeksiyonlardan korunmak amacıyla gelişigüzel vitamin veya takviye ürünleri kullanmak yerine, çocuğun gereksiniminin hekim tarafından değerlendirilmesi daha doğru bir yaklaşımdır.</p> <p><b>4. Ortak eşyalar ve kapalı ortamlar konusunda dikkatli olun</b></p> <p style='text-align: justify;'>Su şişesi, bardak, çatal-kaşık gibi ağızla temas eden kişisel eşyaların çocuklar arasında paylaşılmaması öğretilmelidir.</p> <p style='text-align: justify;'>Sınıfların ve ev ortamının mümkün olduğunca düzenli havalandırılması da özellikle solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını azaltmaya yardımcı olabilir. Çocuklara öksürürken veya hapşırırken ağız ve burunlarını elleriyle değil, mümkünse dirsek içleriyle kapatmaları öğretilmelidir.</p> <p style='text-align: justify;'>Sık dokunulan yüzeylerin ve ortak kullanılan oyuncakların düzenli temizlenmesi de özellikle kreş çağındaki çocukların bulunduğu ortamlarda önem taşır.</p> <p><b>5. Hasta çocuğu okula göndermekte acele etmeyin</b></p> <p style='text-align: justify;'>Ateşi olan, belirgin halsizliği bulunan, sık kusan veya ishal olan, günlük aktivitelerine katılamayacak kadar kendini kötü hisseden bir çocuğu yalnızca derslerinden geri kalmaması düşüncesiyle okula göndermek doğru değildir.</p> <p style='text-align: justify;'>Çocuğun dinlenmesi hem daha hızlı toparlanmasına yardımcı olur hem de enfeksiyonun diğer çocuklara bulaşma riskini azaltır.</p> <p style='text-align: justify;'>Her enfeksiyonun bulaştırıcılık süresi ve okula dönüş zamanı farklı olabilir. Bu nedenle özellikle yüksek veya uzayan ateş, nefes almakta güçlük, belirgin sıvı kaybı, aşırı uyku hali, tekrarlayan kusma ya da genel durumda belirgin bozulma gibi bulgular varsa çocuk hekimi değerlendirmesi geciktirilmemelidir.</p> <p><b>'Sık hastalanmak her zaman bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmez'</b></p> <p style='text-align: justify;'>Özellikle kreşe veya okula yeni başlayan çocukların yıl içerisinde daha sık enfeksiyon geçirmesi ailelerde 'Bağışıklığı mı düşük?' endişesine yol açabiliyor. Oysa çocukların çok sayıda farklı virüsle ilk kez karşılaştıkları bu dönemde, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının tekrarlaması belirli ölçülerde beklenebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p style='text-align: justify;'>Burada önemli olan yalnızca enfeksiyonların sayısı değil; hastalıkların ağırlığı, ne kadar sürdüğü, büyüme ve gelişmenin nasıl ilerlediği ve çocuğun enfeksiyonlar arasında tamamen toparlanıp toparlanmadığıdır.</p> <p><b>Küçük alışkanlıklar, büyük koruma sağlayabilir</b></p> <p style='text-align: justify;'>Çocukları okul döneminde tüm mikroorganizmalardan tamamen uzak tutmak mümkün değildir. Hedef, enfeksiyon riskini mümkün olduğunca azaltmak ve çocuklara yaşam boyu sürdürebilecekleri sağlıklı alışkanlıklar kazandırmaktır.</p> <p style='text-align: justify;'>El yıkama, aşıların güncel tutulması, yeterli uyku ve dengeli beslenme, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve hasta çocukların uygun süre evde dinlenmesi; okul döneminde hem çocuğu hem de çevresindekileri korumaya yardımcı olan temel adımlardır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/okula-donuste-cocuklari-enfeksiyonlardan-korumanin-5-yolu-1</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/okula-donuste-cocuklari-enfeksiyonlardan-korumanin-5-yolu.webp" type="image/jpeg" length="67986"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hemşire başına düşen hasta sayısı meclis gündeminde]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/hemsire-basina-dusen-hasta-sayisi-meclis-gundeminde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/hemsire-basina-dusen-hasta-sayisi-meclis-gundeminde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, artan iş yükünün hem sağlık çalışanlarını hem de hizmet kalitesini olumsuz etkilediğini söyledi. Akarken, hemşire sayısının hizmet ihtiyacına göre planlanması gerektiğine dikkati çekti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesiyle gündeme gelen hemşire sayısı ve hasta yükü tartışmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, hastanelerde artan iş yükünün sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ve hizmetin niteliği açısından ele alınması gerektiğini söyledi.</p> <p>Akarken, hemşire sayısının hizmet ihtiyacına göre planlanmasının önemine dikkat çekti.</p> <p><strong>'HASTA YÜKÜ DOĞRUDAN İŞ KOŞULLARINI ETKİLİYOR'</strong></p> <p>Hastanelerde hemşirelerin sorumlu olduğu hasta sayısının birimlere ve personel durumuna göre değiştiğini belirten Akarken, personel yetersizliğinin mevcut çalışanların daha fazla hastaya hizmet vermesine yol açtığını ifade etti. Akarken, 'Hemşirelerin sorumlu olduğu hasta sayısının artması, sağlık çalışanlarının iş yükünü doğrudan etkiliyor. Personel yetersizliği nedeniyle mevcut çalışanların daha fazla hastaya hizmet vermek zorunda kalması çalışma koşullarını zorlaştırıyor. Hastanelerin personel ihtiyacının belirlenmesinde hasta yoğunluğu ve görev yapılan birimin özellikleri dikkate alınmalı' dedi.</p> <p><img height='500' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/1773400401-zlem-akarken-1773402453-949-x750.jpeg' width='750' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>SAHİM-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, hemşire ihtiyacının yalnızca mevcut kadrolarla değil, hastanelerin ve birimlerin gerçek hizmet yükü üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, hemşire başına düşen hasta sayısına ilişkin güncel verilerin düzenli olarak takip edilmesi, personel planlamasının da bu veriler doğrultusunda yapılması sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından önem taşıdığını söyledi. </p> <p><strong>ÇALIŞMA DÜZENİNDEKİ FARKLILIKLAR YIPRATIYOR</strong></p> <p>Sağlık çalışanlarının iş yükünü artıran bir diğer unsurun da hastaneler arasındaki farklı çalışma düzenleri olduğu belirtildi. Bazı hastanelerde acil, yoğun bakım ve palyatif bakım hizmetlerinin 24 saatlik çizelgelerle yürütüldüğü, bazılarında ise 8 saatlik çalışma ve nöbet sisteminin uygulandığı aktarıldı. Bu farklılıkların çalışanlar üzerinde bedensel ve ruhsal yıpranmaya neden olabildiği ifade edildi. Ayrıca laboratuvar ve radyoloji birimlerinde yaşanan personel eksikliğinin de iş yükünü artırdığı, özellikle bazı ilçe hastanelerinde laboratuvar hizmetlerinin yetersiz sayıda biyolog ve teknikerle yürütülmeye çalışıldığı belirtildi.</p> <p><strong>HASTA GÜVENLİĞİ VURGUSU</strong></p> <p>Yazılı soru önergesinde, servis, yoğun bakım ve acil servislerde hemşire başına düşen ortalama hasta sayılarının ayrı ayrı açıklanması istendi. Ayrıca hemşire yetersizliğinin hasta güvenliği, tıbbi hata riski, fazla mesai ve çalışanların tükenmişliği üzerindeki etkilerinin izlenip izlenmediği de Sağlık Bakanlığı'na soruldu. Akarken, 'Sağlık hizmetinde hasta güvenliği ile çalışanların çalışma koşullarını birbirinden ayrı değerlendirmek mümkün değil. Yoğun iş yükü altında çalışan hemşirelerin görevlerini sağlıklı koşullarda sürdürebilmesi için yeterli insan kaynağının sağlanması gerekiyor. Bu nedenle mevcut durumun verilerle ortaya konulması ve ihtiyaç duyulan personelin belirlenmesi önemli' ifadelerini kullandı.</p> <p>Önergede ayrıca hemşirelerin sorumlu olduğu hasta sayısına ilişkin bağlayıcı bir üst sınır bulunup bulunmadığı ve bu konuda yeni bir düzenleme hazırlanıp hazırlanmadığı da soruldu. Kamu hastanelerinde ihtiyaç duyulan ilave hemşire sayısının belirlenip belirlenmediğinin açıklanması talep edildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/hemsire-basina-dusen-hasta-sayisi-meclis-gundeminde</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/hemsire-basina-dusen-hasta-sayisi-meclis-gundeminde.webp" type="image/jpeg" length="71199"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okulun ilk 30 günü için ailelere önemli uyarılar]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/okulun-ilk-30-gunu-icin-ailelere-onemli-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/okulun-ilk-30-gunu-icin-ailelere-onemli-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, okula dönüş sürecinde uyku, beslenme ve hijyenin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte çocuklar yeniden okul temposuna dönerken, uzmanlar özellikle ilk 30 güne dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, bu dönemin yalnızca derslere uyum değil, aynı zamanda çocukların bağışıklık sistemi açısından da kritik bir süreç olduğunu belirtti. Dr. Doğan, okulun ilk haftalarında çocukların kalabalık sınıflar, servisler, yemekhaneler ve ortak kullanım alanlarında çok sayıda kişiyle yakın temasa geçtiğini, bu nedenle üst solunum yolu ve gastrointestinal enfeksiyonların daha sık görülebileceğini ifade etti.</p> <p><strong>'UYKU VE BESLENME BAĞIŞIKLIĞIN TEMELİDİR'</strong></p> <p>Çocukların bağışıklığını desteklemede tek bir besin ya da üründen mucize beklenmemesi gerektiğini vurgulayan Doğan, yeterli ve dengeli beslenme, düzenli uyku ve kahvaltının atlanmaması gerektiğini söyledi. Yaz tatiliyle bozulan uyku düzeninin okul başladıktan sonra hızla yeniden kurulması gerektiğini belirten Doğan, yaşa uygun ve yeterli uykunun hem okul uyumu hem de gün içindeki enerji düzeyi için önemli olduğunu kaydetti.