Toplum onuru ,onu temsil edenlerin onuruyla paralel yürür; muhalifler yargılarında bu iki unsuru hep yan yana değerlendirir,hatta yandaşlara istediklerini ve aradıklarını bulamayınca ,masumca kandıkları vaatlere ulaşamayınca ,bir kez daha şüphe tohumları içinde yıkılırlar.

KAOS MU O DA NE?

Sinek küçüktür ama mide bulandırır. Herkes için geçerli olsa da olmasa da ,ya hakim olacaksın ortama yada başını  alıp gideceksin ortamdan.Daha henüz kurtulmamışken bir enkazdan, ,neden sebep veriliyor birtakım şaibeli işlere, akıl kârı değil.Karl R.Popper ;Tarihselciliğin Sefaleti ,adlı kitabında:TOPLUMSAL OLAYLAR İÇİN,  SOSYOLOJİNİN EMPİRİK YANINDAN BAHSEDER.Hatta bunu deneyimle desteklenen  bir olgu içinde, olaylar örgüsünün açıklanabilirliliğini,geçmiş süzgecine dayalı olarak ,önceden haber verilen olayların gözlemlenebilir olgular olduğunu ,bunun bir sonrakinin habercisi olabileceği gibi ,makul,mantıksal yaklaşımlarla, insan davranış ve hareketlerine bir ışık tutmaktadır.

 Öznelleşelim derken,eski ile yeni arasında uzun ve bazen şiddetli birtakım tartışmalara sebep verilmesi ;bu tümel varolşçuluğun içinde,kendi kimliğini kazanmanın ,tek tek şeylerin oluşturduğu küme veya sınıfların üyelerine atfedilmesi ,düşünülen aidiyet konumlarının ,özel bir orjin arayışı olarak ,yığın kümelerinin bir araya getirilmesi ,gözden kaçırılamayacak yeni hata ve nefretin, sebebi olmaktan öte gidememektedir.Bir şey yapalım derken telafisi imkansız zararlara gebe kalmamak lazım.

 Kadro; sosyal  devlet yapılanmasında önemli.İktidarların, sosyal açıdan ,toplum için en tehlikeli yanları ,dün toplum gibi düşünüp,iktidar ergine kavuştuktan sonra ,topluma yabancılaşması .Yani modern deyimi ile köhneleşmesidir.İktidarların en büyük sorunu ;vaadlerini tutabilecek olgu ve onur içinde olamamaktır.

Toplumlarına güven telkini zamanla zayıflayan iktidarlar ,yine onu varedenler tarafından zaman aşımına uğratılırlar.

 Bu topluma ağır bedeller ödetir ;çünkü, güven bunalımı ,yeni arayışlar ,bir devinim süreci içinde, süregelir durur.

  Toplum onuru ,onu temsil edenlerin onuruyla parelel yürür; muhalifler yargılarında bu iki unsuru hep yan yana değerlendirir,hatta yandaşlarda istediklerini ve ardıklarını bulamayıca ,masumca kandıkları vaadlere ulaşamayınca ,birkez daha şüphe tohumları içinde yıkılırlar.

 Aranan kadro, olması gerektiği gibi olmalı hiç şüphesiz.Ne yazık ki bölgesel unsurlar, hemşehri ilşkilerinin de ötesine geçen koyu bölgesel taassuplar, NİCE DEĞERLİ KIYMETLERİN GÖRÜLMEMESİNE YOKOLMASINA VEYA HAKLARININ GASBEDİLMESİNİ MÜMKÜN KILMAKTADIR.Mantık Emevi despot sultanı gibi cevap vermekse halka ,bunun sosyal adalet ve insani yaklaşımla  ve tevhid değerleriyle örtüşen bir yanının olmadığını görmemek safdillilik olur.’Siz Ömer’in toplumu gibi odlunuzda mı benden Ömer’in adaletini bekliyorsunuz’demişti Yezit halkına ,bu yoldan gidenler için söylenebilecek tek söz,sonunuz onun gibi olsun,yada hakkı görürde ,yol yakınken işi ,liyakat sahiplerine tanzim edici bir düstur oluşturursunuz.

 Aranınca bulunur.Yada bulunması için yollar hazırlanılır.Şu bilinmeli ki,devir sanıldığı kadar sütliman liman değil.Bu işe kelle koltukta ,cesur ,sözünü sakınmayan, sözü ve özü doğru ,kınayanın kınamasından korkmayan ,iftira ve entrikalara boyun eğmeyen ve onlarla enerjisini kaybetmeyen ,gidişatını değiştirmeyen Özbenlik sahibi kişilerle gidilir ancak.Başarı ,başarmak isteyenlerindir.

                                                                                          Cevdet ERGÜL /İzmir    08/04/2004