Bizi dostluğundan ayırma. Bize her zaman yardım et. “Şüphesiz Sen her şeye kadirsin” (18). “Şüphesiz bütün yaptıklarımızı görensin” (19).

FATİHA VE BAKARA SURELERİNDEN DUALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

“Rahman ve Rahîm olan Allahın adıyla. Alemlerin Rabbi olan Allaha hamd olsun. Rahman ve Rahîm olan Sensin. Din gününün maliki Sensin. Yalnız Sana kulluk eder, Senden yardım bekleriz. Bizi doğru yola hidayet yoluna çıkar. Nimet verdiklerinin yoluna çıkar. Gazaba uğramışların ve delalette olanların yolundan bizleri uzak tut” (1). “Allahım sen inkarcıları (K-F-R’yi) tamamen kuşatmışsındır” (2). “Allahım şüphesiz Sen her şeye kadirsin” (3). “Her şeyi bilensin” (4). “Şüphesiz Sen alîmül hakîm olansın” (5). “Şüphesiz Sen tevvâbür rahîm’sin” (6). Tövbelerimizi çokça kabul edensin. Bizi tövbe kapısına ulaştır. Oradan eli boş dönenlerden eyleme. “Şüphesiz Sen tevvâbür rahîm’sin.” (7)

Ya Rabbel Alemin, Musa kulunun Sana dediği gibi; “cahillerden olmaktan sana sığınırım”(8). “Şüphesiz Sen neler yaptığımızdan gafil değilsin” (9). “Allahım, bizler neyi sır olarak saklarsak, ya da neyi açıkça söylersek bunların hepsini bilensin” (10). “Çünkü Sen yaptıklarımızdan gafil değilsin.” (11).

Ya Rabbel Alemin, “Sen o zalimleri bilirsin” (12). “Onların neler yaptıklarını görürsün” (13). “Sen de onların düşmanısın” (14). Onlara karşı bize yardım et.

Ya Rabbel Alemin, “Sen rahmetini dilediğine verirsin, Sen “zûl fadlil azim’sin.” (15). Çok büyük fadl, lütuf sahibisin. Sen bize bu rahmetini ve fadlını ulaştır. “Şüphesiz Sen her şeye kadirsin” (16).

Ya Rabbel Alemin, “göklerin ve yerin mülkü şüphesiz Senindir. Bize de, Senden başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır” (17). Bizi dostluğundan ayırma. Bize her zaman yardım et. “Şüphesiz Sen her şeye kadirsin” (18). “Şüphesiz bütün yaptıklarımızı görensin” (19).

Ya Rabbel Alemin, “doğu da, batı da Senindir. Nereye dönersek dönelim, orası hep Sana çıkar. Şüphesiz Sen vâsi’un alîm’sin” (20). Rahmetin geniştir ve her şeyi eksiksiz bilensin. “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Sana boyun eğmiştir. Sen göklerin ve yerin yoktan var edicisisin” (21)

Ya Rabbel Alemin, “zalimler Senin ahdine nail olamaz.” (22). Bizi zalimlikten ve zalimlerden uzak tut. Senin ahdine nail olanlardan eyle.

İbrahim kulun, “Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl. Buranın halkından içlerinde Allaha ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli nimetlerle rızıklandır.”(23) diye dua etmişti. Bizleri de böyle bir duaya muhatap kıl. İçinde yaşadığımız bu vatan için bizleri de böyle dua edenlerden eyle. Yapmış olduğumuz amellerimizi de, “Ya Rabbel Alemin, bizden kabul buyur. Şüphesiz Sen semî’ul alîm olansın.”(24), işiten ve bilensin.

Ey Rabbimiz, İbrahim kulun, İsmail kulunu da duasına katarak şöyle demişti. “Rabbim, bizim ikimizi yalnız Senin için boyun eğen müslümanlardan kıl. Hem de soyumuzdan yalnız Senin için boyun eğen müslüman bir topluluk meydana getir. Ve bize ibadetlerimizin yolunu göster. Tövbelerimize rahmetle bakıver, çünkü şüphesiz tevvâbür rahîm olan Sensin.”(25). Bizi de bu duanın muhatabı eyle. Bu duayı hem kendimizi hem de bizden sonra gelecek olan nesilleri de kapsayacak şekilde edebilmeyi nasip et.

Ya Rabbel Alemin, İbrahim kulun, “Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara Senin ayetlerini tilavet etsin. Kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin. İçlerini ve dışlarını tertemiz yapıp, onları pâk eylesin. Şüphesiz azîzül hakîm olan Sensin”(26). Diyerek duasına devam etmişti. Sen onun duasını kabul eylediğin gibi bizim de dualarımızı kabul eyle. Onun duasını kabul edip, kitabı ve hikmeti öğreten, tertemiz eden birçok peygamber yolladın. O yolladığın peygamberlerin izinden gidebilmeyi ve tertemiz olabilmeyi biz kullarına nasip eyle. Çünkü biz, “Alemlerin Rabbi olan Sana teslim olduk.”(27). Sen teslimiyetimizi kabul eyle.