</p> <p><img height='652' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/27/uzm-dr-murat-dogan-1787814103-18-x750.png' width='750' /></p> <p><strong>AİLELERE 6 MADDELİK ÖNERİ</strong></p> <p>Dr. Murat Doğan, okulun ilk ayında ailelerin şu başlıklara dikkat etmesini önerdi:</p> <ul> <li>Uyku ve uyanma saatlerini düzenli hale getirmek</li> <li>Kahvaltıyı atlamamak, dengeli beslenmeyi sürdürmek</li> <li>Su tüketimini takip etmek</li> <li>El yıkama alışkanlığını güçlendirmek</li> <li>Öksürme ve hapşırmada ağız ve burnu kapatma alışkanlığı kazandırmak</li> <li>Ateş, halsizlik, kusma, ishal ve solunum yolu belirtilerini yakından izlemek</li> </ul> <p>Vitamin ve mineral takviyelerinin dengeli beslenmenin alternatifi olmadığını belirten Doğan, önceliğin her zaman sağlıklı yaşam alışkanlıkları olması gerektiğini ifade etti. Çocuğun bireysel ihtiyacı varsa, destek ürünleri konusunda mutlaka hekim görüşü alınması gerektiğini söyledi.</p> <p><strong>'HER HASTALIK BAĞIŞIKLIK ZAYIFLIĞI ANLAMINA GELMEZ'</strong></p> <p>Okul döneminde çocukların zaman zaman hastalanmasının tek başına bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmediğini de vurgulayan Doğan, özellikle tekrarlayan ya da ağır seyreden enfeksiyonlarda çocuk hekimi değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirtti. Dr. Doğan, 'İlk 30 günü doğru yönetirsek bütün eğitim yılına güçlü bir başlangıç yapabiliriz' diyerek ailelere sağlıklı alışkanlıklar konusunda çağrıda bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/okulun-ilk-30-gunu-icin-ailelere-onemli-uyarilar</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/okulun-ilk-30-gunu-icin-ailelere-onemli-uyarilar.webp" type="image/jpeg" length="97028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ASM kiralarına yüzde 350 artışa tepki]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/asm-kiralarina-yuzde-350-artisa-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/asm-kiralarina-yuzde-350-artisa-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, Elazığ'da bazı Aile Sağlığı Merkezlerinin kira bedellerinde yüzde 350'ye varan artışlar yapıldığını açıkladı. Aile Sağlığı Merkezlerinin ticarethane değil, kamu hizmeti sunan sağlık kurumları olduğunu vurgulayan Dr. Mehlepçi, 'Kamu hizmetinin sürdürülebilirliği fahiş kira artışlarına terk edilemez' dedi.</p><p>ANKARA (İGFA) - Elazığ'da bazı Aile Sağlığı Merkezlerinin (ASM) kira bedellerinde olağanın çok üzerinde artış yapılması aile hekimlerinin tepkisine neden oldu. Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü tarafından bazı ASM'lerin kira bedellerinin yüzde 350'ye varan oranlarda artırıldığının ifade edildiğini açıkladı.</p> <p>Söz konusu artışların hukuki açıdan incelenmeye başlandığını belirten Dr. Mehlepçi, ASM'lerin giderlerini sürdürülemez hale getirecek uygulamaların yalnızca aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarını değil, vatandaşların birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimini de doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekti.</p> <p><img height='421' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/09/12/dr-ahmet-mehlepci-1789199853-649-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><b>TEK TARAFLI VE FAHİŞ ARTIŞ KABUL EDİLEMEZ</b></p> <p>Yüksek oranlı kira artışları bazı aile hekimlerine herhangi bir yazılı bildirim, yeni sözleşme ya da tarafların karşılıklı iradesini ortaya koyan hukuki bir işlem olmaksızın yansıtıldı. Aile hekimlerinin kamu hizmeti sunduğu merkezlerde kira bedelleri belirlenirken hukukun, ilgili mevzuatın ve tarafların haklarının gözetilmesi gerektiğini belirten Dr. Ahmet Mehlepçi, şunları söyledi:</p> <p>'Tek taraflı biçimde dayatılan ve fahiş nitelik taşıyan kira artışlarının kabul edilmesi mümkün değildir. Aile Sağlığı Merkezleri birer ticarethane değildir. ASM'ler vatandaşlarımızın koruyucu sağlık hizmetlerine, muayene, takip, aşılama ve diğer birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimini sağlayan, kamu sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biridir.'</p> <p><b>AİLE HEKİMİNİ TİCARİ KİRACI GİBİ GÖREMEZSİNİZ</b></p> <p>ASM'lerin yalnızca kiralanmış birer taşınmaz, aile hekimlerinin de ticari faaliyette bulunan kiracılar gibi değerlendirilmesinin yanlış olduğuna işaret eden Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Mehlepçi, bu yaklaşımın verilen sağlık hizmetinin kamusal niteliğini göz ardı ettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Dr. Mehlepçi, 'Aile hekimlerinin görevi kira artışlarının altında ezilmek değil, vatandaşlarımıza nitelikli sağlık hizmeti sunmaktır. ASM'lerin giderlerini sürdürülemez hale getirecek her uygulama yalnızca aile hekimlerini ve aile sağlığı çalışanlarını değil, doğrudan doğruya birinci basamak sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini ve vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimini etkiler' dedi.</p> <p><b>KAMU HİZMETİNİN MALİYETİ HEKİMİN ÜZERİNE BIRAKILAMAZ</b></p> <p>Kamu idaresinin aile hekimlerinin çalışma koşullarını daha da ağırlaştıran uygulamalar yerine sağlık hizmetinin kesintisiz yürütülmesini sağlayacak bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini kaydeden Dr. Ahmet Mehlepçi, kira bedellerinde hukuka uygunluk, öngörülebilirlik, şeffaflık ve hakkaniyet ilkelerinin esas alınması gerektiğini ifade etti.</p> <p>Birinci basamak sağlık hizmetinin sürekliliğinin korunması gerektiğini vurgulayan Dr. Mehlepçi, 'Aile Sağlığı Merkezleri ticarethane değildir, aile hekimliği kamu hizmetidir. Kamu hizmetinin sürdürülebilirliği fahiş kira artışlarına terk edilemez' diye konuştu.</p> <p><b>HUKUK KOMİSYONU İNCELEME BAŞLATTI</b></p> <p>Birlik ve Dayanışma Sendikası Elazığ'daki ASM kira artışlarına ilişkin iddiaları hukuk komisyonu ve avukatları aracılığıyla incelemeye aldı. Mevzuata, sözleşmelere ve hukukun temel ilkelerine aykırılık tespit edilmesi durumunda gerekli idari ve hukuki girişimlerin başlatılacağını açıklayan Dr. Mehlepçi, 'Üyelerimizin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla gerekli idari ve hukuki girişimlerde bulunacak, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/asm-kiralarina-yuzde-350-artisa-tepki</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/asm-kiralarina-yuzde-350-artisa-tepki.webp" type="image/jpeg" length="51165"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Menopoz sağlığı değil, çalışma hayatını da etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/menopoz-sagligi-degil-calisma-hayatini-da-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/menopoz-sagligi-degil-calisma-hayatini-da-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz döneminde görülen sıcak basmaları, gece terlemeleri ve zihinsel yavaşlama gibi belirtilerin yalnızca günlük yaşamı değil, iş hayatını da olumsuz etkiliyor. İş Yerinde Menopoz Günü, menopoz dönemindeki kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı fiziksel, zihinsel ve duygusal güçlükleri gündeme taşıyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Menopoz döneminde en sık görülen belirtiler arasında yer alan vazomotor semptomlar (VMS); sıcak basmaları ve gece terlemeleri olarak öne çıkıyor. Bu şikâyetlerin uyku düzenini bozabildiği, yorgunluk oluşturabildiği, konsantrasyonu azaltabildiği ve günlük yaşam aktivitelerini zorlaştırabildiği belirtiliyor.</p> <p><strong>UYKU BÖLÜNMESİ PERFORMANSI DÜŞÜRÜYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Özellikle gece terlemeleri nedeniyle sık sık bölünen uykunun, gün içinde enerji kaybı ve performans düşüklüğüne yol açabildiği ifade ediliyor. Uzmanlara göre VMS yalnızca fiziksel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda geniş bir yaşam yükü oluşturuyor. Son yıllarda giderek daha fazla tanımlanan 'beyin sisi' olarak bilinen konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık ve zihinsel yavaşlama da aktif çalışma hayatındaki kadınlar için önemli bir sorun oluşturuyor.</p> <p>Menopoz semptomlarının birçok kadın tarafından doğal bir süreç olarak kabul edildiği, bu nedenle tedavi seçeneklerine başvurma oranlarının düşük kaldığı ve uygun tedaviye erişimde hâlâ önemli boşluklar bulunduğu kaydediliyor.</p> <p>Türkiye'de yapılan çalışmalar da menopoz dönemindeki kadınların önemli bir bölümünün orta, şiddetli veya çok şiddetli düzeyde semptomlar yaşadığını ortaya koyuyor. Bazı kadınlarda belirtiler birkaç yıl sürerken, bazılarında ise 7 yıldan daha uzun devam edebiliyor.</p> <p><strong>'KONUŞULMASI SADECE BİR GÜNLE SINIRLI KALMAMALI'</strong></p> <p>Doç. Dr. Pınar Yalçın Bahat, İş Yerinde Menopoz Günü'nün kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı fiziksel, zihinsel ve duygusal güçlükleri gündeme taşıdığını belirterek, menopozun etkilerinin yalnızca bir gün değil, her gün konuşulması gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Bahat, iş yerlerinde menopoz konusunun açıkça konuşulmasının teşvik edilmesi gerektiğini vurgulayarak, işverenler ve kurumların bu süreçte kadınlara nasıl destek olabileceğinin ele alınmasının önemine dikkat çekti.</p> <p>Bahat ayrıca, menopoz yönetiminde yaklaşımın değiştiğini ve semptomları baskılamak yerine menopozun kaynağını hedefleyen tedavilere yönelindiğini ifade etti. Sıcak basması ve gece terlemesi gibi şikâyetlere yönelik hormon olmayan yeni tedavi seçeneklerinin klinik çalışmalarda değerlendirildiğini belirten Bahat, bu tedavilerin semptom sıklığı ve şiddetini azaltmada umut verici olduğunu söyledi. Yeni tedavi yaklaşımlarının kadınların menopoz kaynaklı iş ve sosyal yaşam zorluklarını azaltabileceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/menopoz-sagligi-degil-calisma-hayatini-da-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/menopoz-sagligi-degil-calisma-hayatini-da-etkiliyor.webp" type="image/jpeg" length="60725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okul çantasını doldururken bu 7 kurala dikkat!]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/okul-cantasini-doldururken-bu-7-kurala-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/okul-cantasini-doldururken-bu-7-kurala-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Necla Kaygusuz, çocukların okul beslenmesinde farklı besin gruplarının dengeli şekilde bir araya getirilmesi gerektiğini belirtti. Kaygusuz, sağlıklı beslenme çantası hazırlamanın 7 püf noktasını paylaştı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yeni eğitim döneminde çocukların okulda sağlıklı beslenmesi için ebeveynlere önemli tavsiyeler geldi. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Necla Kaygusuz, beslenme çantası hazırlanırken tek bir besin grubuna odaklanmak yerine protein, karbonhidrat, sebze, meyve ve süt ürünlerinin dengeli şekilde bir araya getirilmesi gerektiğini söyledi.</p> <p>Çocukluk döneminde edinilen beslenme alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda da sağlıklı yaşamın önemli bir parçası olduğunu belirten Kaygusuz, ebeveynlere 7 maddelik öneri listesi sundu. Kaygusuz, sağlıklı bir beslenme çantasının yalnızca çocukların günlük enerji ihtiyacını karşılamakla kalmayıp, küçük yaşlarda doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılmasına da katkı sağlayacağını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><img height='613' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/09/09/1788765610-beslenme-ve-diyetetik-uzman-dyt-necla-kaygusuz-1788921371-529-x750.png' width='750' /></p> <p><strong>İŞTE BESLENME ÇANTASININ 7 OLMAZSA OLMAZI</strong></p> <ul> <li><strong>Protein ekleyin: </strong>Haşlanmış yumurta, peynir, tavuk, ev yapımı köfte ve yoğurt gibi protein kaynakları tercih edilebilir.</li> <li><strong>Doğru karbonhidratı seçin: </strong>Basit şeker ve yoğun işlenmiş ürünler yerine tam tahıllı ekmek gibi kompleks karbonhidratlara yönelin. Peynirli veya yumurtalı sandviçler pratik bir alternatif olabilir.</li> <li><strong>Sebze ve meyveyi unutmayın: </strong>Havuç, salatalık ve domates gibi kolay tüketilebilen sebzelerin yanı sıra mevsim meyveleri de beslenme çantasında yer almalı.</li> <li><strong>Paketli ürünleri sınırlandırın: </strong>Şeker, tuz ve yağ içeriği yüksek atıştırmalıklar yerine ev yapımı tam tahıllı poğaça, sebzeli krep veya şekersiz meyveli kek gibi seçenekler tercih edilebilir.</li> <li><strong>Kalsiyum kaynaklarına yer verin: </strong>Süt, yoğurt ve ayran gibi ürünler, büyüme döneminde kemik ve diş gelişiminin desteklenmesine katkı sağlayabilir. Uygun saklama koşulları varsa kefir de tercih edilebilir.</li> <li><strong>Ara öğünleri planlayın: </strong>Çocuğun yaşına ve enerji ihtiyacına uygun miktarda badem, fındık veya ceviz ile mevsim meyveleri dengeli bir ara öğün oluşturabilir.</li> <li><strong>Su matarası mutlaka bulunsun: </strong>Çocukların gün boyunca düzenli su içmesi teşvik edilmeli. Yanlarında su matarası bulunması, su tüketiminin alışkanlık haline gelmesine yardımcı olabilir.</li> </ul> <p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/okul-cantasini-doldururken-bu-7-kurala-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/okul-cantasini-doldururken-bu-7-kurala-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="14920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her egzersiz herkes için uygun değil]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/her-egzersiz-herkes-icin-uygun-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/her-egzersiz-herkes-icin-uygun-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Deniz Demirci, 8 Eylül Dünya Fizyoterapi Günü dolayısıyla fizyoterapinin koruyucu sağlık hizmetlerinden sağlıklı yaşlanmaya, nörolojik hastalıklardan teknolojik rehabilitasyon uygulamalarına kadar genişleyen rolünü değerlendirdi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Prof. Dr. Deniz Demirci, fizyoterapinin yalnızca hastalık, sakatlık ya da ameliyat sonrasında başvurulan bir yöntem olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, koruyucu sağlık açısından da önemli bir yeri olduğunu söyledi.<strong> </strong>Prof. Dr. Demirci, kişinin hareket kapasitesi, kas gücü, dengesi ve günlük yaşam alışkanlıklarının değerlendirilmesiyle ileride ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçilebileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>'Fizyoterapiye sadece 'bir şey olduktan sonra' değil, sorun oluşmadan önce de ihtiyaç duyabiliriz' diyen Demirci, masa başında çalışan bireylerde hareket alışkanlıklarının düzenlenmesinin önemli bir koruyucu yaklaşım olduğunu vurguladı.</p> <p><strong>HAREKETSİZLİK BOYUN, SIRT VE BEL AĞRILARINI ARTIRIYOR</strong></p> <p>Bilgisayar, telefon ve diğer dijital cihazların kullanımının artmasıyla hareketsiz yaşamın yaygınlaştığını belirten Demirci, bunun kas-iskelet sistemi sorunlarını da artırdığını söyledi. Uzun süre aynı pozisyonda kalmanın özellikle boyun, sırt ve bel şikâyetlerini çoğalttığını ifade eden Demirci, bu problemlerin yalnızca ileri yaşlarda değil, gençlerde ve öğrencilerde de daha sık görülmeye başladığını kaydetti.</p> <p><img height='600' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/09/08/1788860450-den-z-dem-rc-002-1788865346-580-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>Sosyal medyada görülen egzersizlerin herkes için uygun olmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Deniz Demirci, ağrının nedeninin her zaman aynı olmadığını belirtti. Şiddetli ağrı, uyuşma, güç kaybı veya hareket kısıtlılığı olan kişilerin önce değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Demirci, egzersizin doğru kişiye, doğru zamanda ve doğru şekilde uygulanmasının önemine işaret etti.</p> <p><strong>FİZYOTERAPİ YALNIZCA ORTOPEDİK SORUNLARLA SINIRLI DEĞİL</strong></p> <p>Demirci, fizyoterapi ve rehabilitasyonun ortopedik sorunların yanı sıra inme, Parkinson, multiple skleroz gibi nörolojik hastalıklarda, spor yaralanmalarında, yaşlılıkta ve kronik hastalıklarda da önemli rol oynadığını ifade etti.</p> <p>Amaçlarının yalnızca ağrıyı azaltmak değil, kişinin günlük yaşamını bağımsız sürdürebilmesi ve yaşam kalitesini koruması olduğunu söyledi.</p> <p><strong>SAĞLIKLI YAŞLANMANIN ANAHTARI: KAS GÜCÜ VE DENGE</strong></p> <p>Yaş ilerledikçe kas gücü ve dengenin azalabileceğini ancak bunun kaçınılmaz biçimde ciddi hareket kaybına dönüşmek zorunda olmadığını belirten Demirci, düzenli egzersizle bu kapasitenin uzun süre korunabileceğini anlattı. Özellikle yaşlı bireylerde düşmelerin ciddi sonuçlar doğurabildiğini söyleyen Demirci, hedefin yalnızca uzun yaşam değil, bağımsız ve aktif bir yaşam sürdürmek olduğunu kaydetti.</p> <p>Robotik rehabilitasyon, sanal gerçeklik ve yapay zekâ uygulamalarının fizyoterapi alanında giderek daha fazla kullanılacağını belirten Demirci, bu teknolojilerin hareketlerin değerlendirilmesi, gelişimin takibi ve kişiye özel egzersiz planlamasında önemli kolaylıklar sağlayacağını söyledi. Ancak teknolojinin fizyoterapistin yerini almayacağını vurgulayan Demirci, insan iletişimi ve klinik deneyimin merkezde kalmaya devam edeceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/her-egzersiz-herkes-icin-uygun-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/her-egzersiz-herkes-icin-uygun-degil.webp" type="image/jpeg" length="16649"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yetersiz beslenme dikkat ve öğrenmeyi olumsuz etkileyebilir]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/yetersiz-beslenme-dikkat-ve-ogrenmeyi-olumsuz-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/yetersiz-beslenme-dikkat-ve-ogrenmeyi-olumsuz-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, okul çağındaki çocuklarda beslenmenin yalnızca fiziksel büyümeyi değil, beyin gelişimi, dikkat, bellek ve öğrenme süreçlerini de doğrudan etkilediğini söyledi. Şahin, kahvaltının içeriğinden okul kantinlerine kadar birçok etkenin çocukların sağlıklı gelişiminde belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocukluk döneminde beslenmenin yalnızca boy ve vücut ağırlığı artışı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, yetersiz ve dengesiz beslenmenin yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve bilişsel performans düşüklüğüne yol açabileceğini ifade etti. Şahin, yeterli ve dengeli beslenmenin öğrenme için gerekli fiziksel ve bilişsel zemini oluşturduğunu belirterek Dünya Sağlık Örgütü'nün de sağlıklı beslenmenin bilişsel gelişim açısından önemine dikkat çektiğini hatırlattı.</p>