Kulun Yakub’a ölüm gelip çattığı zaman, oğullarına sorduğu soru üzerine oğulları, “Senin Allahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın Allahına, tek olan O Allaha ibadet edeceğiz. Biz ancak O’na boyun eğen müslümanlardanız”(28) demişlerdi. Ya Rabbel alemin, o kullarının dediği gibi, sana ibadet etmeyi, sana boyun eğmeyi, sana teslim olmayı bizlere nasip et. “Biz, Allaha iman ettik ve bize ne indirildiyse, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına ne indirildiyse ve bütün peygamberlere, Rabblerinden ne verildiyse, hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz. Ve biz ancak O’na boyun eğen müslümanlardanız.”(29) diye dua edebilen kullarından eyle. “Şüphesiz Sen semî’ul alim’sin”(30) İşiten ve bilensin…

Ya Rabbel Alemin, bizi, “işte biz O’na ibadet edenleriz”(31) ayetinin muhatabı eyle. Sadece Sana kulluk edip, ibadet edenlerden eyle.

Ya Rabbel Alemin, bizi, “O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size. Şu kadar var ki, biz O’na ihlâs ile sarılıyoruz.”(32) ayetinin pozitif taraftaki muhatabı eyle. Bizi Sana ihlâs ile yaklaşanlardan eyle. Bizim amellerimizi zayi etme. Çünkü “Sen, yapılanlardan gafil değilsin”(33)

Ya Rabbel Alemin, “doğu da batı da Senindir. Sen kime dilersen, onu hidayete erdirirsin.”(34) bizleri hidayete erdirdiğin kullarından eyle. Çünkü “şüphesiz Sen insanlara karşı leraûfür rahîm’sin”(35) çok şefkatli ve çok merhamet sahibisin.

Ya Rabbel Alemin, bizleri “Rabblerinden gelen o emir haktır. Ve Allah yapmakta oldukları şeylerden gafil değildir”(36) ayetinin işaret ettiği hususlara karşı bizi iman edenlerden eyle. Senden gelen emirlerin hakk olduğuna iman edenlerden eyle. Çünkü “O hakk Rabbimiz olan Sendendir.”(37) ve o hakkın, Senden olduğuna “şüphe ile yaklaşanlardan”(38) eyleme. “Şüphesiz Sen her şeye kadirsin”(39)

Ya Rabbel Alemin, “hakkın Senden olduğu gerçeğine”(40) iman edenlerden eyle. Çünkü “Sen yaptıklarımızdan gafil değilsin”(41).

Ya Rabbel Alemin, “Biz Sana aidiz ve sonunda Sana döndürüleceğiz”(42). “Şüphesiz Sen, şâkirun alîm’sin”(43) her iyiliğin karşılığını verensin, her şeyi çok iyi bilensin.

Ya Rabbel alemin, bizi tövbe eden kullarından eyle, çünkü “Sen tevvâbür rahîm’sin”(44), “Senden başka ilah yoktur. Sen rahman ve rahîmsin”(45)

Ya Rabbel Alemin, bizi “gerçekten gücün ve kuvvetin Sana ait olduğunu, gerçekten azabının çok şiddetli olduğunu”(46) ayrıca bu şiddetin aksine “Senin –nasıl- gafûrur rahîm”(47) olduğunu anlayanlardan eyle. İdrak edenlerden eyle, azabından korkan, ama merhametinle de şımarmadan, nankör olmadan sevinenlerden eyle. “Sen bize kolaylık dilersin, zorluk dilemezsin.” (48). Çünkü “Sen şüphesiz gafûrur rahîm’sin”(49).

Ya Rabbel Alemin, Sen bize çok yakınsın. Sana dua edince, duacının duasını kabul edensin. Bizi de senin davetine koşarak gelenlerden ve hakkıyla iman edenlerden eyle ki, tastamam olan yola gelebilelim. (50) “Şüphesiz Sen gafûrur rahîm’sin”(51)

Ya Rabbel Alemin, bizi, “Allaha karşı takvalı olun, bilin ki Allah, o takva sahiplerinle beraberdir”(52) ayetinin muhatabı eyle, bizi Sana karşı takvalı kullar eyle. Bu ayetin verdiği tevekkül dersinin idrakine varanlardan eyle. Amellerimizi halisane edenlerden eyle. “Şüphesiz Sen muhsinîn’i”(53) halisane şekilde kulluk yapanları seversin.