<p><strong>KAHVALTININ İÇERİĞİ EN AZ YAPILMASI KADAR ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Okula kahvaltı yapmadan gitmenin bazı çocuklarda ders performansını olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Şahin, ideal bir kahvaltıda protein kaynağı, tam tahıllı bir karbonhidrat, sebze veya meyve ve süt ürünü bulunması gerektiğini kaydetti. Yumurta, peynir, yoğurt, tam buğday ekmeği, yulaf, domates ve salatalık gibi besinlerin örnek kahvaltı içeriği olabileceğini belirten Şahin, suyun da kahvaltının önemli bir parçası olduğunu söyledi.</p>

<p><img height="599" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/09/07/1788767935-k-bra-ah-n-002-1788796526-970-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>BESLENME ÇANTASINA SAĞLIKLI SEÇENEKLER KONULMALI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okulda tüketilen ara öğünlerin çocukların günlük beslenmesinde önemli yer tuttuğunu ifade eden Şahin, peynirli ya da yumurtalı tam tahıllı sandviç, yoğurt ve meyve, ayran gibi seçeneklerin tercih edilebileceğini söyledi.</p>

<p>Paketli gıdaların yüksek şeker, tuz ve doymuş yağ içerebildiğine dikkat çeken Şahin, şekerli içeceklerin düzenli tüketiminin azaltılması gerektiğini, çocuğun temel içeceğinin su olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>OBEZİTE ÇOK FAKTÖRLÜ BİR DURUM</strong></p>

<p>Çocukluk çağı obezitesinin yalnızca beslenmeye bağlı olmadığını belirten Şahin, fiziksel aktivite, uyku, genetik yatkınlık, çevresel koşullar ve sosyoekonomik faktörlerin de etkili olduğunu söyledi. Okul ortamında kolay erişilen şekerli içecekler ve yüksek kalorili atıştırmalıkların toplam enerji alımını artırabileceğini, bunun da sağlıksız alışkanlıkların yerleşmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p>

<p>Çocuğun kilosunu sürekli gündeme getirmenin ya da başka çocuklarla kıyaslamanın doğru olmadığını söyleyen Şahin, 'Şişmansın', 'Çok yiyorsun' gibi ifadelerin sağlıklı beslenme davranışı kazandırmadığını belirtti. Yiyecekleri 'iyi-kötü' ya da 'yasak-serbest' diye ayırmak yerine, sağlıklı seçimleri yaşamın doğal bir parçası haline getirmenin daha doğru olduğunu ifade etti. Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmanın yalnızca ailenin sorumluluğu olmadığını vurgulayan Şahin, okul kantinleri, okul yemekleri ve kamu politikalarının da bu süreçte belirleyici olduğunu söyledi. Sağlıklı beslenme için aile, okul ve kamunun birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Şahin, hedefin çocuklara ne yememeleri gerektiğini söylemek değil, sağlıklı seçimleri daha kolay ulaşılabilir hale getirmek olduğunu dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/yetersiz-beslenme-dikkat-ve-ogrenmeyi-olumsuz-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 18:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/yetersiz-beslenme-dikkat-ve-ogrenmeyi-olumsuz-etkileyebilir.webp" type="image/jpeg" length="62267"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muğla'da HPV aşı desteği sürüyor]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/muglada-hpv-asi-destegi-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/muglada-hpv-asi-destegi-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi, rahim ağzı kanserine karşı başlattığı koruyucu HPV aşısı uygulaması için başvuruları almaya devam ediyor.</p><p><strong>MUĞLA (İGFA) - </strong>Muğla Büyükşehir Belediyesi, toplum sağlığının korunması ve gelecek nesillerin daha sağlıklı koşullarda yetişmesi amacıyla koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.</p> <p>Türkiye'de önemli bir halk sağlığı sorunu olan HPV (İnsan Papilloma Virüsü) virüsü kaynaklı kanser vakaları son yıllarda artma eğilimi göstermesinden dolayı Muğla Büyükşehir Belediyesi 9-45 yaş aralığındaki kız çocuklarına ve kadınlara yönelik ücretsiz rahim ağzı kanseri aşısı yapmak için çalışmaları başlattı.</p> <p><strong>BÜYÜKŞEHİR'DEN TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN KARARLI ADIMLAR</strong></p> <p>Rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlayan HPV aşısından yararlanmak isteyen ve başvuru koşullarını taşıyan vatandaşların gerekli belgelerle birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü'nün ilçe hizmet birimlerine başvuruda bulunmaları gerekiyor.</p> <p>Detaylı bilgi almak isteyenler, 444 48 01 numaralı Muğla Büyükşehir Belediyesi Çağrı Merkezi'nden destek alabilir.</p> <p><strong>HPV NEDİR?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>HPV (İnsan Papilloma Virüsü) insandan insana bulaşan bir virüstür. HPV virüsü deri ve mukoza zarlarını etkileyen birden fazla virüs türünden oluşan bir ailedir. HPV'nin çeşitli varyasyonları vardır ve bazıları enfeksiyonlara sebep olabilirken, bazıları ise hiçbir şikayete neden olmayabilir. En yaygın belirtisi genital bölgede oluşan siğillerdir. Bununla birlikte bazı türleri ciddi anlamda kanserojen olup, özellikle kadınlarda rahim ağzı gibi kanser türlerinin en önde gelen sebebidir. Ayrıca anüs kanserine, erkeklerde penis kanserlerine sebep olabilmektedir. Hatta yapılan çalışmalarda sebep olduğu kanser türlerinin genital bölge ile sınırlı kalmadığı; baş ve boyun kanserleri ile boğaz kanserine de yol açabildiği gözlenmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/muglada-hpv-asi-destegi-suruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/muglada-hpv-asi-destegi-suruyor.webp" type="image/jpeg" length="63156"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tek tip ve kısa süreli diyetler kalıcı kilo kaybı sağlamıyor]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/tek-tip-ve-kisa-sureli-diyetler-kalici-kilo-kaybi-saglamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/tek-tip-ve-kisa-sureli-diyetler-kalici-kilo-kaybi-saglamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hızlı kilo verme isteğinin, kişileri tek tip diyetlere ve kısa süreli detoks programlarına yöneltebildiğini belirten uzmanlar, bu uygulamaların tartıda hızlı düşüş sağlasa da bunun her zaman yağ kaybı anlamına gelmediğini söylüyor.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, hızlı kilo verme amacıyla uygulanan tek tip diyetlerin kısa vadede tartıda düşüş sağlasa da sağlıklı ve kalıcı kilo yönetimi için doğru bir yöntem olmadığını söyledi.</p>

<p>İspiroğlu, tek bir besine ya da sınırlı besin grubuna dayanan diyetlerin, vücudun ihtiyaç duyduğu besin ögelerinin yeterli ve dengeli alınmasını zorlaştırdığını belirterek, bu tür uygulamaların uzun vadede sürdürülebilir olmadığını vurguladı.</p>

<p><strong>'TARTIDAKİ DÜŞÜŞ HER ZAMAN YAĞ KAYBI DEĞİLDİR'</strong></p>

<p>Tek tip beslenmede görülen hızlı kilo kaybının her zaman yağ kaybı anlamına gelmediğine dikkat çeken İspiroğlu, tartıdaki değişimin bir kısmının su ve glikojen depolarındaki azalmadan kaynaklanabildiğini ifade etti.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/09/06/1788597050-h-lya-yi-it-1788703254-731-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DETOKS KÜRLERİNE DİKKAT</strong></p>

<p>Kısa süreli detoks programlarının da kalıcı kilo kaybı açısından doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, sağlıklı bireylerde vücudun temizlenme görevini zaten karaciğer, böbrekler ve bağırsakların sürekli olarak yerine getirdiğini hatırlattı. Meyve kürleri gibi uygulamaların çoğu zaman yalnızca kalori ve protein alımını azalttığı için geçici kilo düşüşü sağladığını söyleyen İspiroğlu, bunun gerçek bir yağ kaybı anlamına gelmediğini kaydetti.</p>

<p>Sağlıklı beslenmede amaçların birkaç gün süren katı uygulamalar değil, uzun vadede sürdürülebilen alışkanlıklar olması gerektiğini vurgulayan İspiroğlu, kilo verme sürecinde tek bir besini mucizevi şekilde öne çıkarmak yerine kişiye özel, yeterli ve dengeli bir beslenme planı oluşturulması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>MEYVE TEK BAŞINA DEĞİL, DENGELİ PLANDA TÜKETİLMELİ</strong></p>