Ya Rabbel Alemin, “Bana karşı takvalı olun, bilin ki Benim azabım şiddetlidir.”(54) ayetinin hükmünü idrak edenlerden eyle. Şiddetli olan azabından bizi koru. O şiddetli azabı hak edecek amellerden bizi uzak tut. Amellerimizi takvalı şekilde yapanlardan eyle.

Ya Rabbel Alemin, ayetinde “kendinize azık edinin, şüphesiz azıkların en hayırlısı, Allaha karşı olan takvadır. Ey akıl sahipleri, bana takvalı yaklaşın.”(55) dersin. Bizi hayırlı azık edinenlerden eyle. Bizi takvalı kullardan eyle. Bizi ulûl elbab yani akıl sahiplerinden eyle. Akıl sahibi olarak takvalı şekilde sana gelebilmeyi bize nasip et.

Ya Rabbel Alemin, hatalarımız olsun olmasın, bizi bağışlaman için Sana el açtık. “Allahtan bağışlanmanızı isteyin, şüphesiz Allah gafûrur rahîm’dir”(56) ayetinin hükmünce Senden bağışlanma dileriz. Sen bize mağfiret et. “Ya Rabbimiz, bize dünyada bir güzellik, ahirette de bir güzellik ver. Bizi azabından koru.” (57) şüphesiz Sen, “serî’ûl hisâb’sın”(58) hesabı çok çabuk görensin.

Ya Rabbel Alemin, “Sen, fesâd’ı(bozgunculuğu) sevmezsin”(58). Bizi bozgunculuk edenlerden eyleme. Bizi bozgunculuk edenlerden uzak tut. “Bütün işler Sana döndürülür” (59). “Sen şüphesiz azîzün hakîm’sin”(60) “Kullarına karşı çok raûf’sun”(61). Ama ayrıca “şüphesiz azabın da şiddetlidir.” (62)

Ya Rabbel Alemin, ayetinde, “Ben dilediğime hesapsız rızık veririm.”(63) dersin. Biz kullarını hesapsız rızık verdiklerinden eyle. Rızkı verdiğinde de, şımaranlardan, nankör olanlardan, şükürsüz ve infaksız kalanlardan eyleme.

Ya Rabbel Alemin, ayetinde, “Ben dilediğimi doğru yola iletirim”(64) dersin. Bizi de doğru yola ilettiğin kullarından eyle. Sapanlardan eyleme. Bizi yardımınla destekle. “Şüphesiz Senin yardımın yakındır.”(65)

Ya Rabbel Alemin, bizim bilgimiz, bildiklerimiz kısıtlıdır. Bizim için hayırlı olan nedir? Ya da hayırsız olan nedir? Bilenlerden değiliz. Bilgi deryasının sahibi sensin. “Sen bilirsin, biz bilenlerden değiliz.”(66)

Ya Rabbel Alemin, “Sen, gafûrur rahîm’sin”. Bizi gafûrluğunla, rahîmliğinle destekle.(67)

Ya Rabbel Alemin, “Sen, müfsid(fesad çıkaran) ile müslih(ıslah eden) olanları birbirinden ayırırsın.”(68). Bizi ıslah edenlerden eyle. Fesad çıkaranlardan koru. Bizi Müfsidlerden eyleme. “Sen şüphesiz azîzün hakîm’sin”(69)

Ya Rabbel Alemin, “şüphesiz Sen, tövbe edenleri ve temizlenenleri seversin.”(70) bizi tövbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle. “Sen semî’un alîm’sin.”(71)

Ya Rabbel Alemin, “şüphesiz Sen gafûrun halîm’sin”(72), “gafûrur rahîm’sin”(73), “semî’un alîm’sin”(74), “azîzün hakîm’sin”(75). Bizi gafûr, halîm, rahîm, semi’, alîm, azîz, hakîm, esmalarınla destekle. Bu esmalarının hükümlerine karşı gelenlerden eyleme. Bu esmaların hükümlerini şirk malzemesi yapanlardan eyleme.

Ya Rabbel Alemin, bir ayetinde “şüphesiz Sen her şeyi bilirsin.”(76), başka bir ayetinde de, “Allah bilir, siz bilmezsiniz”(77) dersin. Bu ayetlerine iman edenlerden eyle. Aciz bilgimizle kibre düşenlerden, alîm esmanın Rabbiymişçesine davrananlardan eyleme.