<p>Meyvelerin tek tip diyetlerin değil, dengeli beslenme planlarının bir parçası olması gerektiğini belirten İspiroğlu, porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti. Prediyabeti olan veya diyabet riski taşıyan bireylerin meyveyi uygun porsiyonlarda tüketmesi, mümkünse protein kaynaklarıyla birlikte tercih etmesinin kan şekeri kontrolü açısından daha uygun olacağını söyledi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/tek-tip-ve-kisa-sureli-diyetler-kalici-kilo-kaybi-saglamiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 18:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/tek-tip-ve-kisa-sureli-diyetler-kalici-kilo-kaybi-saglamiyor.webp" type="image/jpeg" length="66231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okul öncesi diş kontrolü uyarısı]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/okul-oncesi-dis-kontrolu-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/okul-oncesi-dis-kontrolu-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okul öncesinde rutin diş muayenesi yapılmasını öneren uzmanlar, bunun çocukların fark edilmeyen ağız ve diş sorunlarının erken dönemde belirlenmesine yardımcı olabileceğini söylüyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde çocukların rutin ağız ve diş sağlığı kontrolünden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Şen, okul öncesi diş muayenesinin erken dönemde fark edilmeyen sorunların tespitinde önemli olduğunu vurguladı.</p> <p>Yeni okul dönemi yaklaşırken kırtasiye ve kıyafet hazırlıklarının yapıldığını ancak ağız ve diş sağlığı kontrolünün çoğu zaman ihmal edildiğini belirten Şen, rutin muayenenin çürük, diş eti sorunu, sürme bozukluğu ve ağız alışkanlıklarının erken tespiti açısından kritik olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>'AĞRI OLMAMASI SORUN OLMADIĞI ANLAMINA GELMEZ'</strong></p> <p>Çocuklarda ağız ve diş sağlığının genel sağlık, beslenme, uyku ve okul başarısıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Şen, çürüklerin başlangıç aşamasında her zaman ağrı yapmayabileceğine dikkat çekti. Şen, ağrı ortaya çıktığında sorunun ilerlemiş olabileceğini, bu nedenle okul öncesi kontrolün çocuk ağrı yaşamadan değerlendirme imkânı sunduğunu kaydetti.</p> <p><strong>SÜT DİŞLERİ İHMAL EDİLMEMELİ</strong></p> <p>Toplumda süt dişlerinin 'nasıl olsa düşecek' düşüncesiyle önemsenmediğini belirten Şen, bu dişlerin sağlıklı beslenme, doğru çiğneme ve konuşma gelişiminde önemli rol oynadığını söyledi. Erken kaybedilen süt dişlerinin, komşu dişlerin yer değiştirmesine ve ilerleyen dönemde yer darlığına yol açabileceğini ifade etti. Çocuğun diş hekimiyle ilk karşılaşmasının ağrılı bir tedavi sırasında olmasının kaygıyı artırabileceğini vurgulayan Şen, rutin kontrollerin çocukların klinik ortama alışmasına yardımcı olduğunu belirtti. Düzenli ziyaretlerle çocukların diş hekimini korkulacak biri olarak değil, sağlığını koruyan bir uzman olarak tanıdığını söyledi.<br /> Muayenede neler değerlendiriliyor?</p> <p>Şen, okul öncesi diş kontrolünde yalnızca çürüklerin değil; diş eti sağlığının, süt ve daimi dişlerin sürme sürecinin, kapanış ilişkilerinin, erken diş kayıplarının, parmak emme ve ağız solunumu gibi alışkanlıkların da değerlendirildiğini aktardı. Muayene sonrası çocuğun risk durumuna göre florür uygulaması, fissür örtücü ve ağız bakım eğitimi gibi koruyucu işlemlerin planlanabileceğini söyledi.</p> <p><strong>DİŞ FIRÇALAMA EBEVEYNE DE DÜŞÜYOR</strong></p> <p>Okul öncesi çocukların diş fırçalama becerisinin yeterli olmayabileceğine dikkat çeken Şen, çocuğun fırçalamaya teşvik edilmesi ancak son kontrolün ebeveyn tarafından yapılması gerektiğini ifade etti. Diş fırçalamanın sabah ve akşam günlük rutinin doğal bir parçası olması gerektiğini belirtti.</p> <p>Ebeveynlerin kullandığı dilin çocukların diş hekimi algısını etkilediğini belirten Şen, 'korkma, acımayacak' gibi ifadelerin iyi niyetli olsa da çocukta korku yaratabileceğini söyledi. Bunun yerine sade ve olumlu açıklamalar yapılmasını önerdi. Şen, açıklamasının sonunda okul öncesi kısa bir kontrolün dönem içinde yaşanabilecek daha büyük sorunları önleyebileceğini belirterek, ailelere ağız ve diş sağlığını okul hazırlık listesinin ayrılmaz bir parçası olarak görmeleri çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/okul-oncesi-dis-kontrolu-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/okul-oncesi-dis-kontrolu-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="90794"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullar açılıyor, uzmanlar uyarıyor: Çocukların 'karın ağrısı' gerçek olabilir]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/okullar-aciliyor-uzmanlar-uyariyor-cocuklarin-karin-agrisi-gercek-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/okullar-aciliyor-uzmanlar-uyariyor-cocuklarin-karin-agrisi-gercek-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte bazı çocuklarda okula gitmek istememe, baş ve karın ağrısı, mide bulantısı, ağlama krizleri ve içe kapanma gibi sorunlar görülebiliyor. Klinik Psikolog Melike Urcan, bu belirtilerin 'şımarıklık' ya da 'bahane' olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, ebeveynlere çocukların kaygılarını anlamaları ve okul rutinine kademeli geçiş yapmaları çağrısında bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yeni eğitim öğretim yılının başlaması, özellikle ilk kez okula başlayan, okul değiştiren veya uzun tatilin ardından rutinlerine dönmekte zorlanan çocuklar için yeni bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor.</p> <p>Klinik Psikolog Melike Urcan, bu dönemde çocuklarda görülebilecek okul reddi, kaygı ve fiziksel belirtilere ilişkin aileleri uyardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>'HER OKUL REDDİ ŞIMARIKLIK DEĞİL'</strong></p> <p>Çocuğun okula gitmek istememesinin inatlaşma veya şımarıklık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Urcan, bu tepkilerin altında ayrılık kaygısı, anksiyete ve sosyal kaygı gibi nedenlerin bulunabileceğini söyledi. Çocuğu suçlamanın veya yaşadığı durumu küçümsemenin kaygıyı artırabileceğini ifade eden Urcan, öncelikle davranışın arkasındaki duygusal ihtiyacın anlaşılması gerektiğini vurguladı.</p> <p>Okul sabahlarında ortaya çıkan baş ağrısı, karın ağrısı ve mide bulantısının da dikkate alınması gerektiğini belirten Urcan, çocukların ifade edemedikleri stres ve kaygıyı zaman zaman bedensel belirtilerle gösterebildiğini söyledi. Bu tür belirtilerin psikosomatik olabileceğini aktaran Urcan, çocukların gerçekten ağrı veya bulantı hissedebileceğine dikkat çekti. Ailelerin 'Rol yapıyorsun' veya 'Bir şeyin yok' şeklinde yaklaşmasının çocuğun anlaşılmadığını düşünmesine yol açabileceğini belirten Urcan, öncelikle fiziksel nedenlerin değerlendirilmesi gerektiğini, tıbbi bir neden bulunmadığında ise psikolojik etkenlerin göz önünde bulundurulmasını önerdi.</p> <p><strong>HANGİ BELİRTİLERDE UZMAN DESTEĞİ ALINMALI?</strong></p> <p>Okulun ilk günlerinde görülen hafif isteksizlik ve uyum güçlüğünün normal olabileceğini belirten Urcan, bazı belirtilerin ise daha yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p> <p>'Tatil boyunca değişen rutinleri okulun ilk sabahı aniden ve çok sert bir şekilde eski haline getirmeye çalışmak yerine, rutinler kademeli olarak düzenlenmelidir' diyen Urcan, 'Çocuğun sürece dahil edilmesi ve yapılacak değişikliklerin önceden konuşulması da uyumu kolaylaştırabilir. Ancak aile içindeki doğru iletişim stratejilerine, çevresel düzenlemelere ve okulla yapılan iş birliğine rağmen çocuk uyum sağlamakta zorlanıyorsa aynı yöntemlerde ısrar etmek yerine sürecin yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bu noktada; çocuğun mizaç özellikleri, olası dikkat eksikliği veya öğrenme güçlüğü gibi altta yatan faktörler uzman bir hekim tarafından detaylıca analiz edilmeli, kişiye ve aileye özel yepyeni bir yol haritası çizilmelidir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/okullar-aciliyor-uzmanlar-uyariyor-cocuklarin-karin-agrisi-gercek-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/okullar-aciliyor-uzmanlar-uyariyor-cocuklarin-karin-agrisi-gercek-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="88786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sahim-SEN: Acil durumlar masa başında değil, sahada yönetilir]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/sahim-sen-acil-durumlar-masa-basinda-degil-sahada-yonetilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/sahim-sen-acil-durumlar-masa-basinda-degil-sahada-yonetilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KKTC açıklarında yaşanan gemi faciası, afet ve acil durumlarda sağlık hizmetlerinin yükünü bir kez daha gözler önüne serdi. Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, yaşanan facianın afet ve acil durumlarda sağlık hizmetlerinin yükünü bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> Sahim-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, KKTC açıklarında yaşanan gemi faciasının, afet ve acil durumlarda sağlık hizmetlerinin yükünü bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.</p> <p>Facianın ardından değerlendirmelerde bulunan Akarken, hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara ise acil şifa diledi. Arama-kurtarma çalışmalarında görev alan ekiplerin özverisine dikkat çeken Akarken, sağlık çalışanlarının afetlere hazırlık düzeyinin ve acil müdahale süreçlerinin yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.</p> <p><strong>'HAZIRLIK OLAY YAŞANDIĞINDA BAŞLAYAN BİR SÜREÇ DEĞİLDİR'</strong></p> <p>Acil sağlık hizmetlerinde başarının yalnızca ekipman ve teknolojik kapasiteyle değil, yeterli sayıda, eğitimli ve görev tanımları net personelle mümkün olacağını belirten Akarken, hazırlığın olay anında değil, öncesinde planlanması gerektiğini ifade etti. Yeni düzenleme ve algoritmaların da sahadaki koşullarla uyumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Akarken, protokollerin yalnızca yayımlanmasının yeterli olmadığını, çalışanlara kapsamlı eğitimlerle aktarılması gerektiğini kaydetti.</p> <p><img class='' height='592' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/09/01/1788266804-sah-msen-genel-baskan-ozlem-akarken-1-1788276536-312-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>'EKSİK KADROYLA OLAĞANÜSTÜ DURUMLAR YÖNETİLEMEZ'</strong></p> <p>Afet anlarında sağlık çalışanlarının aynı anda çok sayıda yaralıya müdahale etmek, triyaj yapmak ve hastane yükünü yönetmek zorunda kaldığını hatırlatan Akarken, personel planlamasının günlük ihtiyaçlara göre değil, afet senaryolarına göre yapılması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>'Bir sağlık tesisinin normal günlerdeki personel ihtiyacı ile afet anındaki ihtiyacı aynı değildir' diyen Akarken, eksik kadroyla çalışan sağlık emekçilerinden daha fazlasını beklemenin sürdürülebilir olmadığını ifade etti.</p> <p>30 Ağustos Zafer Bayramı'nda yaşanan facianın toplumda derin üzüntü yarattığını belirten Akarken, sağlık çalışanlarının bayram, gece, tatil ayrımı olmaksızın görev başında olduğunu vurguladı. Akarken, yeterli kadro, nitelikli eğitim, liyakat esaslı atama ve net görev tanımlarının sağlanması gerektiğini belirterek, denetimlerin de düzenli ve etkin şekilde yapılması çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/sahim-sen-acil-durumlar-masa-basinda-degil-sahada-yonetilir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 18:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/09/sahim-sen-acil-durumlar-masa-basinda-degil-sahada-yonetilir.webp" type="image/jpeg" length="46965"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'lilerin yeni sağlık rotası Türkiye... Yüzde 55,2 tedavi için Türkiye'ye sıcak bakıyor]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/abdlilerin-yeni-saglik-rotasi-turkiye-yuzde-552-tedavi-icin-turkiyeye-sicak-bakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/abdlilerin-yeni-saglik-rotasi-turkiye-yuzde-552-tedavi-icin-turkiyeye-sicak-bakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, sağlık turizminde Amerikalıların da dikkatini çeken önemli destinasyonlardan biri haline geliyor. TÜBİTAK ile Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi iş birliğinde yürütülen araştırmada, ABD'de yaşayan yaklaşık bin kişilik katılımcı grubunun yüzde 55,2'si sağlık hizmeti almak için Türkiye'ye gelmeyi düşündüğünü belirtti.</p><p><strong>Özlem Özgüt Yörekli - abdpost / ABD (İGFA) - </strong>Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Aykut Ekiyor, Türkiye'nin saç ekimi, diş tedavileri, gülüş tasarımı ve göz operasyonları gibi alanlarda güçlü bir marka algısı oluşturduğunu söyledi. Çalışmanın, ABD'nin 49 eyaletine yayılan katılımcılarla gerçekleştirildiği aktarıldı.</p> <p><strong>AMERİKALILARIN TÜRKİYE ALGISINDA İLK SIRADA SAÇ EKİMİ VAR</strong></p> <p>Prof. Dr. Ekiyor, Amerikalıların Türkiye denildiğinde ilk olarak saç ekimini hatırladığını belirterek, bu alanda ülkenin küresel bir marka haline geldiğini ifade etti. Diş estetiği ve göz operasyonlarında da Türkiye'nin bilinirliğinin arttığını söyleyen Ekiyor, işlemlerin kısa sürede tamamlanması ve hastaların günlük yaşamlarına hızlı dönmesinin Türkiye'yi cazip hale getirdiğini vurguladı.</p> <p><strong>Tercihte Fiyat Kadar Kalite ve Güven de Önemli</strong></p> <p>Araştırmaya göre Amerikalıların Türkiye'yi tercih etmesinde uygun fiyat, yüksek kalite, Türk hekimlerine duyulan güven, kısa bekleme süreleri unsurları öne çıkıyor.</p> <p>ABD'de sağlık hizmetlerinin maliyetinin yüksek olduğuna dikkat çeken Ekiyor, Türkiye'nin yalnızca 'ucuz' bir ülke olarak değil, uygun fiyat ve yüksek kalite sunan güvenilir bir sağlık merkezi olarak konumlandırılması gerektiğini söyledi.</p> <p>Prof. Dr. Ekiyor, sağlık turizminde Instagram, TikTok ve YouTube gibi platformlarda paylaşılan hasta deneyimlerinin ve öncesi-sonrası görüntülerinin etkili olduğunu ifade etti. Ancak mevcut tanıtım faaliyetlerini yeterli bulmadığını belirten Ekiyor, özel hastane ve kliniklerin ABD pazarını bilen sosyal medya uzmanlarıyla çalışması gerektiğini kaydetti.</p> <p><iframe allowfullscreen='' frameborder='0' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/BRatm8KsBKs' width='640'></iframe></p> <p>Tanıtımlarda yalnızca fiyat avantajının değil; hekim uzmanlığı, hizmet kalitesi ve kısa bekleme sürelerinin de öne çıkarılması gerektiğini söyledi.</p> <p><strong>ABD'DEKİ TÜRK TOPLUMU DA KÖPRÜ ROLÜ OYNAYABİLİR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>ABD'de yaşayan Türklerin de Türkiye'nin sağlık turizmine katkı sunabileceğini belirten Ekiyor, Amerikan toplumunda arkadaş tavsiyelerinin önemli etkisi olduğunu ifade etti. Türk derneklerinin tanıtım çalışmalarında aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyleyen Ekiyor, konsolosluklarda sağlık turizmine yönelik birimlerin kurulmasının da güveni artırabileceğini dile getirdi.</p> <p>Türkiye'nin saç ekiminde güçlü bir marka olsa da diş tedavileri gibi alanlarda Kolombiya başta olmak üzere farklı ülkelerle rekabet ettiğine dikkat çeken Ekiyor, tanıtımın yetersiz kalması halinde potansiyel hastaların başka ülkelere yönelebileceği uyarısında bulundu. Türkiye'nin saç ekimi, diş, göz ve mide küçültme operasyonlarındaki avantajını koruması gerektiğini belirten Ekiyor, omurga cerrahisi gibi alanlarda da yeni fırsatlar bulunduğunu söyledi.</p> <p><strong>'İYİ ARAŞTIRIN' UYARISI</strong></p> <p>Prof. Dr. Aykut Ekiyor, Türkiye'de tedavi olmayı düşünen kişilere güvenilir sağlık kuruluşları ve aracı kurumlarla çalışma çağrısında bulundu. Hastaların yalnızca fiyata odaklanmaması gerektiğini söyleyen Ekiyor; hekimin uzmanlığı, kurumun güvenilirliği, tedavi planı ve takip sürecinin dikkatle incelenmesini önerdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/abdlilerin-yeni-saglik-rotasi-turkiye-yuzde-552-tedavi-icin-turkiyeye-sicak-bakiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/08/abdlilerin-yeni-saglik-rotasi-turkiye-yuzde-552-tedavi-icin-turkiyeye-sicak-bakiyor.webp" type="image/jpeg" length="26242"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Unutkanlık her zaman hastalık değildir... İşte hafızayı korumak için 5 öneri]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anahtarın yerini unutmak, odaya girince neden geldiğini hatırlayamamak ya da yeni tanışılan kişinin adını çıkaramamak çoğu zaman hastalık anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre beyin, gereksiz bilgileri ayıklayarak önemli anıları koruyor. Ancak unutkanlık günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemeye veya giderek artmaya başladığında uzman değerlendirmesi gerekiyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Günlük yaşamda hemen herkesin karşılaştığı unutkanlık anları, çoğu zaman endişeye neden olsa da her unutkanlık hastalık belirtisi değil.</p> <p>Prof. Dr. Murat Kurt, beynin sağlıklı çalışabilmesi için 'unutma' mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu belirterek, hafızanın kusursuz bir kayıt cihazı olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Kurt'a göre beyin, her gün karşılaştığı milyonlarca uyaranın tamamını aynı ayrıntıyla saklamak yerine önemli gördüğü bilgileri güçlendiriyor, gereksiz ayrıntıları ise eliyor. Bu nedenle unutmak, çoğu zaman hafızanın bir hatası değil, sağlıklı işleyişinin önemli bir parçası.</p> <p><strong>DUYGUSAL ANILAR DAHA GÜÇLÜ YER EDİYOR</strong></p> <p>Sık tekrarlanan düşünceler, endişeler ve duygusal açıdan yoğun deneyimler beyinde daha güçlü biçimde pekişebiliyor. Özellikle travmatik yaşantılar ve sürekli zihni meşgul eden olumsuz düşünceler, uygun bir ipucuyla yeniden kolayca hatırlanabiliyor. Prof. Dr. Kurt, bir bilginin kalıcı hale gelmesinde yalnızca tekrarın değil, dikkat ve anlamlı işlemenin de önemli olduğunu belirtiyor. Dijital ortamda hızla tüketilen içeriklerin ise çoğu zaman yüzeysel işlendiğini ifade eden Kurt, sürekli ekran kaydırmanın hafızayı güçlendirmek yerine bilişsel yükü artırabileceğine dikkat çekiyor.</p> <p><strong>ODAYA GİRİNCE NEDEN NE YAPACAĞIMIZI UNUTUYORUZ?</strong></p> <p>Bir odaya girdikten sonra neden oraya geldiğini unutma durumu da bilimsel olarak açıklanabiliyor. 'Kapı eşiği etkisi' olarak bilinen bu durum, ortam değiştiğinde beynin bağlamı güncellemesiyle ilişkilendiriliyor. Yoğun çalışma temposu, dikkat bölünmesi ve aynı anda birden fazla işle uğraşmak bu tür kısa süreli unutkanlıkları artırabiliyor. Prof. Dr. Kurt, sorunun çoğu zaman hafızadan ziyade dikkatle ilgili olduğunu belirterek, birkaç saniye durup yeniden odaklanıldığında bilginin çoğunlukla geri geldiğini ifade ediyor.</p> <p><img height='913' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/25/1787580945-prof-dr-murat-kurt-1787660959-788-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</strong></p> <p>Zaman zaman isim unutmak, anahtarın yerini karıştırmak veya bir randevuyu hatırlamakta gecikmek tek başına hastalık göstergesi olmayabiliyor. Ancak unutkanlığın günlük yaşamı belirgin şekilde aksatması veya giderek kötüleşmesi önem taşıyor. Aynı soruları tekrar tekrar sormak, tanıdık yerlerde yön bulmakta zorlanmak ya da para yönetimi gibi günlük işlerde güçlük yaşamak tıbbi değerlendirme gerektirebilecek belirtiler arasında bulunuyor.