Ya Rabbel Alemin, bizi, “takva ile Sana yaklaşanlardan eyle. Ve Sen her yaptığımızı görensin.”(78) “yaptıklarımızdan haberdar olansın.”(79) “şüphesiz Sen kalbimizden geçenleri de bilirsin”(80). “şüphesiz Sen gafûrun halîm’sin”(81). Bizi gafûrluğunla ve halîmliğinle destekle. “şüphesiz Sen her yaptığımızı hakkıyla görensin”(82) “Sen azîzün hakîm’sin”(83) bizi azîzliğinle ve hakîmliğinle destekle. “şüphesiz Sen insanlara karşı fadl(lütuf) sahibisin”(84), Sen bizi şükredenlerden eyle. Nankörlerden eyleme. “Sen semî’un alîm’sin”(85), bizi semî’ ve alîmliğinle destekle. “Sen, darlıkta(yekbidu) verirsin, genişlikte(yebsutu) verirsin. Hepimiz Sana döneceğiz”(86). Bize darlık verdiğinde isyan edenlerden eyleme. Genişlik verdiğinde de şükretmeyen, şımarık nankörlerden eyleme.

Ya Rabbel Alemin, Sen bize ayetinde, “zalimleri bildiğini” (87) söylersin. Eğer biz zalimlerden olmuşsak bizi bağışla, bizi affet, o zalimlik karanlığından çıkar. Nurumuzu tamamla.

Ya Rabbel Alemin, “Sen mülkünü dilediğine verirsin. Sen vâsi’un alîm’sin.”(88). Mülkünü bize verdiğin zaman şükretmeyen, infak etmeyen, şımarık nankörlerden eyleme. Vâsi’ ve alîm esmalarınla bizi destekle.

Ya Rabbel Alemin, “Sen sabırlılarla berabersin.”(89), “üzerimize sabır dök. Ayaklarımızı sabit tut. K-F-R topluluğuna karşı bize yardım et.”(90)

Ya Rabbel Alemin, “Sen bütün alemlere karşı büyük fadl sahibisin”(91) Davud kulunu Calut’a karşı desteklediğin gibi bizleri de destekle. Fadlından bize de pay ver. “şüphesiz Sen dilediğini yaparsın.”(92).

Ya Rabbel Alemin, Senden başka hiçbir ilah yoktur. Sen hayy ve kayyum’sun. Seni ne gaflet basar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Senindir. İznin olmadan huzurunda şefaat edecek kimse yoktur. Sen kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilensin. Bizler ise, Senin bize bildirdiğin kadar ilim ile kavrayabiliriz. Senin kürsin bütün gökleri ve yeri sarmıştır. Her iki alemi görüp gözetmek Sana bir ağırlık vermez. Çünkü Sen aliyyül azîm’sin.(93) Ayrıca başka bir ayetinde de bizlere “semî’un alîm”(94) olduğunu bildirirsin.

Ya Rabbel Alemin, “Sen iman edenlerin veli’sisin. Onları karanlıklardan aydınlıklara çıkaransın.”(95)

Ya Rabbel Alemin, İbrahim kulunun, o zalim hükümdara, “Benim Rabbim, hem diriltir(yuhyî), hem de öldürür(yumît).”(96), “Allah güneşi doğudan doğurur.”(97), “Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez”(98) dediği gibi, bize de, sisteme karşı zalim olanlara, İbrahim kulun gibi cevap verebilmeyi nasip et. İbrahim kulun gibi, Senin bu özelliklerini kalben tasdik edenlerden eyle. Çünkü “Sen şüphesiz her şeye kadîrsin”(99), kudretinle bizi destekle “Sen azîzün hakîm’sin”(100) bizi azîzliğinle ve hakîmliğinle destekle, “vâsi’un alîm’sin”(101), Vâsi’ ve alîm esmalarınla bizi destekle. “ganiyyün halîm’sin”(102) ganiyy ve halîm esmalarınla bizi destekle, “K-F-R topluluğunu doğru yola iletmezsin”(103) onlara karşı bize yardım et. “Sen yaptıklarımızı görürsün”(104).

Ya Rabbel Alemin, “Sen ganiyyün hamîd’sin”(105), “vâsi’un alîm’sin”(106), bizleri ganiyy, hamîd, vasi’, alîm esmalarınla destekle yardım et. “şüphesiz Sen zalimlere asla yardım etmezsin.”(107), bizi zalimlerin zulmünden uzak tut.

Ya Rabbel Alemin, “her ne yaparsak hepsinden haberdarsın.”(108), “her ne yaparsak şüphe yok ki sen onu bilirsin.”(109). Ve yine şüphe yok ki, “Sen her şeyi bilirsin.”(110) Bizim tevekkülümüzü arttır. “Senin her şeyi bildiğine”(111) şeksiz şüphesiz iman edenlerden eyle.

Ya Rabbel Alemin, “göklerde ve yerde ne varsa hepsi Senindir. Biz içimizdekileri açığa vursak da, gizli tutsak da, Sen onlarla bizi hesaba çekersin. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab edersin. Sen her şeye kadîrsin.”(112)