</p> <p>Uykusuzluk, depresyon, kronik stres, yoğun iş temposu, bazı ilaçlar ve dikkat dağınıklığının da hafızayı olumsuz etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Kurt, bu tür durumlarda uzman değerlendirmesinin önemine işaret ediyor.</p> <p><strong>KÖTÜ ANILARIN ETKİSİ AZALTILABİLİR</strong></p> <p>Travmatik veya olumsuz anıların tamamen silinmesinin mümkün olmadığını belirten Kurt, ancak bu anıların oluşturduğu duygusal yükün azaltılabileceğini ifade ediyor. Psikoterapi, sağlıklı baş etme yöntemleri ve gerektiğinde profesyonel destekle kişinin anıyla kurduğu ilişkinin değişebileceği belirtiliyor.</p> <p><strong>HAFIZAYI KORUMAK İÇİN 5 TEMEL ÖNERİ</strong></p> <p>Prof. Dr. Kurt, hafızayı desteklemek için 'mucize' bir yöntem olmadığını vurgulayarak şu alışkanlıklara dikkat çekiyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <ul> <li>Kaliteli ve düzenli uyumak.</li> <li>Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapmak.</li> <li>Yeni beceriler öğrenmek ve zihinsel olarak aktif kalmak.</li> <li>Güçlü sosyal ilişkileri sürdürmek.</li> <li>Dengeli, Akdeniz tipi beslenmek ve stresi yönetmek.</li> </ul> <p>Özellikle odaklanma gerektiren işlerde dikkati sürekli bölen alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kurt, hafıza için en değerli yatırımın sağlıklı yaşam alışkanlıkları olduğunu ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/08/unutkanlik-her-zaman-hastalik-degildir-iste-hafizayi-korumak-icin-5-oneri.webp" type="image/jpeg" length="35422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnesinde kritik uyarı: Dozu kendiniz değiştirmeyin!]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/zayiflama-ignesinde-kritik-uyari-dozu-kendiniz-degistirmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/zayiflama-ignesinde-kritik-uyari-dozu-kendiniz-degistirmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Obezite tedavisinde giderek yaygınlaşan GLP-1 grubu ilaçlar, bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, özellikle sosyal medya ve arkadaş tavsiyesiyle bu ilaçlara başlanmaması gerektiğini belirterek 5 kritik uyarıda bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Obezite tedavisinde son yılların en çok konuşulan yöntemlerinden biri haline gelen ve kamuoyunda 'zayıflama iğnesi' olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu oldu. Ancak uzmanlar, bu ilaçların yalnızca iştah azaltıcı ürünler olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, GLP-1 grubu ilaçların metabolizma, hormon dengesi ve kan şekeri üzerinde etkili güçlü tıbbi tedaviler olduğunu belirterek, bilinçsiz kullanımın başta pankreas, safra kesesi ve sindirim sistemi olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p> <p><strong>UZMAN KONTROLÜ ŞART</strong></p> <p>Çetin, bu ilaçların herkes için uygun olmadığını vurgulayarak tedaviye mutlaka hekim değerlendirmesi sonrasında başlanması gerektiğini ifade etti. Özellikle pankreatit öyküsü, safra taşı veya safra yolu hastalığı, medüller tiroit kanseri riski ve ileri düzey mide-bağırsak hastalığı bulunan kişilerin ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p> <p><img height='945' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/24/1787306460-ferhat-etin-1787559287-270-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>TEDAVİ ÖNCESİ TETKİK ÖNEMLİ</strong></p> <p>Tedavi öncesinde kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, kolesterol ve trigliserid düzeylerinin yanı sıra karaciğer, böbrek ve tiroit fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Çetin, gerekli durumlarda safra kesesi ve pankreasın da incelenebileceğini aktardı.</p> <p><strong>'DAHA FAZLA KULLANIRSAM DAHA HIZLI KİLO VERİRİM' YANILGISI</strong></p> <p>İlaç dozunun kişinin kendi kararıyla artırılmasının ciddi risk taşıdığını belirten Çetin, hızlı doz artışının bulantı, kusma, şiddetli mide-bağırsak şikayetleri ve sıvı kaybına neden olabileceği uyarısında bulundu. İlaçların düzensiz kullanılmasının da tedavinin etkinliğini azaltabileceğini kaydetti.</p> <p>Tedavi sırasında ortaya çıkan her belirtinin sıradan bir yan etki olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Çetin, şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, sürekli kusma, sarılık, koyu renk idrar ve yüksek ateş gibi belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Çetin, GLP-1 grubu ilaçların internetten edinilen bilgiler veya çevre tavsiyesiyle başlanacak ürünler olmadığını, tedavinin kişinin sağlık geçmişi ve mevcut hastalıkları dikkate alınarak hekim kontrolünde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/zayiflama-ignesinde-kritik-uyari-dozu-kendiniz-degistirmeyin</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/08/zayiflama-ignesinde-kritik-uyari-dozu-kendiniz-degistirmeyin.webp" type="image/jpeg" length="71929"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dondurma masum değil! Glikoz ve fruktoz şurubuna dikkat]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/dondurma-masum-degil-glikoz-ve-fruktoz-surubuna-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/dondurma-masum-degil-glikoz-ve-fruktoz-surubuna-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının vazgeçilmez lezzeti dondurma, içeriğine ve porsiyonuna dikkat edilmediğinde yüksek miktarda şeker ve kalori alımına yol açabiliyor. Uz. Dyt. Betül Merd, tüketicilere 'meyveli, fit, şekersiz' gibi ifadelere değil, ürünün içindekiler listesine bakmaları uyarısında bulundu.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yaz sıcaklarında serinletici etkisiyle sıkça tüketilen dondurma, içeriği ve porsiyon miktarına dikkat edilmediğinde sağlıklı beslenme düzeninin dışına çıkabiliyor. Uz. Dyt. Betül Merd, dondurmanın 'soğuk olduğu için hafif' olduğu düşüncesinin doğru olmayabileceğini belirterek, seçim yaparken ürün etiketlerinin mutlaka incelenmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Dondurmanın sağlıklı ya da sağlıksız olduğuna yalnızca ürünün adına bakılarak karar verilmemesi gerektiğini belirten Merd, süt, yoğurt veya krema içeren; gerçek meyve, kakao ve kuruyemiş gibi bileşenler kullanılan ürünlerle, yoğun şeker, glikoz veya fruktoz şurubu, bitkisel yağ ve aroma vericiler içeren ürünlerin aynı besin değerine sahip olmadığını vurguladı.</p> <p>Özellikle market ürünlerinde 'dondurma', 'sütlü buz' ve 'bitkisel yağlı ürün' gibi ifadelerin birbirinden farklı olduğuna dikkat çeken Merd, tüketicilerin ürünlerin ön yüzündeki 'çilekli' veya 'çikolatalı' gibi ifadelerden ziyade içindekiler listesini ve besin değerleri tablosunu incelemesini önerdi.</p> <p><img class='' height='577' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/23/1787204512-uz-dyt-bet-l-merd-1787500127-416-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>'ERİ­MİYORSA SAĞLIKSIZDIR' İDDİASI DOĞRU DEĞİL</strong></p> <p>Sosyal medyada sıkça paylaşılan, dondurmanın su altında tutulmasına rağmen erimediğini gösteren videolar da gündeme geldi. Merd, bir dondurmanın geç erimesinin veya şeklini korumasının tek başına ürünün sağlıksız olduğunu göstermediğini belirtti.</p> <p>Dondurmanın erime davranışında yağ miktarı, süt proteinleri, şeker ve kuru madde oranı, emülgatör ve stabilizatörler, hava miktarı, üretim teknolojisi ve saklama koşulları gibi birçok faktörün etkili olduğu ifade edildi.</p> <p><strong>'FİT' VE 'MEYVELİ' İFADELERİNE ALDANMAYIN</strong></p> <p>Uz. Dyt. Merd, 'şekersiz', 'fit', 'light' veya 'meyveli' ifadelerinin de bir ürünün otomatik olarak sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini belirtti.</p> <p>Tüketicilere dondurma alırken şu noktalara dikkat etmeleri önerildi:</p> <ul> <li>İçindekiler listesini mutlaka okuyun.</li> <li>Şeker veya şeker içeren bileşenlerin listedeki sırasına dikkat edin.</li> <li>Kullanılan yağ kaynağını kontrol edin.</li> <li>Şeker ve enerji miktarını besin değerleri tablosundan inceleyin.</li> <li>Bir paketin tamamını tek porsiyon olarak tüketmeyin.</li> <li>'Meyveli' ifadesinin gerçek meyve içerdiği anlamına gelmediğini unutmayın.</li> </ul></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/dondurma-masum-degil-glikoz-ve-fruktoz-surubuna-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/08/dondurma-masum-degil-glikoz-ve-fruktoz-surubuna-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="84773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız ve diş sağlığı uyarısı]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/tip-1-diyabetli-cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/tip-1-diyabetli-cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, Tip 1 diyabetli çocuklarda ağız kuruluğu, diş çürükleri ve diş eti sorunları gibi problemlere karşı düzenli kontrollerin ve koruyucu ağız bakımının önemine dikkat çekti.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Tip 1 diyabet, çocukluk döneminde düzenli takip gerektiren kronik hastalıklar arasında yer alırken, hastalığın ağız ve diş sağlığı üzerindeki olası etkileri de ailelerin dikkat etmesi gereken konular arasında bulunuyor.</p> <p>Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, diyabetli çocuklarda ağız sağlığı takibinin yalnızca bir sorun ortaya çıktığında değil, koruyucu yaklaşımla sürdürülmesi gerektiğini belirtti.</p> <p><strong>DİYABET VE AĞIZ SAĞLIĞI ARASINDA ÇİFT YÖNLÜ İLİŞKİ</strong></p> <p>Kan şekeri kontrolünün yetersiz olduğu dönemlerde ağız kuruluğu ve ağız içi enfeksiyonlara yatkınlık gibi sorunların görülebileceğini belirten Demir, diş eti hastalıklarının da kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilecek faktörler arasında değerlendirildiğini ifade etti. Özellikle glisemik kontrolün yetersiz olduğu veya cerrahi ve invaziv diş işlemlerinin planlandığı durumlarda, çocuğu takip eden hekim ile diş hekiminin iletişim halinde olması gerektiği vurgulandı.</p> <p><strong>FLORÜRLÜ DİŞ MACUNU VE DÜZENLİ KONTROL ÖNEMLİ</strong></p> <p>Tip 1 diyabetli çocuklarda düzenli ağız bakımının önemine dikkat çeken Demir, yaşa uygun florür içeren diş macunuyla günde en az iki kez diş fırçalanmasını önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Çocuğun bireysel çürük riskine göre profesyonel florür uygulamalarının değerlendirilebileceğini belirten Demir, düzenli diş hekimi kontrollerinin çürük ve diş eti problemlerinin erken fark edilmesine yardımcı olduğunu söyledi.</p> <p>Dengeli ve çocuğun bireysel gereksinimlerine uygun beslenmenin hem diyabet yönetimine hem de ağız ve diş sağlığına katkı sağlayabileceği belirtildi.</p> <p>Özellikle ağız kuruluğunun görüldüğü durumlarda yeterli su tüketiminin ağız içindeki nem dengesinin korunmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi. Demir, diş tedavisi randevularının da çocuğun günlük diyabet rutini, öğün düzeni ve kan şekeri kontrolü dikkate alınarak planlanması gerektiğini belirtti. Demir, 'Glisemik kontrol, tükürük özellikleri, ağız hijyeni, beslenme düzeni ve bireysel diş çürüğü riskinin birlikte değerlendirilmesi ve rutin kontrollerin aksatılmaması' gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/tip-1-diyabetli-cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/08/tip-1-diyabetli-cocuklarda-agiz-ve-dis-sagligi-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="63868"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından ailelere uyarı... 'Büyüyünce düzelir' diye beklemeyin]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/uzmanindan-ailelere-uyari-buyuyunce-duzelir-diye-beklemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/uzmanindan-ailelere-uyari-buyuyunce-duzelir-diye-beklemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların gelişim hızlarının farklı olabileceğini belirten Fizyoterapist Canan Darıcı Mehlepçi, aileleri endişelendiren belirgin farklılıklarda 'büyüyünce düzelir' düşüncesiyle beklemek yerine profesyonel değerlendirme yapılması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocukluk döneminde kazanılan her yeni beceri gelişimin önemli bir parçasını oluştururken, her çocuğun gelişim süreci farklı ilerleyebiliyor. Uzmanlar, gelişimsel farklılıkların her zaman bir sorun anlamına gelmediğine dikkat çekerken, belirgin işaretlerin erken dönemde değerlendirilmesinin önemini vurguluyor.</p> <p>Fizyoterapist Canan Darıcı Mehlepçi, çocukların oturma, emekleme, yürüme, oyun oynama ve çevreleriyle etkileşim kurma gibi becerileri farklı zamanlarda kazanabildiğini belirtti.</p> <p>Mehlepçi, ailelerin çocuklarında belirgin bir farklılık gözlemlemesi halinde 'biraz daha büyüsün, düzelir' diye beklememesi gerektiğini ifade ederek, erken değerlendirmenin çocuğun ihtiyacına uygun desteğe zamanında ulaşmasını sağlayabileceğini söyledi.</p> <p><strong>'ERKEN MÜDAHALE ÇOCUĞU KALIBA SOKMAK DEĞİL'</strong></p> <p>Erken müdahalenin yalnızca terapi seanslarından ibaret olmadığını belirten Mehlepçi, bunun çocuğun kendi potansiyelini desteklemeye yönelik bir süreç olduğunu kaydetti. Mehlepçi, 'Bizim için erken müdahale; çocuğu belirli bir kalıba sokmak değil, onun kendi potansiyelini desteklemek, bağımsızlığını artırmak ve günlük yaşama katılımını güçlendirmek anlamına geliyor' dedi.</p> <p>Çocuğun yalnızca yapamadıklarına değil, yapabildiklerine ve desteğe ihtiyaç duyduğu alanlara odaklanılması gerektiğini vurguladı.</p> <p>Profesyonel değerlendirme yapılmasının mutlaka bir problem bulunduğu anlamına gelmediğini belirten Mehlepçi, bazı durumlarda aileye çocuğun gelişiminin yolunda olduğunun söylenebileceğini ifade etti. Mehlepçi, 'Önemli olan belirsizliği ortadan kaldırmak ve çocuğun gelişimini doğru şekilde takip etmek' değerlendirmesinde bulundu.</p> <p><strong>AİLELER HANGİ İŞARETLERE DİKKAT ETMELİ?</strong></p> <p>Uzman, özellikle şu durumlarda profesyonel değerlendirme yapılmasının yararlı olabileceğini belirtti:</p> <ul> <li>Hareket gelişiminde belirgin gecikme,</li> <li>Denge ve koordinasyon güçlükleri,</li> <li>Postür ve hareketlerde belirgin farklılıklar,</li> <li>Motor becerilerde zorlanma,</li> <li>Hareketleri planlamada güçlük,</li> <li>Günlük yaşam aktivitelerinde yaşıtlarına göre belirgin bağımlılık,</li> <li>Ses, dokunma veya harekete karşı aşırı ya da düşük tepki,</li> <li>Oyun ve çevreyle etkileşimde belirgin güçlük.</li> </ul> <p>Bu işaretlerin çocuğa etiket koymak amacıyla değil, ihtiyaçların zamanında fark edilerek doğru desteğin sağlanması için değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Mehlepçi, erken müdahalenin bir yarış olmadığının altını çizdi.</p> <p><strong>'ÇOCUĞUNUZU BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYIN'</strong></p> <p>Ailelere çocuklarını başka çocuklarla kıyaslamamaları çağrısında bulunan Mehlepçi, 'Çocuğumuz neden diğer çocuklar gibi değil?' sorusu yerine, 'Çocuğumuz bugün nerede ve onun gelişimini desteklemek için ne yapabiliriz?' sorusunun sorulması gerektiğini belirtti. Bu yaklaşımın hem ailelerin kaygısını azaltacağını hem de çocuğun güçlü yönlerine odaklanmayı sağlayacağını ifade eden Mehlepçi, 'Biz çocuğu değiştirmeye çalışmıyoruz. Onun güçlü yönlerini destekleyerek, ihtiyaç duyduğu alanlarda gelişimine eşlik ediyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/uzmanindan-ailelere-uyari-buyuyunce-duzelir-diye-beklemeyin</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/08/uzmanindan-ailelere-uyari-buyuyunce-duzelir-diye-beklemeyin.webp" type="image/jpeg" length="48870"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Horlama ve sabah baş ağrısına dikkat]]></title>
      <link>https://www.izmirtime.com/horlama-ve-sabah-bas-agrisina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.izmirtime.com/horlama-ve-sabah-bas-agrisina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Horlama, gece nefes nefese uyanma, sabah baş ağrısı ve gündüz yorgunluğu gibi şikâyetlerin basit bir yorgunluk olarak görülmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, özellikle kadınlarda uyku apnesinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Göğüs Hastalıkları ve Alerji Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. M. Levent Safali, uyku sırasında ortaya çıkan sorunların tespit edilmesinde uyku laboratuvarında gerçekleştirilen testlerin önemli rol oynadığını belirtti.</p> <p>Uyku apnesinin erkeklerde kadınlara göre yaklaşık üç kat daha sık görüldüğünü belirten Safali, kadınlarda hastalığın her zaman horlama ve gece nefes durması şeklinde görülmeyebileceğine dikkat çekti.</p> <p>Safali, uykusuzluk, sabah baş ağrısı, gündüz yorgunluğu, duygu durum değişiklikleri ve konsantrasyon güçlüğünün de değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında olduğunu ifade etti.</p> <p><strong>MENOPOZ DÖNEMİNDE RİSK ARTABİLİYOR</strong></p> <p>Menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin uyku düzenini etkileyebildiğini belirten Safali, bu dönemde uyku apnesi açısından da dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Safali, özellikle menopoz döneminde veya sonrasında horlama, gece nefes nefese uyanma, sabah baş ağrısı ve gündüz yorgunluğu yaşayanların uyku apnesi açısından değerlendirilmesinin önem taşıdığını belirtti.</p> <p><img height='1007' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/08/21/1787294735-uzm-dr-m-levent-safali-1787328777-803-x750.png' width='750' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Uyku apnesi ve huzursuz bacak gibi bazı hastalıkların özellikle gece ortaya çıktığını aktaran Uzm. Dr. M. Levent Safali, uyku laboratuvarında beyin dalgaları, kalp ritmi, solunum, bacak hareketleri ve göğüsteki solunum eforunun ölçüldüğünü söyledi.</p> <p>Gece boyunca uyku teknisyeni eşliğinde gerçekleştirilen testlerden elde edilen kayıtların uzman hekim tarafından değerlendirildiğini belirten Safali, bu veriler sayesinde hastalığın tanısının konulabildiğini ve şiddetinin belirlenebildiğini ifade etti. Uzm. Dr. M. Levent Safali, süregelen horlama, gece nefes darlığı, sabah baş ağrısı ve gündüz aşırı yorgunluk gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi ve gerekli durumlarda bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.izmirtime.com/horlama-ve-sabah-bas-agrisina-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 18:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://izmirtimecom.teimg.com/crop/1280x720/izmirtime-com/uploads/2026/08/horlama-ve-sabah-bas-agrisina-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="59834"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
